I
Elektron yükünden başka bir şey olmayan varlık, evrenin plazmayla yapılandırılmış karanlık dehlizlerinden, kara duvarları çınlatan, korkunç kahkahalar atarak, bir ışık demeti arıyordu, tutsaklıktan kurtulmak, özgürlüğe adım atabilmek için, çığlıklar atıyor, kanatlarını birbirine vurarak, çırpınıyordu. Varlıksılar, yarı yaşarlar, cansızlar, cisimsiler, silisyum gözenekleri, taş uygarlığı, tanrının payına düşen gezegenler, melek kolhozları, şeytansı birlikler, potasyum bahçeleri, cehennetsi mavi gezerler, gökada molozları bir peyzaj oluşturmuş, bir arter gibi süzülüp gidiyorlardı, göz alabildiğine uzanan elektronik panelin önünden. Bir metamorfoz büyüsüydü elektron yükü, öyle becerilerle donatılmıştı ki, gördüğü yalnızca kendisinin versiyonları, bir tür varyantıydı, o evrenin sonunu, kozmosun bilinmeyen yuvaklarını aramıyordu, uçsuz bucaksızlıkta, kendini arıyordu o, kendisinin doğurgudan başka bir şey olmayan, sofistike, iğrenç ve bir tiksinti yığını olan, bir yalınçtan bileşik posasını arıyordu, zamanın başlangıcından beri. Körpe deneyin bittiği üçüncü yuvar adı verilen canavarlar topluluğunun yıkılarak, cehennemin dibine savrulduğu o günden beri.
Hiç bir ütopya, onu tasımlayanın gerçeklik sınırlarını aşamaz, bunu bildiği için dişil A elektronu, yazacağın bilimkurgu öyküsü için iyi bir başlangıç değil bu diye bağırdı eril B grubuna ve sen bir erkeksin değil mi dedi, hiç bir işe yaramayan ve her şeye egemen olan tanrının eril kolusun sen. Klişe bu diye bağırdı B. Ben senim, kendimizi aşamıyoruz ki, C baktı neoplanın içinden sıkıldığını belli eder gibi, tuşa bastı, görüntüler yitip gitti. Aşağıya baktı, üzüm bağları vardı, bu hangi gezegen dedi, sanal asma bahçeler, Belkıs'ın lunaparkı. Sorulayıvı bakışlarla Sardanapal'a baktı Enkidu, sen bunlara gezegen mi diyorsun... Aşağıda güzel kızlar, ellerinde sepetler, yeşilin vahşi renkleriyle coşan yaprakların arasında, kırmızı üzüm salkımlarını küçük ağızlı testerelerle kesip koparıyor arada bir kaçını ağızlarına atarak köpüren bir bulut gibi, dişlerinin arasında son soluğunu veren kırmızı şeylerin tadından sanki sarhoş olmuş gibi sallanıyorlardı. İki şeytan elele dolaşıyor, kızlar onları görmüyor ama onları şeytan çifti görüyordu. Birinin omzuna dokundu kızların, kız omuzum ağrıyor sepeti taşımaktan dedi, omzunu okşayarak ağrısını dindirmek istedi kızlardan biri, gülerek ovuyor, güzel teninde sepetin çubukları iz bırakmış kız dedi. Sen biraz dinlen. Bağların orta yerindeki beyaz bir bulut gibi açmış çiçekleriyle bir armut ağacında bağlı bir at duruyordu. Atsıkılmıştı kuyruk sllayarak sinekleri kovalamktan. Birden vahşice kişnedi
kolları yoktu, elleri yotu, tanrı ona bir süpürge vermiş bütün acılarını o süpürgeyle uzaklaştırmaya çalışan bir makine olduğunu biliyordu at. Kızlardan biriatın önüne bir tutam ot bıraktı ve at köpükler saçarak ağzından otları yemeye başladı yön değiştiren düşlerini unuttu.
Gökten bir cisim uçarak gidiyordu, kartal dedi akbaba, örenlere konmuş bir fareyi yemiş gagalarını siliyordu taş parçalarına. Gaga dedim çünkü alt ve üst bir çift bunlar çoğul dedi şeytan ötekine. Kızlar, pekmez kaynatıyordu yukarılarda, kazana bir kaç avuç toprak atmışlar pekmezin tadı topraksı ve tuhaf lezzetler kazansın diye. Bir solucan ayaklarının altında kıvranıyordu, bir çocuk yılan diye bağırdı, . çıyan dedi başka bir çocuk, büyük kızlardan Gülistan solucan o dedi, Çinliler yiyor ama biz ayaklarımızla eziyoruz yalnızca, şeytan çocuklardan birine, bizde us yoklağanlığı mı var dedirtti. Yok dedi annesi, gerçekte biz olması gereken yere doğru gidiyoruz, hiç bir şey yemeden yaşadığımız gün tanrı olacağız. Tanrı içlerinden birine esin verdi, tanrı o denli özenilmemesi gereken bir yaratık ki, bizi açlık çeken ve birbirini tüketen dna zincirleri gibi yaratabilmiş, beceriksiz bir kral dedi.
Bu yazıyı üretemeyeceksin sen dedi İnnah, Taç Mahal'in yakınlarındaki bir kahveye oturmuş tartışıyorlardı arkadaşlarıyla, Jumna ırmağından çıkan timsahlar, Agra kentinin sokaklarını, gece yarısı militer birlikler gibi dolduruyordu. Babür, Burhanpur'u kuşatacağım bu tanklarla diye seslendi kraliçe Mümtaz'a, İnnah kaçış içindesin sen diye yakındı, konuyu saptırıyor ve yazıyı uzatmaya çalışıyorsun. Tuşa gene bastılar.
Uzakta elektron gemileri yan yana dizilmiş garajın içine girip nadasa çekilmek için sırasını bekliyordu. Gölgelerin içinden bir takım varlıklar geldi, elektron gemilerinin içine girerek kim varsa öldürdüler. Beyaz kan madeni kapılardan sızarak toprak zemine akıyor, birinin çenesi kopmuş gibi hayalet gibi gülümsüyordu sanki. Güvenlik güçleri geldi tutanağa geçirdiler olan biten, içlerinden sağ kalan birine yargıya giderek gördüğün zarar ve yitirdiğin uzuvların için çalıştığın tekeli dava edebilirsin dedi, o ana adamın sağ kolu da toprağa düştü, görevli dava açacak durumu yok bunu diyerek güldü, kalem tutacak parmakları da kalmadı. Arkadaşı çok eskil düşünceler sarmış bedenini senin dedi, gözlerinle yazıyorsun artık sayfaları. Oh dedi öbürü, bak gözleri de yok. Güldü öteki, düşünceyle demek istedim dedi. Öteki güldü bu kez, yalnızca bakman yeterli dedi, gerisini o yazıyor dedi, makine. Öbürü bir kez daha güldü, hayır dedi, bak dilekçesi geldi, köre ver, o yarın gereğini yapacak.ilkeliz dedi geriden gelen arkadaşları bunlara ne gerek var Lennieler!..
Musevi Kolomb'u atıyla birlikte tek bir varlık sanan yerli mızrağını ata savurdu ve yıkılan atın üstünden hışımla ayağa kalkan Kolomb'u görünce gözleri fal taşı gibi açıldı ve o zamana kadar içine girmeyi düşünmediği, denize girip saklanmaya çalışarak gözden yitti. Cortes ipleri birbirine bağlayarak boabop ağacının tepesine kadar çıktı ve oradan aşağıya atladı ama ölmedi çünkü ipi beline bağlamıştı ve ip kalın bir lastikti, bunu gören yerliler bir kez daha onun tanrı olduğuna karar verdiler. Bak dedi yerli bir zamanlar burası buzullar altındaydı Nazca düzlüklerine bir sabah tanımlanamayacak denli uzun bir araç indi ışık gibiydi, şu gördüğün çizgiler onlardan kalan izlerdir, Domuzlar körfezi çıkarmasında başarısız olan Kennedy'yi öldürdüler yaklaşımı doğru mu, diğeri bilgi aktarmaktan başka ne işe yarıyorsun dedi, taykonot İlliryalı arkadaşına , o duymazlıktan geldi ve Antartika'da buzların beş bin metre altından yeryüzüne çıkan Sisfosluların Hades'i yeryüzüne taşıdıklarını ve çıkan nükleid boğuşmalarda üsttekilerin soyu tükendiği için, eARTh'ın böyle ıssız ve trajik görüntüsünün ortaya çıktığını belirtti, İndianlı, İlliryalı değildi, edite yanlışı, sürgit yas havasında olan sizler bu sonucu yarattınız, genlerinizde ölüm dürtüsü var sizin, yazgılarından söz eden biricik uygarlık sizsiniz çünkü yok oldunuz dedi. Çinli güldü ben varım diyerek. İndianlı bir robotarsın onlardan kalan diyerek ışığını söndürdü aracın, araç moleküllerine ayrılarak, Anatartika'da canlanır mı bilinmez uzay boşluğuna yuvarlanarak yitip gitti. İndianlı arkalarından bakarak dua ediyordu.
Alıştırmalar, alıştırmalar alıştırmalar dedi monkey, Andromeda'nın İrlandası'nda güneş siteminden geriye kalan dijital fasikülleri inceliyordu, bir şeye benzemiyorlar diye ışık tomarını titan dolabına yerleştirdi, yaşadığı manyetik geoitten uzak galaksilere baktı, öteki monkey gökada dedi, bırak ekin çatışmasını dedi beriki monkey, bir kahkaha atarak kahvaltıya geçtiler, yemek ritüeli geçmşten kalan hedonist tek alışkanlıklarıydı kırmızı damarlarında renkli sıvılar yüzüyor, dijital organları inip çıkıyor birbirlerinin eşsiz organlarında beliren renk bahçelerinde dinleniyorlardı, uyuya kaldılar.
II
Karbon ve nitrojenden yaratılmışız biz. Salomon siyah, granit taşlardan yükselen görkemli sarayını, İskandinavya'nın vandal gezginleriyle dolaşıyor, içinde yapay güneşlerin ve karanlıklar ülkesi adını verdiği aquariumun olduğu 999 katlı kulesini gururla yabaninin aç gözlerine sunuyordu. Bronz yapımı sarı bir aslan köşeden çıkarak kızılların üzerine saldırdı, kükrüyor ama sesi çıkmıyor, ısırıyor ama kimseye zarar vermiyordu. Sonra ılık bir esintiyi andırır biçimde uslandı ve köşesine doğru paytak adımlarla gitti ve kıvrılarak uzandı. Salomon aranızda biri parçalansaydı inanıyorum ki hoşunuza giderdi, anılarınız sizin için önemlidir dedi. Barbarlar birden göğe doğru yükseldiler. Kleopatra beğenmedim bu slaytı dedi, daha uygun öyküler yaratmalısınız, Biliyorsunuz sizin uygarlığınıza piramitlerin daha yakınım dedi. Antonius, bak burada ikimizinde canına kıyacağından söz eden Yazgıların Yazgısı adında bir betik var, okur musun diye uzattı Kleopatra'ya, betiğin içinden çıkan moleküler bir timsah, tarihin değişmesini istiyorsanız önce bize baş vuracaksınız, sizin ırmakta boğulduğunuz yazıyor burada, sayfalar ilerledikçe gerçeği öğreneceksiniz, bu kitaba girişimin nedeni bu, orada timsahlar kucakladı sizi dedi Evrenimiz, parçalanmış gerçekliğin ürünüdür dedi Kleopatra, parçalanmış gerçeklik, o nedir diye sordu Antonius, gerçekte canına kıyan Oktavianus ve Brutus, aptal anlamına geldiği için adı, o Sezar'la hiç karşılaşmadı, sokaklarda sefil biçimde dolanan ve sürekli dilenerek olanaksız bir varsıllığın içinde debelenen biriydi o, Sulla araya girdi, genede sefildi çünkü altınların yenmeyeceğini bilmiyordu dedi. Ot yenir diye fısıldadı altın bir domuz, iki ayağı üzerinde dolaşıyor ve gözleri yağmur bulutlarını görebiliyordu. Andromeda'da izleyiciler açık hava arbatiriumundan çıkıyordu, izledikleri film, güneşte oluşuş son derece basit bir yurtluğun gülünç görüntülerini sergiliyordu, genede mutluydular, geçmişte neler olduğu ilgi çekici bir alışkanlıktı Andromeda'da, Ganj ırmağına elini sokan dünyanın bütün denizlerinde yıkanmış olur, çünkü bütün ırmaklar denizlere dökülür, bütün denizler birbirine açılır mottosunu öze dokunur bulmuşlardı, Andropoz, Hazar'a girmiş sayılmazlar ama dedi, öteki o göl diyerek çıkıştı. Andromedalılar bitkin varlıklardı, yinelemeden kurtulamayan bitkin varlıklar, ortaya çıkması ve evreni dolduran her ekinin klişeye dönüşmesini önleyememek onları çok üzüyordu, nasıl bir düşünsel sistem yaratmalıyız ki, var yok, barış savaş, kadın erkek ikileminden kurtulsun bu evren diyorlardı, yarattıkları ve oluşturdukları her şey diyalektik bir çelişkiye dönüşüyordu bir süre sonra, şeytan melek, iyi kötü, cennet cehennem diyerek, eliyle titanyum güneşinin pırıltısıyla yanıp sönen masaya vurdu. Ksantippe yaklaştı ve uzak bir gezegenin miladi öyküsü bu, dert edecek ne var dedi, sürgit öyle bu evren diye çıkıştılar, oda taç virüsü bu anlayış dedi, değiştirin mantalitenizi, siz dilemekte olduğunuz bir kozmosu canlandırıyorsunuz gözünüzde, çok yalıncak şeylerin bile değişmesine göz yummayan tardigratların iyesi oluyorsunuz. Kleopatra, değiştir şu görüntüleri dedi, görüntüler var oldukça gerçeğin değişeceğini mi sanıyorsunuz. Yükseklerde hava iyice kararmıştı.
Diana, fiziksel ve tinsel mekanın bütünlenme sorununu çözmeyen varlıksılar yok olmaktan kurtulamıyorlar dedi, Eski Yunan'da şiir sanattan sayılmıyordu diye yanıtladı onu Eurydike, bir büyü, baştan çıkarma yeteneği sayılıyor ve esin perisinin bağışladığı, tanrısal, sanatın üstünde bir şey gibi algılanıyordu dedi. Diana barakasının brom penceresinden dışarı baktı, sayısız bilgi yongaları arasından bunu mu seçtin dedi, Aristo'nun şiirleri. Bulutların arasında bir hava zeplini dolaşıyordu, Diana butona bastı ve aniden karla karışık yağmur yağmaya başladı, zeplin gözden yitmişti, sonra barakaya bir takım uniformalılar geldi ve devrim suçlusu dönek Kautsky'yi aradıklarını söylediler, bir kız koştu geldi ve şu sokağı döneceksiniz orada 19. yüzyılın sonları yaşanıyor, biraz bekleyin Kautsky karşınıza çıkacak yakalarsınız dedi, Diana kızı azarladı bu jurnal alışkanlığını büyük annen mi öğretti sana diye çıkıştı. Ormandan bir fil topluluğu geldi öğle toplantısına, sahra çölünü bütün balıkları katıldılar, son derece iri yaratıklardı ve birbirleriyle evlenmeleri yasaktı bu tür anomalilerin önüne geçmek için. Elinde bir betik Konfüçyüs girdi içeri ve toplantıyı başlattı, Şanghay'ın kentsel dönüşüm provasını konuşacaklardı, yerkürede dört bin metreden yüksek bina yapılamayacağını öngören bir tasarıyı konuşacaklardı, uzay boşluğuna da kırk bin milin üzerinde bir yapılanmanın öngörülemeyeceğini oya sunacaklardı. Diana binadan kurtulamayan bir uygarlık, incelikten söz etmemeli dedi, Konfüçyüs tarihi değerlerimizi korumak için yapılıyor bunlar, herkesin düşünsel özgeçmişine saygılıyız yapıların dışında yaşamak istemeyen nice insan toplulukları var genlerindeki primitif duyguları aşmaları zaman alacak dedi. Gümbürtüyle arbetrumun üstünden bir asteroit geçti, kuyruğu çatıya çarptığı için hafifçe bir yangın kapladı ortalığı, Zeus bu yangını soluğuyla söndürürdü dedi Euridike, hayır dedi Konfüçyüs değerli mineralleri bırakıp gitti göktaşı, denetimli özgürlük içinde bu maddeler ve arada bir uğruyorlar, Satürn'dek canavarlar uygarlığıyla anlaşmamız var dedi. Sonunda canavarlığı kanıksadık demek ki dedi arka sıralardan biri, isteyen ölmüyor artık, şiddet satın alınıyor unutma, boş tasalar içindesiniz dedi. Biri yanındakine, plan olarak yılankavi yapılar seçildiği sürce dört değil, dokuz bin metreye kadar yapılara izin verilmesi olası, çünkü yer çekiminden uzaklaşan binaların depremlere dayanıklılığı kesin, hiç bir tehlike söz konusu değil.
Gerçek yaşamın ıstırap yolcularını geçiniz diye bağırdı Frankşeytan'a benzer, Erasmus kılıklı biri, Prokyon sitesinden geliyordu, yüzyılların gerisindeki sorunlarla zamanı tüketmek ne işe yarıyor ki, verin bir tanrı başlarına oyalansınlar dedi. Tanrı arkasındaymış, büyük bir kahkaha attı, neredeyse Prokyon sallanmıştı, iki güneş arasına telomer iplerle bağlanan okyanuslar birliğine üye, hiç bir sorunu olmayan bir gezegendi bu topraklar, geçmişten gelen tek antikiteside zeminin toprak oluşuydu, topraksı gezegenlerin soyu tükenmiş ama Prokyon sürgit direniyor ve gelecekte aynı sorunu yaşamamak için çözümler arıyorlardı.
III
III
Bak burası Bursa hapishanesi, birileri var, resim yapıyorlar sanırım, zamanda ne kadar geriye gittik, korona virüsü hepsini hizaya getirmiş bunların, dünyanın tanrının hapishanesi olduğunu nereden bilebilirler, Nazım Hikmet, İbrahim Balaban kader mahkumları, kader mahkumları suçlular için bir nitelemeyse, tanrının günahları affetmesi gibi, cezanın yalan ve uyduruk bir edim olduğuna inanmalıyız, meyvesi yeşil kuşlar olan ağaçlara benziyor bunların inançları. Işık hızını aştılar ama sonuçta, evet kendi düşlerinin sınırlarına ulaşmak gibi bir hayal kırıklığıyla baş başa kaldılar sonuçta, evrenin sonunu gördüler, geri dönmekten başka hiç bir özelliğin olmadığı bir dogma, Tanrı yok, melek yok, kitap yok, ot yok, hava yok, su yok, esir yok, madde yok, boşluk yok, kuasar yok, pulsar yok, proton yok, neon yok, yok, yok, yok, peki ne var, sorular var, her şeyin bir yinelemeden başka bir şey olmadığı ve yinelemenin dışına çıkma çabasının, ürkünç, acınası, heybetli, şaşırtıcı, gülünç çabaları... Alber Dürer'in görmeden ürettiği gergedan gibi evrenimiz, düşüncelerimizin boyutu neyse karşılaşacağımız şeylerde odur, bizi şaşırtan hiç bir şey olamaz evrende, düşlerimiz, düşüncelerimiz, ne pahası biçiyorsa eylemlerimize karşılaşacağımız da odur. İki ayaklı değil ahtapot gibi çok ayaklı varlıkların evreni varmış, nerede bu şaşırtıcı gezegen, oysa ahtapotun gezegeni dünya değil miydi, Fellini'nin düşlerinden daha şaşırtıcı değildir evren...
Videoyu kapatır mısın Vlad, hayır sonuna kadar izlemek istiyorum, onların sonsuza dek bizlerle karşılaşma isteğine bayılıyorum, arkalarında bekleyen şeytanlarıydık oysa desek ne yapacaklardı acaba, görmeden gittiler değil mi, kozmik dalga geldi ve tüm evrenlerini, tanrılarını ve uygarlıklarını silip süpürerek toz oldu gitti diyelim, kapatalım misyonumuzu ne dersin, doğru ama eğleniyoruz derim, bilmem belki hala arıyorlardır bir yerlerde, bir mahpus bakın başına neler gelmiş, son anında, bir bardak çay, bir içimlik tütün, bir de konçerto dinlemek istemiş, karşı koymayı bile işbirliğine çeviren konformistlerle baş edemez insan yavruları, yaşadığı çağın İsa'sını, giyitlerinde spektaküler bir puro fetişisti bir Don Juan'a dönüştürdü onlar, de la Serna'yı mı diyorsun, lümpenlik ve gizil yılgınlık dizeleriyle Koçerolara hükmeden ozanlar onlara önderlik ediyor, küfre bulanmış haykırışlarla yas tutan toplumun kan damarlarında tanrılarının öğretisi geziyor, sürgit kulluğa özendirmek... Videoyu kapat dedim. Video değil o, ya ne, bulutlu dünyaların gizemli geçmişinden notlar, Bdgn... Bedensel değişimlerin, genetik güllenimin nedenleri.
Çeviri doğruysa, bir harfle her şeyin değişebildiği bir dünyada umut var demektir Nataşa, diskin hangi bölümüne geçtin, sayısız versiyonu var diyor Kill, bari aynı çağı izlemeyi bitirseydik, Nataşa seni elimde tutmak, bir imparatorluğu yönetmekle aynı şey uygulayımda, bana yardımcı olmalısın, dil bilgisi için açıklamalar geleceğimi ne kadar aydınlatıyor sizce, sabretmemi söylüyorsunuz yanlış anlamadıysam, doğru ama yaşam bir sabırdır zaten ve sabrın son sahifeleridir belki de, bu önermeler doğru ama umut için yetersiz, hangarı boşaltın cazgır nerede, bak görüntüler kayıyor burada, evrenler yaratacak plazmaları fabrikalarımızda üretiyoruz, onların Cern fasikülü avucumuzun içinde ama Unaminizm doğru, birey olmamlıdır dünyamızda ve hala en basit hatları yapamıyor hataları yapıyoruz, kozmos günahlarından arınamayacak bir tansık, bir büyüdür her zaman görüntü kayıyor evet Hendek savaşında resulullah Gatafan kabilesiyle o yılki Medine hurmalarının hasılatını paylaşmak istemiş, buna karşılık Medine'yi kuşatan müşrik koalisyondan çekilmesi için anlaşma yapma konusunu istişare ettiği iki Sad'ı Mu'az ve Sa'd b. Ubâde, ey Allah'ın Resulü, bu bizim için yaptığın bir şey midir, yoksa Allah'ın sana e-mrettiği posttan bir şey midir diye soruyorlar, istişare sonucu Allah Resulü, sahabenin görüşleri doğrultusunda, Gatafan kabilesiyle anlaşma yapmaktan cayıyor. Oh altı bin nüfusluk bir kentte dünya dönüyor, tanrı iniyor ve evren secde ediyor,
Garip konuşmalar, kültür bu olmalı mıydı Kingan, bak işte, Dürer'in gravürleri bir sanat yapıtı sayılıyor, ama bu zırh en az onlar kadar şaşırtıcı, gravürün ustası, değil sanatçı, kim olduğu biliniyor mu acaba..., Sanat su yüzüne çıkma olanağı bulan bir akrobasi gösterisi bence... Bir tür işbirliği yani, işbirliğinden yoksun sanat, ölüm duyurusu. Bu yüzden sanat ilericidir kavramı bir soyutlama, gerçekçilikle bağları zayıf, belirsizlik hükmünde bir niteleme. Picasso, Einstein'in görecelik kavramını tuvale taşıdı diye öncü sayılamaz, o bir işbirlikçi ve bir kurnaz, rölativite kuramı dünyayı sarsınca, ne yapması gerektiğini biliyor oldu yalnızca, bu yüzden sanat, doğrudan ilerici ya da gerici ögeler taşıdığı ileri sürülemeyecek, bir göz bağcılıktır. Kim sanatçı kim değil, buna sanatçının kendisi karar veremiyorsa, sivil toplum kuruluşu ya da devletin organları gibi sanat gerçekte bireysel olduğu halde tüzel bir kişiliktir, onun ne olduğuna, kendisi karar veremediği ya da bu konuda bir rolünün bulunmadığı sürece sanatın direnişçi, modern ya da çağdaş gibi nitemleri, bir toplumsal yargıdır, buda onun dilendiğinde değiştirilebileceği anlamına gelir ki, sanatın göreceli, değişken ve oynar başlıklı bir uğraş olduğu anlamına gelir. Sonuç, sanat kurulu düzenin maskarasıdır büyük olasılıkla ve nasıl nitelenirse nitelensin, ona düzen karar veriyordur, düzenin karar verdiği bir şey, düzene ne kadar karşı olabilir ki, yanıt şudur, karşı koymakta bir çeşit işbirliği sayılabilir kuralının, elverdiğince, buradaki yapıtın sanat eseri olarak nitelenebilmesi için Dürer mi olmak gerekiyor, bu zırhı yapan kişi sadece bununla bile, büyük sanatçıdır sanırım, olanaksız ama Nepal rölyefleri ya da Nirvana türü karmaşık figürler var. Düş gücü görkemli ustasının, uğraşıları sürekli kavgaya dönüşüyor gibi.
Çağımızda telefon, internet, sinema, tiyatro, yürümek, uyumak, konuşmak, yazmak her türlü eylem veri üretiyor, bu verilerin büyük sentriumlarda toplanmasına, bu veri yığınlarına büyük veri deniyor, yapay yetinin gelişimi için en sık kullanılan makine öğretiminin etkili olabilmesi için veriye ya da daha çok veriye gerek var, veri olmadan yapay yetinin geliştirilmesi çok zor, örneğin Tesla'nın dev bilişim firmalarına göre en büyük avantajı bugüne dek sattığı ve sürekli internete bağlı otolardan topladığı dev sürüş verileri olduğu söyleniyor.
Belirttiğimiz gibi el yazısıyla yazılmış a harfini tanıyan bir yazılım geliştirebilmek için farklı biçimlerde yazılmış çok sayıda a harfine gerek var, bu veriler olmadan geliştirdiğimiz bir yazılım farklı yazılmış bir a harfini tanıyamayacaktır. İnternetin yaygınlaşması ve veri depolama donanımlarının ucuzlaması devasa veri yığınlarının oluşmasını sağladı. Bunun yanı sıra bu verilere erişen kurum ve kuruluşlara da büyük rekabet aventajı sağladı. Artık tüm bu aktörler daha fazla veriye ulaşmak ve bu veriyi işleyecek yapay yeti yazılımlarına sahip olmak istiyor. Kendileri sürekli sorun çıkartıyor ve çıkardıkları sorunların sürekli çözümüyle uğraşıyormuştur belki de bu gezegen.
IV
Sürekli kayıyor biyometrik görüntüler, daldan dala gezen saksağanı bilir misiniz, gülmek güneş sisteminde bir içtepiydi Vlad... Ama Vlad güneş siteminden geldi buraya, ürperticiydi ama, olabilir ama onun gülme kavramını unuttuğu kesin. Demek bu karıncevi toplulukların uzay çöplüğünde ele geçirdiğimiz sonlarının görüntülerini de saklama kararı aldınız, evet uzun tümcelerinde güneş sisitemindeki esperantik dillerden kalma, sen arkaik bir yaratıksın Vlad videoyla birlikte seni de saklamamız gerekiyor, gülmeyi anımsamaya çalışıyor bekle, tuşa bas.. Bak imam Maturidi yazıyor, başına gelen iyilik eloahındır, kötülükse sendendir yazıyor, acı çekmek için us çelen bir reçete, gene kaydı, bence yazar karakterine boyun eğer, her ne kadar romandaki dünyayı o yaratsada, bu süreçte kendi gerçek dünyasının değil, anlağında kurduğu dünyanın kurallarına uymak, roman kahramanını da yeryüzünün koşumları ve ırası doğrultusunda hareket ettirmek zorundadır. Aksi halde kurguladığı dünya sarsılır. Kahraman gerçekte yazarını, yarattığı dünyanın kurallarına uymaya davet eder.Tuşa bas. Tesla siyosu nöroteknoloji kuruluşu Neuralink'in önümüzdek yil ilk kez bir Neuralink aygıtını insan beynine bağlayabileceğini umduğunu söyledi. Buna göre pille çalışan bir çip kafatasına yerleştirilecek ve beyne elektrotla gönderebilecek, beyninizdeki herhangi bir yerle arayüz kurulabilir bu yüzdende aygıt görme yeteneğinizi iyileştirebilir. Beş yıl içinde konuşmamıza gerek kalmayabilir, ama dilersek romantizmi sürdürebiliriz. Dile ne olacağı belirsiz, konuşma gereğini ortadan kalkması Matrix gibi bir durum yaratmak olurdu. Her dilde konuşabilirsiniz sonuçta programı indirmek yeterli. Volapükçe bile... Kayıyor Gangaumela'ya geçti,Belirttiğimiz gibi el yazısıyla yazılmış a harfini tanıyan bir yazılım geliştirebilmek için farklı biçimlerde yazılmış çok sayıda a harfine gerek var, bu veriler olmadan geliştirdiğimiz bir yazılım farklı yazılmış bir a harfini tanıyamayacaktır. İnternetin yaygınlaşması ve veri depolama donanımlarının ucuzlaması devasa veri yığınlarının oluşmasını sağladı. Bunun yanı sıra bu verilere erişen kurum ve kuruluşlara da büyük rekabet aventajı sağladı. Artık tüm bu aktörler daha fazla veriye ulaşmak ve bu veriyi işleyecek yapay yeti yazılımlarına sahip olmak istiyor. Kendileri sürekli sorun çıkartıyor ve çıkardıkları sorunların sürekli çözümüyle uğraşıyormuştur belki de bu gezegen.
IV
Bak Nataşa, bir beraberliğin yürümesi bu kadar mı zor. sevmenin, arzulamanın önemi yok mu, seni mutlu etmek neden olanaksız olsun... İnsan insanı sevmeli. Nataşa bu karenin ecesi olur ve mutluluğunu kendi yaratabilir. Ben aracıyım. tanrının elçisi gibi. Güzel sözler ama birbirimizi görmeden gideceğiz bu dünyadan. bir zamanlar sana aşıktım, işte bu göz yaşları için yeterli, sonsuzluğa uzanan bir gölge bile değilim artık. Eylemler, onlar o kadar aldatıcıdır ki, tıpkı konuşmalar gibi, sen eylemi iyi dediğin birinden boşandın büyük olasılıkla. ne söz, ne eylem aşkı, sevgiyi güvence altına alabilir. Yapılacak en iyi şey rüzgara kulak vermendir, senin insanlara güvenmediğini biliyorum. sen yaralısın, kendini iyi duyumsaman eylemlerin aldatıcı sözelinde saklı, oysa aşkı kurallara bağlamasak iyi olurdu. tanrı bile geleceği bilemez ki. olasılıklardan söz edebilir, ama benim için daha cesur olabilirdin, haklısın belki de, çünkü incinmişsin ama her yeni insan, yeni bir dünyadır ve aşkın, sevginin belirlenmiş ne tanımı ne de belirli kuralları yoktur, sen bana evet birlikte yaşayabiliriz deseydin belki bugün yan yanaydık ama çekinceli tavrın beni umutsuzluğa sürükledi, belki bir başkası için bu tavrın doğru bulurdu. hiç bir şey bilinemez.
Bu gezegenin yaratıkları, sonsuzluğu arıyorlar ve aşk konusundaki tümceleri ne denli küçültücü, sıradan ve nitelikten yoksun görünüyor, kavram sorunsalı var büyük ölçüde, çelişkiler içindeki bir yaratık bu, bir anomali, akışa izin vermelisin ama... Kalbinizde bir serap yaratmışsınız ve onları bana yüklüyorsunuz, Yanılsamalarınız bize fanteziler bağışlıyor ve senin imgeleminde bir gerçekliğe dönüşüyorlar neredeyse, gerçekte yaşamayı da isterim ne yazık ki, bu yüzden uzaktan iletişim ve sözde sevmek ya da aşık olmak türünden ilişkileri algılayamıyorum, sevdiklerinize sarılamadığınızda, bunun ne tür bir ilişki olduğunu ve evde sizi nelerin beklediğini görün, sevdiğiniz işlerin ve bu tür beklentilerin elim sonunu, yanıtım şu sana, uzaktan sevgi mi olurmuş diyorsun,
Bu gezegenin yaratıkları, sonsuzluğu arıyorlar ve aşk konusundaki tümceleri ne denli küçültücü, sıradan ve nitelikten yoksun görünüyor, kavram sorunsalı var büyük ölçüde, çelişkiler içindeki bir yaratık bu, bir anomali, akışa izin vermelisin ama... Kalbinizde bir serap yaratmışsınız ve onları bana yüklüyorsunuz, Yanılsamalarınız bize fanteziler bağışlıyor ve senin imgeleminde bir gerçekliğe dönüşüyorlar neredeyse, gerçekte yaşamayı da isterim ne yazık ki, bu yüzden uzaktan iletişim ve sözde sevmek ya da aşık olmak türünden ilişkileri algılayamıyorum, sevdiklerinize sarılamadığınızda, bunun ne tür bir ilişki olduğunu ve evde sizi nelerin beklediğini görün, sevdiğiniz işlerin ve bu tür beklentilerin elim sonunu, yanıtım şu sana, uzaktan sevgi mi olurmuş diyorsun,
V
Hiç bir ütopya yeryüzünün kendisinden daha düşsel olamayacaktır, düşünce zemin ve zamanın, mekanın ve uzamın göstergesidir, şaşırtıcı hiç bir yanı yoktur demişti Leibniz, göğün altında yeni bir şey yok, kozmik dünyamızda düşünmekle cezalandırılmış, yaşamı anlamlandırmaya zorunlu kılınmış insanıl yaratıklar olarak, evrenin kölecilliğine, hizmetkarlığına soyunmuş daha doğrusu mahkum edilmiş varlıksılar olarak yaratılmışız, geleceğe sesimizi duyuramıyoruz ama gerçek dokunulmaz olan, yalnızca şimdiki zamandır, zaman nedir diyorsunuz, sorarsanız bilmiyorum, sormazsanız biliyorum, Augustinus, işte bu motto bizi hala bilge kılan tek safsatamız, çünkü zaman diye bir şey yok, o yalnızca bizim sanımız ve sanrımız, çünkü zaman geriye gidebiliyor, durabiliyor ve ilerleyebiliyor, çok yönlü, biz o denli ilkel ve basit bir uygarlığız ki henüz onun tek yönünü algılayabilen yetersizlik içinde kıvranan ölümcül yaratıklarız, zaman bize göre değil, belki biz zamana göreyizdir bilemeyiz, bu aslında geri ya da ileri aynı şey, gidebiliyor, kelebek uçmaz kendini doğanın aritmetiğine bırakır, biz bu safhadayız henüz, biz hiç bir şey yapmıyoruz doğa ve evren kendisi uygulayım içinde her şeyi, bunu bilmiyoruz biz düşünce iyiye ve kötüye aynı anda kayabilen bir belirsizlik bir varsayım demek, bağ dokuları esnek bir evrende yaşıyoruz, Rusya çevresinde dolaştığımız için Rusya sandığımız bir yer evren karşısında afallıyoruz, korkağız, şaşkınız, acemiyiz ve bir Cezayir menekşesi arıyoruz, Venüs sümbülü, salt düşünebilen ve görünmeyen varlıklar, Penetrasyon gecelerimizin düşleridir evren, bizi almaya geldiler işte evrenden, evren bir döngü değil durağan bir disk, bir düş değil miydik biz, düşlerinde ne yapıyorsun görmeyeli sözüne, bir önceki düşünde ne yaptığımızı söyleyebilen yarı canlılarız biz, bir düşüz saltıklıkla yapay yetinin, deniz tekesine benzer bir uydu geçti yanımızdan, hep bir anlam aramanın işkencesi bu, birde gülüyorlar pencerelerden, düşünmekle cezalandırılmış insanlar, okumak yazmaktan zordur diyor, Kapillarite, sıvının ufak alanlar içinde bölünerek dağılması , uzayda her yerde su buluyoruz artık içmiyoruz da ama avam nedir, burjuvazi orta sınıfın ta kendisidir diye tartışmaya tutuştuk o an avam demek kavramların ticarileşip ayağa düşmesi demek finansör olan alacak artık metayı sanatsal objeyi bitcoin kimde var peki aşk yüreğin Vezüv'üdür, uvertür transseksüel ve çandır bilim adamları, altın oran suya hükmediyorlar, taykonotların giysili olması bizi çok şaşırttı, oysa çıplak bir manyetik alan yaratarak bir döngü olmaksızın sonsuza dek yolculuk edebiliriz, Britanya dilinde cain kabil demekmiş, ama sen diyorsun ki, entelektüel arkadaş olması kötü mü, peki seninle sevişmek istemem kötü mü, kötüyse benimle hiç konuşma, sevişmek tapınmadır, arkadaşsa, dostsa belki bir Judas'tır, tavşan yavrusu göğüslerin arzuyu kırbaçlıyordur, sana anormal görünen benim normalimdir bu dünyada, yazgımız budur bizim, paradoksların gölgesinde cehennem provaları, sözlerim kalbine giden yol olmayabilir ama gerçek budur, arzu, kavuşmaktna daha çıldırtıcıdır, Japonya'yı fethetmek için savaşmayız, Japonya'yı fethetti desinler diye savaşırız. Sana aşık olmam, bir gün Alejandra'ya aşık olmuş desinler diyedir. Bir mitoloji, aşkın öznesi sonsuzca çoğaltılabilir ama mitler -yapıt- onun ismi üzerinden hareket eder, devinir, yaşama dinamizm bağışlar, enerji dağıtır, aşk melankoliden bir dünya yaratmaktır, yeni bir dünya, kahramanlar için yaratılmaz bir yapıt, medya, Medusa, Madam Bovary'yi yüceltiyor, Don Kişot yazarından çok biliniyor, gerçekte onların, kahramanların bir aracı olduğunu düşünmemiz gerekir, yıkıntılar arasında ilahiyi, aşkın sefaletini, öldürmenin gerçekte tanrıyı, yaşamı, her şeyi yadsımak olduğunu dile getirebilmek içindir, Alejandra s/imgesi bir aracıdır, üreten, ruh mürekkebinin öznesi hiç tanımadığı bir insan, hiç görmediği bir celana aşık olabilir ama bu bir imgedir ve o imgeden, yarattığı bu imgeden beslenmek için, oradan bir çağlayana dönüşebilmek için bir haykırışa dönüşebilir her şeyi, o her zaman güzel ve ruhum onunla sevişiyor. Saydam gösteriniz bitmeyecek mi...
VI
Bitcoin, Cain'den esinlenme bilinç altında, bu dönüşüm, mülkiyetin, dolayısıyla barbarlığın düşlerimizde yer edinen bir imgeye dönüşmesi ve yaşamın çevrenide şiddetle savunulur biçime bürünmesi demek, çünkü Cain, Abel'i öldürerek, tüm malına, mülkiyetine el koymuştu, Troya'da budur, Gangaumela'da, Miryokefalon'da, tümü, kurnazlığın ve açgözlülüğün tarihidir insanlık ve bir öldürmenin, Join'in çocuklarıyız biz, Bitcoin, Cain, Join hala anlamıyor musunuz, bakın okyanus sessizce düşünüyor, giderek kükremekte, köpürmekte, her şey tek bir maddeden yapılmış gibiydi, gezegen kolloidal, akasyalar, begonvil ve caddeler, pencereler, sonra saydamlaşır gibi oldu, yukarıda bir sis vardı ve tene yapışan bir ıslaklığa benziyordu, pencereleri örttüler ve terör imparatorluğunun korkunç cinleri sokaklardan, korkunç uzun bir konvoy gibi isyah harmanileriyle geçip gittiler, korkma dedim ona, korku içinde senin, bir süspansiyon gibiydi, kırmızı güneşi görünce kırmızıya dönmüştü sis, okyanus yaşamın doğduğu yer, düşüncenin doğduğu yer, yuvarcık, Hersek eyaletinden bir uzay gemisiydi gelen Venedik Cumhuriyeti, kartonist ışık çeşmeleri cennetin anakronizn, zamanın yanılsama gücünü kullanma, anlaksal, kombinasyonlarla sentriuma bağımlılık, yüreği kaslı ama ölüyü diriltemeyen tanrıların varlığı, sessizlik tüm evreni kapsarken, tanrı öldürmezlikten gelebilir m ya da diriltebilir mi Belkıs'ı, söz bulunduğu alanı kapsar, rüzgarlı havalarda kolayca bir çalı olabiliriz, acı çeken bulutlar da olabilir, şu kapı bile yalnızca bir görünümse eğer, biz düşlerimizden geliriz, ama düşüncelerimizi de geri verebiliriz, onlar kendileriyle gitmek istemeyebilirler, onlar sayısızca olabilir, şu tıpkı ben olansa maddi anılarımdır, gerçeklik olmayabilir, tüm insanlığı sevmek olanaksızdır, gerçek ve düşsellik iki ayrı yoldur belki de, maddeyiz ve maddeye bağımlı yaratıklarız biz, dünyadan iğreniyorum onlardan, henüz Ayodha Anlaşmazlığı seviyesindedirler diye bağırdı. yarattığı düşünce hatası onu kuşattı ve öldü, her şeyin üstündeyim, yaşam dediğimiz şeyin paradosiyim diye haykırdı. tanrı ölümsüzlüğe bir umar bulamamış bizler görünmeyecek kadar da korkak.
VII
Altın paylaşımı, küp çubukları ve deltoid kuğuların, Arap ilahileri eşliğinde mırıltılarını dinle, sucul döngüler, ferro yağmurları ve göğün direği kutup yıldızı, elektron sağanakları ve nükleid fırtınalar eşliğinde çoğalan gün doğumları, atomların göç yolları, proton savaşları ve barış yaygaraları, bak göçebe deyimi, doğu uluslarının belirgin öznesi, kuzeyde dünyanın en büyük göçebe imparatorluğu kuruldu, onlar köstebekgiller değil mi, göçebeydi, Truva'dan göçenler Avrupa'nın atası oldular, Roma tarihi yazıldı, yeryüzünde olmayan ulus var mı, tanrı gönderdi bizi buraya, atalarımız göçebeydi, göçebenin antilüks tanımı yayılmacılıktır, Çin ve Hindistan göçebe değildi belki, Hindistan dünyanın kendisinden büyüktür derler, nereye göçsünler, Rusya'da öyle, ama Saksonya adacığı göçmek zorunda kaldı, İspanya, Portekiz öyle, doğuya atfediliyor barbarlık oysa batının minör torakları, kabına sığmayan uluslar yarattı, barbar bu yüzden batı kaynaklı bir nitem ama doğu için kurgulanmış bir şakadır, göçerler, serüvenciler, batıdan çıkar, Afrika'ya Amerika'ya gittiler. hiç bir Asyalı gösteremezler atıyla okyanusu geçen, eğer barbar ve göçebeden söz etmek istiyorsanız önce Avrupa'yı işaret etmelisiniz, güneş başlı bile olsa bir kavram yaratıcısına ihanet etmemeli, gül yaprakları gibi dökülüyor manipülasyonlar üzerimize, madde sustu bu iki yüzlülükten, ama çok kısa süreceği belli, çünkü nükleer silahı olan her ülke bir Avrupa imajına sahip bugün, yani dil oyunlarının ömrü bitmek üzere, öyleyse insan insanın kurdurur diyen Thomas Hobbes'unuzu lanetleyin, çünkü doğru söylediği anlaşılabilir, bugün Avrupa yoktur, evren karşısında bu toprağın durumunu sorgulamalıyız, durum içler acısı, yarattığımız uygarlık biçimi, olağan şüpheli olmaktan öteye geçemiyor, kibir ahmakların vazgeçilmez imajıdır, ama tanrı -varsa eğer- başta Avrupa olmak üzere tüm homohome, (Corona esirleri!) türünün bütün evlatlarına acıyarak bakıyor, çünkü onlar birbirini aşağılamaya çalışan bir kültürün Teksas ve Tommiksleri, azrail işsiz kalmadı tarih boyunca, bunun adı uygarlıksa, Avrupa'da onun mezbahası desek, yok asansörüdür, ağır suçlama dönemleri bitmeli, birleşmeli insanlık, dünya sadomazohistik alışkanlıklarını bırakmalı, gerekirse tanrıyı terk etmeli ve insana karşı insan kurban etme sevdasından vazgeçmelidir. Emile Zola'nın kitabının adı, Hayvanlaşan İnsan, ama doğrusu, Hayvanlaşan Varlık. İnsanlık baştan sona bir fars, bir vodvil, kim ki aksini söyler, aynadan ve tarihten mahrum kalmış bir idiottur, vesaire, Pollock'u anlamak için onun filmini izlemek zorunlu, orada Pollock hayat bağlarını, insan ilişkilerini ve iletişim biçimlerimiz adına ürettiğimiz dayanılmaz, iki yüzlülüğün bile basit sayılabileceği bütün versiyonları, hatta belki de uygarlığımızı bir türlü kavrayamıyor, giderek yabancılaşıyor ve depresyona değil, nihilizme savruluyor, belki arzuyla ağaca çarpıyor kullandığı arabayı ve kimsenin yapamadığı bir şeyi yapıyor, bir özüne kıymak değil bu, bile isteye ölümü arzulamak, onu başarıyor, resimleri onun yaşama ilişkin paranoya içinde yaşamak zorunda bırakıldığı, tanrısal diye nitelediğimiz, gerçekte satirik bir 'Sosyal Sözleşme'nin dışa vurumudur. filmden sonra onun çok büyük bir ressam olduğunu anladım, Picasso benim için bir ölümlüdür ama Pollock bir trajedi olarak, kendimden, diyesim insan yavrusundan bir parça olarak, sonsuza dek yaşayacaktır, o kaosun tanrısıdır. aynaya baktım ve zaman tatlı zaman, lütfen bana karşı nazik ol dedim, Dorian Gray' e yalvar Violet demez mi, sen ancak benim leydim olursun bu saatten sonra, durumun iyi, olanakların var, burada da senin gibi resim yapan Susannahlar var, kuş, böcek ve çiçek yapan dişil dinozorlar. bir şeyden anladıkları yok. köstebeklerin sanatı deniyor buna, bakar kör'meyenler, 5 kusursuz sayıdır, azap bilgisiyle uyumlu Osman'ın düsturuyla yol almış kafileler, dünyamız henüz Büyük Brother'in denetiminden kurtarılamamış bir gezegendir. bence çok ciddi işlerle uğraşıyorsun, belki Akira Kurosawa'yı seviyorsun, Kumların Kadını adlı bir Japon filmi var, belki de izlediniz, ancak deneyiminiz için uygundur,yanıtların bir kuplecik, zamanın yok ve benden yavaşça uzaklaşacaksın biliyorum, boşuna zaman tüketiyoruz, bu arkadaşlık bitecek, onun için saldırganım, çünkü bana ihanet etmiş oluyorsunuz, zamanımıza yazık, onun için senin vampirin olabilirim, gaita egzersizi yapabilirim, çünkü olacakları görüyorum, öyleyse boşuna kürek çeken bir Lennie'yim ki London'ın Fareler ve İnsanlar adlı gardrobundaki embesildir, anlamsız bir dostluk kadar ıstırap verici bir şey yok, 25. saatin bir anında Alejandra nasılsın de, her 5 dakikada bir sözcükle sarhoş ol. seninkinin tadına bakarım evet, klozet çekme arkadaşlığı bunlar, temelsiz, içeriksiz, inanç yoksunu vodviller, Çinli'sin, önemli değil, burada Japon kültürü yaygın, Çin tarihin önemli bir ulusu, Türkler'de onların yakın dostu, Çin kapalıydı, açılması dünyayı kurtarır, dengeleri düzenler mi acaba, sen artık gelişmişsin, dünya yurttaşı gibisin, kibirli bir havan var ama paylaşım yapman bana gurur verdi, insanlar hala birbirinden çekiniyor, bu yüzden yalnızım, insan olarak değil, insani kültürümün yalnızıyım, garip değil mi!.. Bir söz var, sonunu göremeden, başlangıçta öz güvenin yoksa bırakırsın. oysa ben bırakmadım, beni anladın. çok inatçı bir kaba'ayıyım, Sulukule, literatür cini, sevmeleri umurumda bile değil, kendimin tanrısıyım, öyle olmazsa çökerim, kendine inanacaksın, ama okumak, gerekeni yapmak kaydıyla, korkacak bir şey yok, eğitmensin, kompleksin varsa her yerde küçümserler, zamanın merhameti yoktur, öyleyse sevişme vakti geldi, sen çılgınlık yapacak biri değilsin, sanat yok olmayı göze alanların arenasıdır, yeteneklisin ama gereken hırs ve inattan uzak bir güvercinsin, küçük bir yaban kuşunun bile avı olabilirsin, kalbin kırılacak ama söylemek isterim, işin çok zor, sen bir devrim yapmadığın sürece, iyi bir üçgen -ana, baba, çocuklar- kızı gibi yaşayacak ve mutlu olacaksın, sanatçı mutluluk nedir bilmez. ilgilenmez. o bir Amok koşucusudur, ne yaşar ne de ölür, sana yol gösteremem, seyirci sürgit oyuna katılmak ister, sanatı izleyerek mutlu olunamaz, kendini bitirirsin, şimdi kendimi hiçleyerek bir şey söylemek isterim, bana gelebilirsen orada olacaklardan çok daha fantastik bir şey yaratmış ve boşuna zaman tüketmemiş olursun, olmayacağını biliyorum, öyleyse üzülme, bu dünyadan bir Alejandra geçti ama kimsecikler bilmiyor deriz, her şey gibi, bütün zaferlerin bitiş kapısı, sonsuzluğa açılır, ne olduğuna karar verme, senin için kuşkuluyum yine de,
güzelliğine yenik düşebilirsin. güzelliğin acıları yaralayıcıdır, geri dönüşü olmayan yoldur, senin salt güzelliğin peşinde olman, bir ıstıraptır, bir şey söyleyeyim, kendine öz güveni yüksek ve güçlü görünüyorsun, bilemem, eğer bu tanı doğruysa, tırmanışla yaşayabilirsin, kendine inanabilirsin, ama küçük bir haiku şairi bile olamayacaksın yaşamında, bir Rosa Luxemburg kadar değerinde olmayacaktır, kahkahan ağzının kenarlarına yayılabilir ama son iç çekişin odur işte, ötesi olmayacaktır, yine de sen bilirsin. Tuşa basmak şöyle dursun olaylarda rol beğeniyorsunuz kendinize, zamanda geriye giderseniz dönüşte bizi bulamayacağınızı biliyorsunuz, Acem acemiliği yazıyor şurada,
VIII
Alejandra konuşsana aşkım, depresiflikten mi korkuyorsun, seni mutsuz ediyorum öyle mi, aşkolsun, konuş dostluk bitene kadar sözlerimiz sevişsin, maske, çölün yalnızlığının en iyisi olduğunu ima ediyor mu Lisa, ama anlaşılması zor. biraz külot gibi görünüyor. Bermuda. Biraz daha dur. Sana aşık olan adam her şeye karmakarışık olmayı seviyor, en iyisi İstanbul'a gel ve şehri gezelim, deliliklerin güzelliğini öğrenirsin, benimle yaşarsan, bir klişe olan yaşamın birden tuhaflık ve melankoliye bürünür, acı çekersin ama sürkozmik orgazmlarla, nasıl yani, sürekli şaşırarak, hiç sevmeyeceğin ve çok egzotik bulacağın şaşkınlıklarla, gerçek bir birleşme, gerçek bir tartışma, gerçek bir isyanla dolacaksın. Duo, gel ve gör, bedenine ve ruhuna acımalısın, onlar gerçekten yaşamalı, dengeyi terk et, iniş ve çıkışa iman et ve aşığına bırak ilahi gövdeni, tiksinç ve mitolojik yaşamının erotizmine kucak aç... Niçin kendini aldatıyorsun, açlık çek, sinir krizine gir, soğuk marleyin üzerinde seviş ve klozete ceninler bırak, sonra nefret et, iğren, onuncu kattaki balkondan atlamayı düşün, üzerime kus ve geceyi aydınlatan bir çığlık at, evet gerçekten benim oldun, sürekli nasıl kurtulurum diye düşün, paran bitsin, bir tutsak gibi köşende büzül, bir kedi çığlığı gibi korkut dünyayı, tütüne başla ya da bırak, alkolle oranı yıka, ikiz kulelerini sokakta unut ve ne istiyorsunuz bunu mu diye önünü göster, Nostalji'de olduğu gibi, de Sade'ye telefon et, doğru mu, yapabiliyor muyum demelisin ona, ağlayarak sarıl ve acılarının seni cennete götüreceğini düşle, ben sana kirli yatağımda her gece tapınayım ve sen bunun ahlaksızca bir işkenceye dönüştüğünü söyle, alış yaşantına ve kanatlarını indir, ölmüş bedenine hala iman eden sevgiline hayretle bak, o bir cin, aynada tüy bolluğundan geçilmeyen vulvanı kurcala, kulelerin ne işe yaradığını düşün, Cenevre'de makyaj yapan bir monkey olduğunu, burada sefil yaşantın içinde gerçek bir insan olduğunu ve iyilikle yaşadığını, yıldızları gördüğünü, ayın sana gülümsediğini ve yalnızlığını paylaşan nice gölgelerin varlığını düşün Dan, benim olman için her şey seni bekliyor, ağzındaki tükürüğü yutacak, ayak ağrılarını yalayacak, senden artan yemeği vahşice kemirecek bir Pan'la yaşayacaksın, o senin gaitanda ken lekesi var mı diye klozeti kontrol edecek kadar çılgın, çünkü yalnız senin için var, seni yalamak, seni doyurmak, seni güldürmek ve seni ateşler içinde bırakmak için, oradaki kuvözü terk et ve sevgilinin içgüdüsel, doğaçlama ve yukarıda ve aşağıda iki ağzın olduğunu bilen Mefistofeles'ine gel, böylesine ölmek yaşamaya değer Dan, yok, ben hep senin şu anki durumun gibiyimdir. melankolik, ama bunu dert etmem, çok gülerim ama gülmeyi bilen insan yok, dünya gülmeye de düşman, azıtmak içinde çok geç, nasıl teksti beğendiniz mi,
yazdım, son bir kitap tamam, benimle gelirsen sen yazarsın, ben bakarım, arada öpmek koşuluyla, iyi ol, istersen her şeye kavuşursun, ama hiç kavuşmayacakmış gibi düşünür insan, yaşam böyle, öptüm seni, dudağın kanıyor, ne sen beni unut, ne de ben seni, gittiğin yol, o yolların kapanması demek, yol aramaz sanatçı, hendeğini kendi yaratır.
KALDIK
hüsam masa başında o güne kadar eşit olan çar ve osmanlı impararorluğuna sonuçta ne oldu, onlar aya gitti, sen.... Şıkırdak'a, orası neresi diyo yav, sen nasıl isdanbullusun lan, Sulukule'ye zort ismayil !!!!
eşin ortalıkta hiç görünmüyor. yoksa onu avcuna alıp sahte profilinmi yaptın. boşanacak kadar cesur biri değilsin. eşinde öyle. sürünüp gideceksiniz. en iyisi budur, en güzel hayal, basit bir gerçekliğin esiridir. unutulur gider.aslında yapabilirsin. sadece karar vermen ve harekete geçmemiz gerekir. dünyanın bu ucunda ejderhalar yok, Alejandra'ya ve kızına şefkatle yaklaşacak insanlar var emin ol.
ezici olumsuzluk. güzel yaklaşım. ama bunu düşündüm ben. çeviri hatası var, onları bir olasılık olarak sıralıyorum, sen çeviriden direkt söyleniyor sandın. oysa öyle mi diyorum hep. bir ihtimal yani. ezici olumsuzluk yok, sitem ve serzeniş var. çeviri çok farklı oluyor ne yazık ki. ayrıca iyi bir söylem kaba bir karamsarlığı eritebilir. sevgiler Alejandram.
şuda var sanat polyannacılıksa eğer, tam bir ihanettir. eleştiri olacak, sanatçı övgüylede eleştiri yapabilir bu mümkün. başbaşa olsak örnek verebilirdim. eleştirilerini biraz uzun yapmalısın. sen yazmaya üşeniyor gibisin. sanat kısa ifadeyle mümkün ama kısalık biraz baştan savmacılıkta sayılabilir.. uzunda göz boyamak tabi. ayarı var. sen öbür tarafta günahlarını dikte ederken bundan uzun olacak!
hüsam bu tür yazıya literatürde Şarlo'tanizm deniyor, eferün gavradın ülen!!!!
benden istediğin bir şey var, sana göndereceğim. Eğer Çağdaş Ekvator şairleri kitabınız varsa, bana gönderebilirsiniz. Bir anı olur. Yine de yapamazsın. çünkü büyük bir teorik ahlakınız var ama pratikte çok aktif değilsiniz. Endişelenme, tüm dünya neredeyse böyle!
yoruluyor insan psikolojik olarak. zorunlu görünen her şey sıkıcıdır.
tnarı ile şeyler arasındaki ilişki
İtalya biraz içine kapandı, Felliniyen rüzgarlar sanki esmiyor artık. Visconti, taviani, pasolini ve antonioni gözden kayboldu. eskisi kadar kendinden söz ettiremiyor. nedenini çözemedim. Modernizm y a da sanat modadır diyenler vardır, İtlya modası el değiştirdi belki, İspanya öne geçti, Fransa ve yapay izlenimi veren İngiltere sırasını koruyor. Sevgiler Danielacığım. Konuş. Böyle güzel.
ir kitap yazıyorum ama bu sefer zorluk yaşıyorum. corona psikolojimizi bozdu. Bütün gün evde okuyun veya yiyin. Bir çeşit maymun olduğumuzu fark ettim. Şimdi nasılsın? Maymunla iyi konuşuyorsun, teşekkürler canım!
akson denizleri
Benden istediğin bir şey var mı, sana göndereceğim. Eğer Çağdaş Ekvator şairleri kitabınız varsa, bana gönderebilirsiniz. Bir anı olur. Yine de yapamazsın. çünkü büyük bir teorik ahlakınız var ama pratikte çok aktif değilsiniz. Endişelenme, tüm dünya neredeyse böyle!
zaman bulamazsın. Haklısın. Çünkü bu senin durumun değilse, mutlu öleceksin ama boşuna yaşayacaksın. Üzgünüm, elbette. Tanrı'nın bile zamanı yok çünkü dünyayı gözetimsiz bıraktı. ilgilenmek için zaman yok !! Bu açıdan bir tanrıçasın
Alejandra senin sıkıntıların antilux şeyler, kimse seni anlamıyor. insanlar geçim yolunda. devam ediyor. 27 yıl çalıştım. köle gibi. Bir gün ağlamadım. Ben rüyadaydım. Bugün sadece kitaplarım var, belki kimse bana verdiğiniz değeri vermedi, ama kitap ana kitaptır. Be3n görevimi yaptım. gerisi tanrıya kalmış. insanlığa kalmış. Endişelenemem. onun için. sen gençsin. her şey olabilir. Umutsuz olmak tüm sanatçıların hastalığıdır. Dürüst, altın kalpli bir insansın. bu büyük bir erdemdir. Kendinle gurur duymalısın. Bak, seni her zaman öpeceğimi söyleyen bir erkek kardeşin var. O seninle. inanıyoruz. yarın duyguların yolunda olacaksın ve kendine güleceksin. aşkım. lütfen mutlu ol, kendine güvenen Alejandram ...
teşekkürler. size evlilik teklifinde bulunmakta onur verici. dilerim dünya dönüyordur ve karşılaşırız.
Ölüm sonzuzluktur, ölümsüzlük b ir zaman dilimidir. Ölüm bir daha geridönül emeyecek b ir biç im dir,dönüş üm süz b itim sizlik. Define g ülü ve defne la la leleri çık tı mezarlığın içinden,
İyon kanalları, Tayfçekerler ve bir gezegen avcsıyla, Elnath'a gittiler.
aşk karmaşanın saltanatıdır. olsun. ben seni her yönüyle seviyorum. sanat aşığısın, zeki ve bencillikten uzak, gerçek bir insansın. seni sevmek zorundayım. belki de aşığım!.. O sensin Yu. Çünkü karşılıklı aşk düzmece bir senaryodur. Karşılıklı aşk dünyevi bir ilişkidir. Aşk ruhanidir. Bu yüzden tanrı aşkı, goğa aşkı diya türleri vardır. Yu benim aşkımdır ve onu kimse benden alamaz. Kabirin çocuklarıedebiyatta bir dal seç derler. çok dağılma gibi. ama ben her konuda yazabilir hale geldim. iyi bir şey mi bilemem. ama bunu her konuda okumakla sağladım. şiir, roman, öykü, deneme, eleştiri her konuda rahatlıkla yazabilirim. ama şiir ve öykü asıl amacımdır. buna rağmen eleştiride dahildir. her konuda yazmak elbette kimliksizlik yaratır. dünya küçük. fazla dağınık olma bence! haklı söyleyenler. ama ben bir havariyim. hepsini tatmak istedimSevmek ne garip bir duygu bir hayal için hayal kurmak ne garip bir şey .Serawit doğrudur. hepimiz ilginç şeyler yaşarız. İngiliz şiiri çok edebidir ve birazda bilinç akışına uygun bir söylemdir. Eğer sen öyle bir şey yazmışsan, büyümüşte küçülmüşsün, bir çocuk olarak. tebrikler. İngiliz şiiri sanki dünyadan ayrı bir adadır. İngiltere gibi. Ama şiir sonsuzdur, en iyisi şudur asla denemez. Sen istiyorsan şiirde yazabilirsin. Şiir hem zor hem kolaydır. Her şey gibi!!!!yalnız konu değişmesin, şiir yazacaksan bir ülkenin şiirine benzememelisin. kendi ülkenin şiirini yükseklere taşımalısın. doğrusu budur. başka bir dünyayı taklit etmeye çalışmak, kendini unutturur ve hiçte iyi bir şey değilidr ne yazık ki. başkası için çalışan köle olmak gibidir.Serawit gençsin. zamanın var. kendini geliştirmen mümkün. bu sana bağlı. ne annene ne dünyaya analadın mı. insan kendinin ya kurbanı ya celladıdır!!!!HOREB
Yazın benim için birbiriyle hiç bir zaman yan yana gelemeyen konu, sözcük, şeyler ve düşüncelerin, dokumacı kuşu gibi birbirine bağlanması sanatıdır. Ay ve cehennem, çocuk ve Paraguay, ırmak ve nötron, Pan ve Medine gibi, düşünsel eylemlerin dolambaçlarında gezinmek. Moğol dolunayının altında tan atımını bekliyor İskit kraliçesi demek, ritmden yoksundur ama o cazdır, adı üstünde kakofoni, mutluluk verir bana... Yaşam hiç ilgimi çekmemiştir, özlemini duyduğumuz şeylerin, başkalarının anısına bir kez tatmak yeter bana, hiç bir şeye bağlanmam, hiç bir tutkum yoktur, dünyayı izlemek için geldim ben, hiç bir işe, hiç bir aşka, hiç bir çalıya, metaya, uzaya, harnup ağacına bağlanmadım, neden mi, çünkü her şeye aşığım, bu yüzden elem denizlerinde yüzerim her zaman, ulaşılmaz olanın trajedisiyle yaşamın biteceğini biliyorum, son sözüm hoşça kal dünyadır. Nefret etmektense sevmeyi yeğlemek doğrusudur, olabildiğince ve işte bu yüzden yorum yok...
Tanrı benim için bir soytarı ya da iyi kalpli bir vicdansızdır, belki bilemeyeceğim bir şeydir de, önemi yok, melek güzel bir kadındır, hiç bir zaman kavuşamadığım, çocuk tanrının tohumudur, insanın değil, farenin arkadaşım olmasını isterim, yıldızlar düşüncelerime yön veren tözlerdir, yokluk ıstırap verir ama dikkat ederim, herkesin düşmanı herkesin dostudur, ölüm üzerine yorum yapamam, yazı ölüm rehberidir bir biçimde, birini öldürmüşse biri saygı duymam hiç bir zaman, değmezdi yaptığı, ama yaşadığı tehlikelere saygı duyabilirim insanın, duyguları anlamak, Marianna'ya düşmedikçe elbet zordur, iyilikten yanayımdır, çünkü iyilik diye bir şey yoktur, Cibran gibi, sabaha dek tartışan bir inançsız ve mümin evlerine dönerken biri kutsal kitaplarını paramparça ederken, diğeri raflar arasında unutulan o kutsal şeyi okumayı düşler, yaşam işte bu paradoksun uçsuz bucaksız versiyonudur. Ne tanrı rehber olabilir bana, ne insanoğlu, ne kendi düsturlarım. Yaşamı bir ölü olarak izlemeyi yeğlerim, son iç çekişte, gene yaşayacağım gibi apokrif bir şaşkınlığa düşmeyi de istemem, geldim ve geçiyorum. Yoktum, yok olacağım. Nihilist değilim, tanrı kaldıramayacağı bir kayayı yaratabilirse de, yaratamasa da gücü sınırlıymış, ikisinin de olabilirliğini düşleyen bir yaşamın, bir çemberin özlemi içindeyim ben. Yaşıyorsak gerçekten yaşamalıyız. Yaşanılır olmayan bir kuvözün içinde yaşamak zorunda kalmak üzücüdür belki de ama kavramların sonsuzluğunda başka türlü bir açınlamayı bulabilecek sezgiye de ulaşamadım.sizden teşekkür almak değerli benim için. şaşırttın. ama dostluk güzel şey. sevgiler. açık kalplilikle sizi sevdiğimi söyleyebilirim. sevginin biçimleri vardır. görmeyi gerektirmez. dosluk ve paylaşımların sürmesi dileğiyle. uçucu olmayın.
Af dilemiyorum, suçlamıyorum, yalnızca anomalilerin ortadan kalkmasını diliyorum. Elveda diyebilirim ama ne yazık ki mutlu değilim, kederlenecek kadar da güçlü değilim, ölüyüm, yaşamak gibi bir tuhaflığın katlarına varabilmiş bir ölü, gerçekten yaşayanların kargaşa ve korkunun, dehşet ve pişmanlığın küllerini yıkmasını, ortadan yok etmesini diliyorum, yıkmak, bu ürkütücü bir eğretileme, yıkamasını mı demeliydim, sorun budur belki de, barış, savaşı çağrıştırıyor, ölüm yaşamı, açlık varsıllığı, karşıtlamlar dünyası, bir çözüm bulunabildiğinde yeniden yaşamayı istemek, saçma gelmiyor, arzunun karanlık nesnesi değil bu, dolayımlama da değil, yaşamın saltıklıkla onu yaşayanların, bir tansık olduğunu düşündüğünden, bilmeseydim, yaşamasaydım, bu aforistoyu söylemeyi düşünemezdim, söylemek olası bir şey değilse de, şu an bir salgınla boğuşuyor insanlık, ilahi komedya diyoruz bir zorunlukla böyle şeylere, bilinmeyene boyun eğmenin trajik endikasyonları, hiç bir zaman değişmeyecek bir açın, üzücü ya da sevindirici değildir, her şey viral olabiliyor bu dünyada... Sonuçta, bilinir ki, soyut olan somuttan daha sonsuzdur. Bu yüzden yazı, evrenden daha büyük ve daha bitimsiz bir şeydir!..
********* evin içine hiç bir işe yaramadan kaygısızca bir tüy gibi dolaşan şeye eş denir, kimyasal yaratıklarız ve elektotların işbirliğiyiz. peri gibibüyüleyici, yarı argo bir şeudi, aşk metafiziktir, buluttan giyisisyle göklerde uçan bir şey, İncil Çiçeği,
''Bir gün, Diana'yı avlamak için yola çıkmıştım. Nerden bileyim avlanacağımı.Şimdi, Diana'nın esiriyim. semiz
annem babamın çizmelerine bkrak saçlarını tarardı o kdar parlaktı
sofrada tahta, sodyum klörür, hidrokarbon ve protein vardı. sonra nikotin ikram ettiler ve kafein le tein de vardı. Camellia sinensis.
DİANA
Ak benekli uskumrum,
Tanrının komşusu, Yemliha'nın teslisi,
Yeremya'nın testisleri seni çağırır.
Ey ruhumun davetlisi, kasık zambağım.
Tanrının takdiri senin üzerinedir.
İsa senin testinden içiyor suyu.
Sendeki güzellik Belkıs'ta yoktur.
Lazarus'un ilk seni diriltecek
O kadar aşık sana sevgili.
İncil'de senin için sayfalar var
Dualar, vaazlar var Paulünden
Urmiye'nin kara dulu sen miydin sevgilim
Kirmanşah'a giden kervanların durup baktığı
Eşimsin, sen Meryemimsin benim
Gül bahçelerinin esrik kokulu çiçeği
Ayetler ve surelerden azize
Onun bana bağışladığı bakire
Sen hurmalar diyarının gözyaşlarısın
O kadar açım, o kadar susuzunum ki Sevde
Medine'deki dilencin, ağlama duvarına yaslanmış delinim
Ey bakılışı güzel, ben senin 'Son Akşam Yemeği'nim...
Senin ölümünüm ben
Kavuşamayacağımızdan kuşkulu.
Erdişi daha yaratıcıdır Dianam
Bunu tanrı söylüyor
Kutsal kasen ve tümülüslerin
Taberiye'dekileri bekliyor.
Düşlerimiz bitene kadar sarılacağım
Lusifer'in aydınlığında gelecek Judas'ım
Erguvan dalına asılı içlik
Ve senin kumrular gibi göğüslerin
O çocuk bulutun altındayken yedik içtik.
Diana bu çölün şarkısı bitmeyecektir
Seni ararken yitireceğim kendimi.
Bir kuşun tüyü sana değip geçecek
Bir balık çırpınarak dalıp yüzecek
Bir zambağın gölgesine cennetin yansıyacak
Ey Yerusalem'in yeşim kapısı
Altın anahtarım kilidinde şıkırdıyor
Melekler mutlu, yeryüzüne döndüler
Cebrail, Mikail hepsi ağlıyor.
Diana sen Mecdellinin eşisin
O yetimin kardeşisin
Gecede arıların bal yapıyor senin
Yeni bir İsa doğuyor bak
Mısır incirlerinin altında
Ona hamile kal Diana
Sen tanrının kaprisisin
Sen Paul'un cilvesisin
Matanzaslı Diana
Kedini bırak horozumu yala
Gecede ruhlarımız sevişiyor
Çığlıklarım arı oğulu
Beyaz uskumrum benim
yaşam ikiye ayrılır, beethovene hayran olup piyano edinenler birde piyanoya sahip olup sonra beethovene hayran olanlar ben biricilerdenim hastaneler çağımızın ölüm kamplarıdır oradan işnsanların ölüsü çıkar Senin fahişe olabilecek birine bak, ama bir genelevden değil, ülkenizde hangi bakire sevdiklerini bilmiyorum, kültürümüzde yüce Tanrı (olofi) ve ben, 18 yıl önce beni taçlandıran, Regla Bakire (Yemaya) ) benim dinim.Yoruba gerçekten bilmiyor musun Nicolás Guillen'i biliyor musun.Yemaya her zaman temsil ettiği beni koruyor. ev ödevi için bırakmıyorum. seni aradım Ne doktora gidiyorum? Kendimi kötü hissediyorum. Size tesisi veriyorum, dininizle karıştırın, ürün sadece bir tanesidir. Ama ismim onun dışında, başarı aramıyorum, alçak anahtarım, ona süper mutlu bir yaşam diliyorum. Sonsuza kadar.senin apış arandaki zambak bok kokuyor, kürek mahkumu köpek, ananı ve sülaleni sikeyim, amını siktirecek forsa arayan koridor çingenesi, dişi sırtlan, sen gebreceksin. yaşamadan ölen leş sansarı. piç! biz ruhlarımızın davetlisi onların konuğuyuz, görüşemeyeceğiz, bedebnlerimizin değil. bu korkuları bende taşırım. ev evdir oysa. konuk bunu bilmeli, aşk adına gelen tanrının takdiriyle yaşayacak. benim evimde, buz dolabı yok, çamaşır makinesi yok, tv yok, hiç bir şey yok. gelesen son gelişin olur!!!!!!!! Sartre'nin genlerinde bukalemun dna'sı vardır. parasını alır, heykelini iade eder Nobel'in. BUKALEZOF! karpal tünel, bilek kanalı, optik kaydırma, edinsel,Tanrının komşusu, aşkın hurisi
Bağdat yollarında eriyor gecelerim
Leyla mı arıyorum mehtabın altında
Ben sensemaya, sağır, kör ve dilsizim.
o kurnaz ve düzenin bir nolu şarlatanı saray peşinde bir muazzam katidi o.. burun balığresim sanatı insanın iç dünyasını dışına yansıtabilmektir. ajan komitesi olmak değil.sendekigüzellik saba melıesi Belkıs ta yoktu Lazarusun olaydımKahpe. İncil'in karadulu Meryem şırfıntısı. Mekke mirketi sürtüğümyaşam konusunda ben bir ölüyüm Diana seninle mutluyum. burada mutluyum. sonsuz olamaycağından tabi ki şüpheliyim. ama o kadar susuzum ki seni içmek beni mutlu edebilir. hiç olmazsa şu an olmam gerekenle bir aradayım. gerçeği tam kavrayabilseydin. içtenliğin varsa benim için çok şey yapardın. çünkü ben bir ölüyüm ve Lazarus gibi diriltecek birini arıyorumsen benimiçin hvvasın sen benim son akşam yemeğimsin eşimsin gül bahçelerinin esrik kokuluARADA KANAL İSTANBUL REKLAMI YAPAN FLASH BELLEK SPEKÜLATÖRÜ!!! BEYNİNDEKİ ÇİP KONUŞUYOR POST kahin
ölüm orucu yöntemini tarihte köleler bile kullanmadı***********
santaçı konsepte uymaz
konsepti sanatçı yaratır. sanatçı özgürlüğün yaratıcısıdır.çiçeğisin.sen meryemsin ayetlerle ve dualarla birleşensin sen bir azizeden farksız Tümülüslerin ve kutsal kasenKlitoris bodur bir penisdir… saatte bir yaz. sana bende sır vereyim. küba da yaşayamam. şu an olmaz.geldim, seviştik, döndüm. bunu yapacak kadar kent burjuvası değilim. ben köksüz ilişkiyi lido şov olarak görürüm. asla ilgimi çekmez. beni seviyorsan. sen çözüm bul. kadın daha yaratıcı. bunu tanrı söylüyor. ben değil. Diana istese bunu yapar. ama o bir inançsız. beyaz saç asalettirBu yanılsama bitene kadar seninleyim. Hayata önemsiz bir şey olun. Ama hayatım kabarcıklara bağlı. Yaşarken neden öleyim ki?senin pejmurde ya daperişan olman beni etkilemiyor. ben aradığım bir insanı yıkıntılar arasında bulsam bile o benim için parıldayan bir kristal. Lucifer!..Daian. sen benim son akşam yemeğim sen benim Judasımsın Dianaz.kendimle buluşmak için. kendimi aramak için konuşuyorum. saldırmak değil bu. seni öperkenbir kuşun tüyü sana değip geçecek
yahudilerin başka bir yerde maviye boyama alışkanlığı yok! bu ya yahudi icat etmiştir, ya ingiliz akıl etmiştir, idiotluğundan vazgeçse dünya, iyi olur, alt tarafı, hiroşima ile corona arasında sürünen, bir çeşit hayvan türüsünüz!!!! dünyada bir avuç yahudi var, ingiltere kraliçesi de külotsuz dolaşır!!! bu mu marifet!!!! yani biri dul avrat otu gibi, ender bulunuyor, biride, dudusunun rüzgarla sevişmesini, modernizm sanıyor!!!
sevgi tanrının dediği gibi ol dedi ve oldu biçiminde midir yoksa bir zaman yolculuğu mudur?
karşısındakini severek fgerçekte kendini sevmenin bezdirici yoludur aşk
diğeri yok etme arzusudurSanırım yaşım bu kadar ilerlemiş, sizi hayata kızdırdı! Eva'nın benimle yaşayıp yaşamadığını hayal ediyordum, bir kişi imkansız şeyler hayal ediyor. Hayallerinizin gerçeklikle ilgisi yokBu çile çekeceksin. Eva senin düşüncelerin. aynadaki görüntü değil.çünkü insanı düşüncelerini temsil eder. Bedeni değil.çünkü mutluluğun ve huzurun bir tanımı yok.Siz düşünen ve okuyan birisiniz. senin problemlerin normal. düşünmek kendi içinde ve başlı başına bir sorundur.sanatçı ruhlu insanlar biraz mazohisttir. hepimiz bir imgeyiz bu evrende yaşamadığımız anlamına da gelebilir.düşünceyiz yani soyut.Ben çok kusurlu bir insanım. Bunu inkar edemem çünkü bu özgür olmam ve Tanrıların iradesine devam etmeme izin veriyor...Şimdiye kadar acı çekmek istemiyorum. aşk konusundan bağımsızdır. Çünkü sen bir imgesin.Aşık olmak zor. Ne kadar saçma olduğunu söyleme. derin düşününce tüm aşklar platoniktir.ve tüm sorun gerçekte insanın kendisidirBen çok kusurlu bir insanım. Bunu inkar edemem çünkü bu özgür olmam ve Tanrıların iradesine devam etmeme izin veriyor.matrix Eva
Ben bir imaj mıyım? Kendimi bir imgeden çok daha fazla görüyorum.Nasıl bu kadar düşünceli olursun ve böyle cümleler yaparsın. sizi ciddiye almalılar. Yalan söylüyorsun. çok güçlü bir kişiliğe sahip olmalısınAbartıyorsun. herkesle başa çıkabilirsin. Çok zeki ve ileri bir insansın.sanatçı ruhlu insanlar biraz mazohisttir. Sadece kederin. melankolik, ama bu derin düşünmeden kaynaklanıyor. özür. Seni yanlış anladım. Pişmanım.
Siz düşünen ve okuyan birisiniz. senin problemlerin normal. düşünme kendi içinde bir sorundur.
Mücadelenin her birimiz için farklı anlamları varSenin gibi birinin toplumdan şikayet etmesi normaldir. bu sorun değil. entelektüel kapasitenizle yaşayabilmelisiniz. çünkü mutluluğun ve huzurun bir tarifi yok. deja vu
bir tür öldürme, dehşet verici bir yaklaşım gibi gelse de, egemen olma içgüdüsüünn varyantları, ama süjeyi değil objeyi öldürür aşak tam aksine gemenolmaya kalkışanı, çünkü egemenlik gerçekte soyuttur ve olanaksızdır ruhani katta, aşık oan bu nedenle kaybedendir, diğerini öldürse bile,aşk mazohizmdir ve gizlenmiş sadizmdir bir yandan, tersinirdir de, aşk patolojidir bir sapma ve yanılsama, şundan dolayı zaten sınırlı, zamanla sınırlı bir yaratık, hiç bir şeyi sonsuzca sürdüremez, biz ölümlüyüa aşk ise sonsuzluktan söz eser, yıkıntılar arasında ilahiye dönüşmesi kaçımılmaz, aşk bu nedenle kesinlikle bir ihanet ve korkunç bir yenilgiden ibarettir. sonsuzluk yoktur ya da sanaldır
snaldır çünkü ne zaöam öleceğimizi bilmemk pratikte bizi ölümsüz kılar, bir aşk söyleminden paeçalar barthes bunlara yakındır. aşk başlı başına meyafiziktir ve cinsellikle bağı yoktur. bir zaruret bir optik kaydırmadır belki, aşk arzuda değildir,sossyolojik bir mistifakasyon, sosyal yanılsama ya da, cinsellik dünyavidir, rıhlar sevişir evet ama biyolojini emrinde, bir kimyasal, farmakolojini alanında, bir ilaç belki, insan kimyasal bir yaratık, elektrotların işbirliğiyiz. kanallardan bileşik bir otomat, melankolisiz bir aşak vaat edilemez, çünkü ataolarımız temas etmedikçe öpüşmüş dahi olmuyormuşuz , evey vaat edilemez çünkü o zaman ortada bir aşktan sör edilemez, ulaşıldıkça ulaşılmayan bir şey bir periot mu demeli aaşka, usu önge tutan kişi daima kaybeder aşkta, aşk us dışıdır ve onu kullanmayanların cirit attığı bir arenasıdır. aşk çılgınlıktır bir bakıma
anlak dışıdır, sen acı ve malankoliye savrulup ona sahip olurken, diğeri göz dağı verir ve ona, kurbanına sahip olur, örümcek tuzağı gibi, sahip olamk mülkiyet alanına girmek olduğu için dünyevidir ve sahip oalnda sahip olunanda kurbandır artık
mülkiyetin dünyeviliği oyunu bozar.aşk trajedidir literatüre göre, us soyut alanda daima yenilgiye uğrar. hayatta ya sa borsda kazanır o, us vahşete izin veren bir kurumdur, dolayımda aşkı olanaksız kılar bu, us dışılık şiidet yaratır giib gelir bize, hayır us şiidetin varlık sbebidir. gerçekte. tasarlanmış bir aşk söylemi olamaz örneğin çünkü us araya girmiş olur. bir aşk söylemi geliştirebiliriz diye düşünsekte aşk çağımzda her şey gibi bir optik algı
yanılsamave illüzyondur. aşkın kitaplara girmesi iyi oldu yoksa başka bir uerde yaşayamayacaktı der Horkheimer. aşk aynada karşısındakinde kendini görmektir o aynadır ve gerieçkte insan kendini sever. insan tanrının yüzüdür ama umarsızdır ziyadesiyle..var olduğumuz yer yaşayacağımız yerdir. aşakta uformül geçmez. aşkta var oluş sübjektifdir ve aşk başlıbaşına sübjektifdir zaten. aşk gizem dolu bir masumiyettir her iki taraf için soyutlamadır aşk ve bu yüzden soyutlamalar kavranamaz çünkü bçimsellikleri sonsudur, sonsuzlaşır bu nedenle her iki tarfda masumdur aşkta... nir öpek kolyca aşık olabilir ama gizemli kedi aşık olamaz çünkü yasarlayıcı bir varlıktır spontaneden uzak. köpeğin içi dışı birdir
kedi firavun aşkıdır, gizemli ve her şeye açık bir kutuptur kedi.kediye aşık olunur köpek aşık olur. kedi derbeder ruhların Kbasi dir genede
köpek sağlık işaretidir.köpek meşruiyet kredi gizemdir kedide köpekte köledir insan arxubub karanlık nesbesidir.paranoya niçindeki Tibat lamasıyız biz.parapsikolojik endikasyonlar trdavi oşöalı insanlık kedi iki aşaığın arasını Amazon gibi bölebilir oysa biri diğerini kedisi olmalşıdır.köpek tanrı var Anubis ama kedi erktir firavunluğun simgesidir. ve tanrıdan üstündür somut olduğu için. aşk ruhanidir ve duvara çarpar sonunda dünya gib bir yerde ışık hızında gidilmex. ruhlar sevişir bedebn değil. aşak aramaktır gerçekte, aşık olmak için yaşamayız, aşık oldum diyebilmek için yaşarız.insan bulmaktan değil aramaktan hoilanır bu yüzden
ben melek değilim siyah kanatlar arkamda.melek dünyaya ayak uydurmalıdır. Doğru diyorum çünkü biliyorum. o benim meleğim, umut. Siyah kanatların onun için hazır olduğunu biliyorum! .. bu bizim kaderimiz. Umut için gözyaşı! . Beni idealize etmen mümkün. Mükemmel olmadığımı ve dolapta çok sayıda iskeletim olduğunu söylemek istiyorum, bu yüzden bir meleğimden çok uzakım**********************************
ölü yıkayıcılar, gassiller, gasilhaneciler. endokrin bozucu, kanserojen maddlerin ileri oksidasyonsüreçleri ve nano partiküllerin kullanıldığı teknolojizm, klinik genetik, iskelet displazileri, eçkinik genler, ostegenezis imperfekta, fungal öoleküler genetik, galaktoz oksidaz moleküler analizi ve radikal kofaktör oluşumu konularında çevre unsurlarıTamam, desen şimdiye kadar, sanırım tekrar olmayacak. Birbirimizle tanışıncaya kadar dünya güneşte kaybolur !
dünyada soykırım koleksiyonu yapan tek millet türkler gibi. yahu bunları her yerden sürdüler, asyadan, hindistandan, irandan,hazar, bulgar, macar, boşnak hiç bir yerde tutunamadı, bu türkler nereye gitsin kardeşim, daha dün çanakkale de ingilizler kesti bunları, sürülmeyelim diye 18 martın her şafağında kucaklaşıyor onlarla, mazlum milleti bulmuşsunuz hava atıyorsunuz, bütün dünyaya kasap bıçağı satan, mezbahalar açan, tarih kitaplarında açıkça -kanibalist- insan eti yediklerini yazan fransıza ingilize amerikalıya iki çift laf edin de ebenizin şam tatlısını görün iyi mi!!!! ancak garibana sallayabilirsiniz siz!!! soykırım ligi kursak türkler küme düşer be yahu!! biraz yiğit olalım bence!!! bakın Heredot'tan başlayıp Hammer'e kadar tarihi okuyun Türkler kelimesine rastlarsanız ben buradayım!!! Türkler sapan taşıyla kuş avlar onuda komşusuna yedirir, şalvarı şaltak, eyeri kaltak milletten ne istiyorsunuz yahu, gene mi doymadınız, etrakı bidrak, kafası basmaz bunların, sizi anladım ben türkleri kesmek istiyorsunuz gene, saranız gelmiş, çünkü giyotin, çarmıh, hallowen,-kadınları yakma bayramıdır orta çağ avrupasında-, çivi, grejuva ateşi hangi milletlerin dilinden fırlama biliyonuz, eeee hiroşima nagazaki, treblinka gibi kıyamet provaları da sizin için kavurma bayramı anlaşılan, sizi gidi kurnazlar sizi!!!! biz bu filmi çok gördük, deja vu be birader, biraz vicdan yahu, oda 14 numarada ya!!! bakın mazlum türkler bunu bildiği için bir atasözü üretmiş, arık sıpa, anasına çıkar!!!Bu paylaşımlar başka sanatçıların beğendiğim işleri. Benimle ilgisi yok. Anlam sonsuzdur ve sürekli üretilebilir. Tek bir anlamlandırmaya sığmaz hiç bir şey. Bana göre sanatçı komplike bir anlamın peşinde, elma, Havva, yılan metaforu karmaşık bir spiral oluşturmuş, yılanı doğuran Havva'nın günahı ya da insanoğlunun günahkar yani kötülük sarmalından kurtulamayacağının imgesini oluşturmak istiyor olabilir, öyle anlam denizlerine açık ki yapıt, elma üretim, tüketim, açlık tokluk ikilemiyle, bir çıkmaza dönüşen, kapitalizme bile gönderme yapıyor olabilir. Sanatçının yüklediği anlam bile geçersizdir sanatta, yapıt sürekli anlam üreten bir metadır, çağa göre biçimlenir ve değişkenlik gösterebilir. Dolayısıyla anlam anladığımızdır diyebiliriz. Guernica bugün bir iç savaşın panoraması ama yüz yıllar sonra, insan topluluklarının edimlerini simgeleyen bir görüngünün, topluca anlatımına yönelik bir imgeye dönüşebilir. Tıpkı mağara resimlerinin bugün; o günün işlerini imgeliyor olması gibi, oysa onlar zamanının Guernica'sıydı!... bir balık su yüzüne dalıp çıkacak. -bir şıpırtı duyacaksın-. bir sincap yuvasında sağdan sola dönecek ve sana bakacak. kırmızı gözleriyle ve diyecek ki, rüya görüyorum galiba...inlemeni duymalıtıym ve arzu romantizmin düşmanıdır Yerusalem yosması Diana ban elini uzat ve aksınkemiklerine kıracağım Havna fhişesi vulvanı dilimle yırtacağım. gözlerine boşalacağım ve kör olup dileneceksin kutsal kitap kahpesi.kusura bakma, kızıl saç hiç bir kadına yakışmıyor. punk, ve sonradan görme bir züppelik. palyatif ve yapay insan tiplemesi. robotizme uyum süreci.hüsam masa başında o güne kadar eşit olan çar ve osmanlı impararorluğuna sonuçta ne oldu, onlar aya gitti, sen.... Şıkırdak'a, orası neresi diyo yav, sen nasıl isdanbullusun lan, Sulukule'ye zort ismayil !!!! Bu paylaşımlar başka sanatçıların beğendiğim işleri. Benimle ilgisi yok. Anlam sonsuzdur ve sürekli üretilebilir. Tek bir anlamlandırmaya sığmaz hiç bir şey. Bana göre sanatçı komplike bir anlamın peşinde, elma, Havva, yılan metaforu karmaşık bir spiral oluşturmuş, yılanı doğuran Havva'nın günahı ya da insanoğlunun günahkar yani kötülük sarmalından kurtulamayacağının imgesini oluşturmak istiyor olabilir, öyle anlam denizlerine açık ki yapıt, elma üretim, tüketim, açlık tokluk ikilemiyle, bir çıkmaza dönüşen, kapitalizme bile gönderme yapıyor olabilir. Sanatçının yüklediği anlam bile geçersizdir sanatta, yapıt sürekli anlam üreten bir metadır, çağa göre biçimlenir ve değişkenlik gösterebilir. Dolayısıyla anlam anladığımızdır diyebiliriz. Guernica bugün bir iç savaşın panoraması ama yüz yıllar sonra, insan topluluklarının edimlerini simgeleyen bir görüngünün, topluca anlatımına yönelik bir imgeye dönüşebilir. Tıpkı mağara resimlerinin bugün; o günün işlerini imgeliyor olması gibi, oysa onlar zamanının Guernica'sıydı!..bunlae yaşamı kendilerine zorlaştırmak için her yola başvuruyorlar.Tabii ki insanlar umut ediyor. o bile değil. Hala bir gün seninle olacağımı düşünüyorum. Olmazsa ne kaybederdim? Bu beni hayatta tutan bir terapiyazılarım korkunç. ama bunu söylemiyorum, Lennie! bu beni hayatta tutan ikinci sebep. İlki Hayalet Alejandra!HoreBDİANAhayır mizahtan nefret ederim ama başvurduğum olur. insanlar cahilse mizah bir kalkandır.sadece grimm, sadece pinokyo, sadece şekspir sonuç; tasmalı köpeklik !!! ingiliz iş bankası ananızın hörekesini sergiliyor 1923 den beri, benim sömürge yavrusu evlatlarım, sanatın vatanı olmaz yavrum, tasması olur üzülme!! böyük zanatçılar olcesiniz ama mezardaki göremicek!!! ananızda göremedi ya!!! ossun vasın ossurun gene de kokusunu alır belkim !!! polyanna gız!! beybi bayyyyy çav, ananın selamı var dicektim gız!!! ayy tükürüm boğazıma takıldı!! bi kenef yok mu yav şurda!!! chp haracını yiyor bu bankanın, c.HALT partisi, halt değil aaa kenef varmış be! gene de düşünebilmişler yahu!!! e bi oy verin gari de oysunlar kendi vatanını!! cinsi latifin böylesi nerde görülmüş gızzzzzz!!! öğğğğğğğğ kenef gibisi yok valla!!! bakın öküzistan evlatları, örneğin Çin masalı anlatırsanız çocuğa, zihinsel mantalitesi Çin'in sosyal mekaniğine göre biçimlenir, bu da şu demektir, çocuk büyüyünce bok tarlasının içinde gül görmüş gibi şok geçirir, mutlaka anladınız beyniniz var, onun için kendi geleneğinizin masallarını anlatmak zorundasınız, yoksa afyonkarahisar da tom jonsluk taslayan bahtı kara mader zibidileriniz olur, kızmıyorum, ya öldürülür, ya köprü altında, ya yaşar ya yaşamaz bir yaşar olur ya da bir darbe gelir rüzgarını alır gider, onun için öküz olmayı bırakın yavrum, bunun geçerli olması için Natzi veya İngilizin keloğlan masalını okuması gerekir tohumuna, var öylesi diyen öküz hanginiz içinizde, samanını ben verecem o öküzün, içinde arpada olacak tabi, öküz çok sever !!!! bayburt bayburt olalı böyle öküz görmedi diyen bunun için -haklıdır yavrum-!!! son bir şey, adam olmak için diploma sorarlar, ama öküzlük için gerekmez!!! onun için çook avantajlısınız! anladı öküz!!!!tabi. sorun ruhsal. öyle olmasa genelevler tüm sorunu çözerdi. erkek kadın farketmez. haremi olan padişahlar intihar eeti aşk nedeniyle!!! özgürlük ruhu tedavi edemez.güzel kalbinin mutlulukla çarpmasını dilerim.ben doğu diye bir şey tanımıyorum. cinsellik seksle telafi edilecek bir duygu değil. ihtiras, hakim olma duygusu, mazohizm yüzlerce anomaliyle dolu bir arı kovanı osorunlar insanları yok etmez. Sorunlu yaklaşımlardaki çatlaklar yıkıcıdır. Seninle bir anlaşmazlığım olsaydı bir mucize olurdu. En kötü ortamda bile sorunları memnuniyetle karşılayacağız ve derin cazibe ve saygı ile hareket edeceğimizi düşünüyorum. Aksi takdirde kendimi suçlu hissedeceğim. Çünkü dünya iki kişinin savaş alanı olamayacak kadar büyük. Bu cehalet. Sevgi ve dostluk ile yaşamayı başarabiliriz. Aptalın dünyayı yanımda dövüştüğünü, dünyaya saldırdığını görüyorum. Tabii ki binlerce insan ve binlerce kavramın anlaşılması zor. Ama seni şimdiden seviyorum. Bu beni kontrol edecek. Temel tutkular hayatta kaldığı sürece senin için oradayım. İkinize de yardımcı olun! ..Enis Batur iyi insandır. Ama eleştirebiliriz!.. Şiir arkadan canavar geliyormuş gibi hızlı okunmaz. Büyük hata. Hızlı okuma yarışı gibi okuyor. Şiir kısa olsa berbat, uzayınca bir şeyler anlatıyor izlenimi kuvvetleniyor. Sözcükler seçilmiş sayılır, ama biçem (üslup) zayıf tabi alelade, Necip Fazıl'ın şiiri etkili ama biçemi çağ dışı olduğu için derin maniler etkisi yaratıyor, yani çağımızın şiiri değil onun ki. Enis Batur çağımızın alelade şirini yazıyor ne yazık ki, orta ya da onun biraz üstünde, biçemi gereken kıvraklık ve derinlikten yoksun. Etkisiz. Bilmek istemediği bir şey var, şair yeni bir dille ya da yeni sözcüklerle yazmak zorundadır veya geliştirdiği versiyon güçlüyse bu sorunsal azalabilir. Sonuç, kelime diyor örneğin birde acemilerin bile belki yapmadığı şeyi yapıyor, bu saati ben durdurttum diyor. Durdurttum yetersiz insan diyalektidir, öyle bir sözcük varsa o metine şiir diyemeyiz, kelime -sözcük yerine- geçiyorsa şiirde o da şiir değildir. Şair dilin kasabı, şeytanı, meleği ya da tanrısı olmak zorundadır. Sırasıyla dili parçalayan, eğip bükerek şeytanileştiren, hayranlık uyandıracak bir sevecenlik yaratan (melek), ya da onu yeniden yaratan, tanrı. Enis Batur'da içi hazine dolu küp var ama yetişin nevale dağıtıyoruz diyen mahalle hayırseveri gibi hazineyi saçıp savuruyor. Tarih kötü şiir ve şairleri de kayıt altına alabilir. Amaç buysa Enis Batur ferahlık duyabilir. Ama nicelik koçanında adım var diye yapılacaksa bu iş hiç yapma bence, sanatçı Tarkovski gibi olmalıdır, gerçi o dünyaca tanınıyor, bu yüzden anlatmak istediğimi tam karşılamıyor. Şu, farklı bir şey değilse üretkeniz, yaşamayı seçin bence kendinize, çünkü bunca insandan farklı bir şey yapmamış oluyorsunuz, kendinizi yormanıza ne gerek var!.. Bir de şakası var bu işin, Temistokles gibi fotoğraflarla bu işi görmeye çalışmayın, köprü altında neler var!..çok güzelsin her yönüyle, şaşırtıyorsun, gözlerinden gelen ışığı tutabilmek isterdim.Daniela, lafın altında kalmıyorsun. Bu o demek. birine filozofsun diyen kişiden kuşkulanırım ben. Ölçü kimin elindeyse bilge odur. ama sana yaranmak için söyledim bunu. cevap olsun diye değil. ustamın ellerinden öpüyorum. kendimi eğitmek için bir fırsat verdiği için. onu gerçekten öpüyorum ve ben bir düşüncenin sarhoşluğa yol açabileceğini görüyorum. Daniela beni etkiliyor. Kinetik enerjiye yol açıyor! Çok kötü!!!
İlgilenmedim. Yaşam vizyonumuz farklıydı. Aşk nedir? Bir düşünün. sevgi az ya da çok bir yalandır. çünkü bu göreceli olarak insan hayatımda iniş çıkışlar yaşıyorum. Sevmenin ölçüsü nedir ... sevişmek, sağlamak, ahlaki destek, aşka inanmıyorum. Bu bir gerekliliktir. ve deniz gibi dalgalı bir konsept. Sonuç olarak, bunca yıldan sonra bu soruya gelecektim, bunun bir utanç olduğunu söyleyebilirim, örneğin ... gözyaşlarım bir ölçü olacaktı. Bu çok derin bir konu ... yalnız olsaydık sabaha kadar konuşurduk. Bir gün evdeki koltuğun gerçekten var olup olmadığını konuştuk. son kelime şudur; önemli olan bir şeyin varlığı ya da sevginin derecesi ya da yokluğu değildir. önemli olan, onu tüm boyutlarında muazzam bir şekilde tartışmaktır. Koltuk var mı bilmiyorum. ama o günün sohbeti Abna, Diana'ya bugün bunları yazma gücü verdi. Önemli olan bu. kendini geliştirme, zenginlik ve perspektif gücü ...
olağan şüpheden korkulmaz.Ben, irkiltici olasılıkların sürüklenen dumanı Öyleyse, kendini bitiren boz bulanık bırakmışlık niye benliğim… … Ben, gök boyalı kuşun yükselten kanadı Öyleyse, çağrışımlarının yakamozlu bir su pırıltısıyla sökün edişine yenik düşmen niye, benliğim… … Ben, karıştıran kasırganın burgacı Öyleyse, karşı koymayan boyun eğmişliğini belirten yüzündeki o yılgınlık niye benliğim…
DİANA
Vulvan benim için kutsaldır. Onun çayırlarında otlayacağım, kana kana kaynaklarından içeceğim Buzağılar gibi böğüreceğim ve Kidron vadisinden, bahar oğlakları gibi tepinerek içeri gireceğim ve şehadet mertebesine erişeceğim, ülkün için öleceğim. Dianam sen Meryem'in bir eşisin bir yetimin kardeşisin. Sen kaderimsin. Diana, biliyorsun ki bedenlerimiz değildir, ruhlarımız sevişir Diana, hep böyle sevişeceğiz böyle, çığlığımı duyuyor musun, o çığlığın içinde anıların var, fısıldayışların, koklayışların var, küçük İsa var, annemiz Meryem var, bedenim seni tutsak edemeyecektir biliyorum ama ruhum seni darmadağın edecektir, sen Horeb'te Eden'i aramaya yelteneceksin o gün. Aşk bir yinelemedir, sevişmek yinelemedir, ama kitaplardan başka bir yerde yaşayamazdı ki o...
Şimdi bana çıplak bak ve günahlarından kurtulma fırsatını kaçırma. Seni cennete götüreceğim. Tanrı'dan af isteyip fahişe olarak çıplak yürümeye yemin edeceksiniz. Sonra bir kadın oldum ve "Pablo'ya pişmanım, İsa'ya pişmanım" diyerek horozumu iştahla yaladım.Benim Maria'm ol ve bana hamile kal. Yeni bir İsa doğuyor. Belki de kedi ağrınız için bir ilaçtır.öbür dünya ölüm duygusunu hafifiletmek için bir önermedir. cennet cehennemde bir algoritma
Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferini ilan eden dizginsiz kapitalizm, kendi yarattığı için çözüm getiremeyeceği felaketlerle yüz yüze bugün. Artık insan türü olarak bozduklarımızı küçük rötuşlarla düzeltip kendi çıkarımıza kullanacağımız bütünsel, organik bir döngü varsaymamız mümkün değil. Kapitalist gerçekçilik de, hepimizi bambu bisikletlerde hayal eden ideolojik ikizi kapitalist romans da çare sunmuyor.Melankoliye kapılmamak için bize alternatif bir gerçekçilik gerek, diyor McKenzie Wark: işbirliği içindeki bilme ve yapma emeğine yakın duran; ekonomik, teknik, politik ve kültürel dönüşümleri ilişkilendiren bir gerçekçilik. Moleküler Kızıl, bu amaçla önce Sovyetler Birliği’nin kuruluş yıllarında bastırılan Marksist teori akımlarına dönüyor: emeğin bakış açısını merkeze koyan Bogdanov’un tektolojisine ve Proletkült’üne; Platonov’un hayal güçlerini birleştirecek edebiyat fabrikası tasavvuruna, yoldaş bakış açısına... Sonra günümüzde kültür ve bilimler arasındaki sınırlarda çalışan yazarları ele alıyor: insanın başka organizmalar ve teknolojiyle geçirgen sınırlarını hatırlatan siborg kavramı ve feminist bakış açısıyla Donna Haraway, farklı aygıtların nasıl farklı bilgi özneleri ve nesneleri üreten kesikler oluşturduğuna dikkat çeken Karen Barad, bir tür meta-ütopya öneren Kim Stanley Robinson…Zihin ve beden emekçilerine bir Siborg Enternasyonali çağrısı yapıyor Wark: "Antroposenin bütün işleyişlerini dağıtacak araçlara ve iradeye hayal gücünde zaten sahip olan bir Enternasyonal. Eskisinin yıkıntıları üzerinde yeni canlı dünyayı inşa etmekten başka yapacak bir şeyi olmayan bir Enternasyonal. Bu uygarlığın kalıcı olamayacağını hepimiz biliyoruz. Birlikte yenisini yapalım."
sevgilim senin koridorlarında boğazın, kedin, rektumun, kulak memen, ilahi burnun, meme uçları, karnındaki küçük gezegen ve parmak araların
Tehlikeli olan Führer değil Diana, göklere doğru, eril bir şeymiş gibi yükselen, çelik konstrüksiyon, yıkıntılar arasındaki ilahi, sapienizmin baş yapıtı Eiffel'dir. Soytarılık çağımızın logosu. Her şey ruhsuz konstrüksiyona iman etmekle başladı ve robotlaşmış köpek' önderimiz oldu. O 'Post cro magnon old' Diana
bu belki yetersiz mi bilmiyorum ama beni anladın. eğer seninle bu haytta yüz yüze gelemezsem sende bende çok onursuz insanlarız. Senin için her şeyi yapacağım san atağacağım. öo insan gördüm ama Matanzas'daki Diana gibisini görmedim. Çok sağol senin için sevişeceğim ömrümce hep sevişeceğim, yatkta sokakta aklımda. ne yaparsak yapalım buluşalım sen çok büyük insansın. san atapıyorum demke az ve senin için çıldırıyorum sevşşmek değil kavuşmak için. Sen kimsin Diana, seni anlayamıyorum ölmek sitiyorum ben. Dianam benim canım her şeyim sevgilim sevdiğim. İyi dinle görüşmek için yol bulmalıyız bu ikimizin onursuzluğu olacak biz seninle uykulara dlmalıyız sonsuz aşkım ölümsüz sevgilim canımın caı Dianam her şeyim.Sanatı tanıtmak, bunun için resimler paylaşmak herkesin yapmayacağı, yapamayacağı bir şey. Gel gör ki bu insanlar kendisinden kuşkulanıyor şu dünyada, ötekiler mutlu ve uykulu! Sorgusuz sualsiz mükemmelsin Rosa... aşığım hayatına.... hiç bir şey bekleme, esin perileri daima bir tanrıçadır!..senin hayalinle de sevişebilirim. bu çok kötü biliyorum. ama ruhun bunu hissediyor ve senin biricik eşin benim. her gece benim oluyorsun ve kulağın çınlıyor biliyorum. bu biribrimize bağlılık ve aşk ağışlıyor. sen ıslanıyorsun hissediyorum. ben ölmek üzereyim. o anı biliyorsun Yu. sevgilim. beni affet sana boşalmak üzereyim ve işte oldu. bağışla tanrıçam. sen bağışlayıcısın ve yağmurum seni ıslatıyor biliyorum. yağmur seni mutlu ediyor YU. boşalıyorum göklerden sana doğru...göçebe deyimi, doğu halklarının küçültücü öznesi, peki amerika dünyanın en büyük göçebe imparatorluğunu kurdu, onlar yoksa köstebek mi!!! truva dan göçenler avrupa'nın atası bunu ben değil Roma tarihi söylüyor!!! dünyada göçebe olmayan ulus yoktur, göçebenin antilüks tanımı yayılmacılıktır, çin ve hindistan göçebe değil, hindistan dünyanın kendisinden büyüktür derler, nereye göçsünler, Rusya'da öyle, ama ingiltere adacığı göçmek zorundaydı, ispanya, portekiz öyle, yayılmacılıktır amaç, yani doğuya atfedilen barbarlığın ataları batılı minör torakların, kabına sığamayan uluslarıdır. barbar bu yüzden batı kaynaklı ama doğuya monte edilmiş bir şakadır!..göçerler batıdan çıkar, afrika'ya Amerika'ya batı gitti, göçtü. Bir adet asyalı göstetemezler Latin amerikaYa atıyla giden! eğer göçer ve barbar nitelemesini kullanmak istiyorsanız avrupa'yı işaret etmeniz gerekir, bir kavram yaratıcısına nasıl ihanet edebilir ki!!!! bu bir manipülasyon, ama çok kısa süreceği belli, çünkü nükleer silahı olan her ülke bir avrupa imajına sahip bugün, yani dil oyunlarının ömrü bitmek üzere, öyleyse insan insanın kurdurur diyen Thomas Hobbes'unuzu lanetleyin, çünkü doğru söylediği yakında anlaşılabilir!!! bugün avrupa yoktur, evren karşısında dünyanın durumunu sorgulamalıyız, durum içler acısı, yarattığımız uygarlık biçimi, olağan şüpheli olmaktan öteye geçemiyor, kibir ahmakların vazgeçilmez imajıdır, ama tanrı -varsa eğer- başta avrupa olmak üzere tüm homo home! (Corona esirleri!) türünün bütün evlatlarına acıyarak bakıyor, çünkü onlar birbirini aşağılamaya çalışan bir kültürün Teksas ve Tommiksleri, azrail işsiz kalmadı tarih boyunca, bunun adı uygarlıksa, avrupa'da onun mezbahasıdır!!!!!!!!
Aminin benim için kutsal. Çayırlarında otlayacağım. Buzağılar gibi övüneceğim ve boğa gibi geri adım atan Kidron Vadisi'ne gireceğim. ve Dianam'a ihanet edeceğimsen akllı kadınsın. beni silmen initiharın olur. bende silemem seni. kaderimin kadınısın. ahirette seni arayacağım.ben inançsızım. Dianayı avlarken tanrı başucumda olmalı. kurnazlık çok mu kötüdür!biliyorum. ama ruhlar sevişir. beden değil. hayal kırıklığına uğrama. sadec benim olrken çığlığımı duyacaksın o kafar. ama o çığılığın içine hatıralar var. isa veri sen varsın MERYEM...bedenim seni esir alamayabilir ama ruhum seni darmadağın edecek biliyorum.sevişmek klişedir aşkım bir tekrardan ibarettir. aşk edebiyattır demiş bazı filozoflar. ama seni çok arzuluyorum tabi. faklı duygular olabilir. mutluluk veren.Hasan cemil, Stalin, düşünce polisi, hitler filen diyor ama Nazım'ın hangi dönemde canını kurtarmak için kaçtığını, Mustafa Suphi'nin ne olduğunu vb. bilmiyor!!! belki Hasan'a göre düşünce polisinin ehleklisi filen vardır, vah hasanım vah, Stalin diye horon tepiyor ama nice stalinizm var ki hala ötmek için hasan olmak bile yetmiyo! basan filan olmak lazım ama oda viagra istiyo!!! hasan mc carthy dönemi ile stalin dönemi arasında paralellik kuracak mankafan var mı, mesela! e bi günde ayşeye de ki, ben üşüttüm, yarın stalin albümüne çok güzel şeyler eklicem adını da bir bizden bir onlardan koydum ayşem de bakim nolacak hasan amuca!!! rusya de sürgünde ölen ya da öldürülen şair var mı hasan, cevap yok. sen de var mı, çok ulan çok!!!! bak bişey söylim stalinizm dünyanın en büyük güçlerinden birini yarattı, sen hala rize de tahta otomobil yarıştıran bir milletin ahfadısın be hüsam!!! hangisi stalinizm lan bunların!!!! önce donuna bak, çişim kaçmış mı diye be hüsam!!! senin en büyük gücün bir bayrak iki şeyini sallamak hala!!! güldürme beni seri romantik!! çar yıkıldı ne çıktı ortaya, vahdettin gitti ne çıktı bi bakta niye bizim stalinimiz yok diye... ne yaparsan yap gari!!!! ne kadar sallarsan salla ... damla diye marş söyle istersen akıl gurebası durağının, nazik müşterisi benim!! nostalji kalpazanı!!!!
bana küstün. sanat için bunu yapmamalısın. seni seviyorum. ve saygılıyım. bunu ispat edebilirim. hatam olmadı sadece sanat sapmalarla yol alır.
Tehlikeli olan Hitler değil, göklere doğru, eril bir penis gibi yükselen, çelik konstrüksiyon, yıkıntılar arasında ilahinin, idiotizmin baş yapıtı Eyfel Kulesi!!!! Soytarılık çağının logosu!!! Her şey ruhsuz çeliğe iman etmekle başladı!!! ve 'robotlaşmış köpek' önderimiz oldu!!!! Eyfel, post cro magnon old!!!! Rüyalar kelimelerle görülür. Diana'yı dövüşle avlarsın !!!Kelimeler uçucudur. Kanatlar yan yana değil. Yürüyecek.Beden için, bir kalbi kazanmak yeterli değildir.Öfkenizi seviyorum! ha ha ha. Teorik olarak size sevişiyor gibi görünüyor ve çok güzel! öfken gibi! ha ha ha.Tanrım, bize o günleri gösterecek misin, Diana?bir şey soyutlanabiliyorsa, o şey sonsuzluk kavramına uygun bir materyal haline gelir. sonsuzluk kavramı afedersin bizim uydurmamızdır. bilinemez çünkü. evren sınırlı da olabilir örneğin.
Eva sonsuzluk, edebi bir klişedir. Aşk, yaşam, sevgi, evren, zaman, tanrı ve ölüm kavramı daima sonsuzdur. sonsuzluğa yaslanır.
sonsuzluğun bir tanımıda yoktur, kabaca bitmeyen, bitimsiz, sürgit demektir o. bizi büyüleyen yanı ruhani bir sözcük oluşudur. çünkü sonsuzluğu somutlayamıyoruz. ama kolaylıkla soyutlanabiliyor. çünkü tümüyle kavramsl bir şey. gerçek değil diyebiliriz.
zaman elle tutulup gözle görülmüyor. ama sonsuz diyoruz. zamanı, yaprağını döken ağaç, ölen ebeveynler ve denize dökülen akarsuyla kavrıyoruz ve adlandırıyoruz. zamanın kendisi yok. o hep başkalarıdır. zaman nedir, sorarsan bilemiyor filozof, sormazsan biliyor!..
bu kadar. bütün derin şeyler sıkıcıdır.
haklısın. çünkü imgelemde yaşanan her şey sonsuzdur, aşk düşseldir. onun için o da sonsuzdur. ikimizin aşkı saman alevi gibi olmasın ama!!!hayır. ben edebiyatla meşgulüm. hobi olarak resim yaparım. başkasının resimlerine digital ekler yapar paylaşırım. kolaj!..fotoğraf bence sanat sayılmaz ama günümüzde her şey sanat artık.sen neler yapıyorsun. boş gezmekten başka!!!!çok sevecensin. talihinin güzel olması gerek. sevgiye açık insanlar, istismara da açıktır. kendini ciddiye alman şart.ayrıca ben sana göre epey yaşlıyım. ama düşünce ve duyguların yaşı olmaz.
bak şu kadarını söyleyeyim ben seninle konuşurken titriyorum. benim bir beklentim yok. bundan haz alıyorum ben. Eva beni çekiyor. korkunç bir duygudur benim için. sen ilgilenmezsin ama. bu benim içimdeki bir mesele ve haz veren bir uçurumdur. böyle şeyler vardır. duymuşsundur. ama bu şikayetlerine benzeyen bir şey. onun için sakın karıştırma, ben sonuçta aşka aşık biriyim. elçim Eva yalnızca. sorun yok yani. bana inan ama. deli bile bu kadar yazmaz başlangıçta...her şeyi kimse bilmez. neyi bileceğini biliyor Eva. ona aşığım kendimi tutamıyorum ben Eva... kabus dediğim kötü rüya. mutsuzluktan. yalnızlık yarı ölüm gibidir. yalnızlıktan çok yazmaya fırsat buldum ama koyu yalnızlık iyi değil galiba. sonsuz yalnızlık anlamsız.
Şimdi gidiyorum Hayaliniz benimle olacak, bana bir çare bulun. Seni solumak istiyorum. bu aşkın buharlaşmasına engel olmalıyım DianaNefret ve sevgi soyuttur. Gelmek geçici bir duygu. ve önemli değil Hayat ne yaptığınıza bakar. Sizler Tanrı için yaşayan bir varlıksınız. güzellik duygusu olamaz. onun önünde bir köpek gibi olduğumuzu biliyoruz.DANA CANIMBENİM, HANIMEFENDİM, NENİ UNUTMA, SAKIN, MASUM BİR GÜZELLİKLE KARŞILAŞACAĞIZ. CANIM BENİM KÜL KEDİM PERİM. benden bir şey istiyorsan mezarda beklersin artıkçok acemisin hiç kimse düşüncelerinden vazgeçmez Hernández senin tanrın olabilir. Bu kimseyi ilgilendirmez. Eğer benden hoşlanmıyorsan, dünya yok olmayacak. Umarım onları beğenirim. Onları sevmiyorum. Bunlar ana sorunun gereksiz parçaları gibidir. Zevklerime bağımlıyım. Diana'nın bunu sevdiğini sanmıyorum. ^ 30 yıldır ismimi bile söylemeyen kadınla yaşadım
şiir kadife gibi olmalıdır
Beni çok düşünmüyorsun Beni kırma ... benden bir şey istiyorsan mezarda bekle!her zaman iyi görünnenler her zaman iyi görünürler. ve zaman azalıyor.Tanrım, bize o günleri gösterecek misin, Diana?tanrıda kapris yapıyor olabilir bizlere Dianaaşk Seni öldürecek ve ben kurbanımı seveceğim diana!çünkü binlerce yıl dua ettik sanki ikimiz içinve . arkadaşlığımız sanki yıllarca sürdü! ..Hernández senin tanrın olabilir diana Bu kimseyi ilgilendirmez. Eğer benden hoşlanmıyorsan, dünya yok olmayacak. her zaman iyi göründüğünü söyleyenler her zaman iyi görünür. ve zaman azalıyor.Nefret ve sevgi soyuttur. diana Gelmek geçici bir duygu. ve önemli değil Hayat ne yaptığınıza bakar. Sizler Tanrı için yaşayan bir varlıksınız. güzellik duygusu olamaz. onun önünde bir köpek gibi olduğumuzu biliyoruz. bizler birer robotuz bizi üretenleri yok ettik, şimdis bizim ürettiğimiz titnası robotlar siborglar bizi yok edecek, her şey bir döngü yinede nasıl ingiliz leydisini çocukken çiilli sarşın diana yı nkaçıran kızılderililr nasıl onu safkan kızılderili yaptıysa ve onu genç yaşında kızılderili kabilelerden alan ailesi onun kesilen kurbanın çukura boşalan kanını nasıl eğilip kana kana içtiyse Hayatlarımıza gizlenmiş utançlar içinde yaşarız. ve Hepimiz gibi dürüstüzdür. ve hepimiz saldırgan düşünceler bana büyük bir haz veriyor. Orgazm oluyorum Atan kisi bunu begenip de ben de goreyim diye attiysa ne i stedigini bilmeyen ic dunyasi karisik ve melankolik biri diye dusunurum.Ama bu melankoli icerisinde bir renk arayisi icindedir.Lakin kisiligi elvermez korkar renkten aslinda.kprktugu icin de hep karanligin golgesinde bakar renklere.kisiligi budur.Ha dersen sana bi mesaj mi veriyor onu ayri degerlendireyim Açıklık bir erk bir hegemonyal işarettdir. Sen güçlüsün ve seni beslemek için bir tutkum var. Seni severken seni ağlatmak istiyorum. sen çok eksantriksin bedenimiz en pahalı mteryalimizdie fiana ruhlarımız savaş alanıdır diana ben bedenini istiyorum onun yanındayım ondan yanayım umarsızca vücudunugörmek isterim diana sizinle yaşayacaksam bedenini görmüş olmalıyım diana Vücudunuzu sahilde göstermediğinizde Türkleri boşa harcadığınızı gösterin. Penolepe vücudunu taliplere göstermelidir. aksi halde oryantalisttir ... ve utanır Kılıç otları bitecek seviştiğimiz yerde oyuklarda insan yavruları doğacaki arılar döllenecektir. Vücudunuz bir model ressam olsaydı, soyunursunuz, şiir sevgilisini sever misiniz? Paradokslardasınız. muhafazakar bir Batılı ha ha ha ha ha ha ha ha kendimizi sapık ilan etmek. Çağdaş batı yaşamının peçeli başkanı! Kalbinizin iki yüzü var. ruhun örtüsü. Vücudu talihsiz. Oh Diana Vücudunuzu bana bağışlamadığınız, ona bakma, kilitlemediğiniz sürece iflas ediyorsunuz. beni kandırabilirsin asla kendini kandıramazsın. Batı !!! Doğudan yürüdüğünüzde, anti-hümanizm barbarlığı, kadınların ticaretini gizler! Bir yanılsamanın gerçeği affetmesini istemiyorum Penelope Kalbinizin iki yüzü var. ruhun peçeli. bedenin bahtsız Sevginin manevi olduğunu bilmiyorsunuz, vücudunda bir çekirdek var. Gerici başınızı bir örtü ile örtün ve kilisede bir rahibe olun. çıplak vücudun dünyasını doyururken beni hatırla Rektumun ağzı ve vajina susuzluk ile kuruduğunda beni hatırla fahişenin ne olduğunu, vücudunu bir malzeme olarak gören kim olduğunu biliyorsun. Saklıyorsunuz çünkü sizin için pahalı. Git piyasada sat. Avucunuzu sevgililerinize yalayın. talihsiz Diana! dini ruhun bedenini köleleştirdi. Sana sevişirken genelevde oturacağım modern batı !!!tarih boyunca ölüm serbestliği hakkı var gettoların diana Bana çıplak gelmedikçe bir satış görevlisisiniz. borsa ve borsada karşı taraf. Et asistanı. defol! dünyadaki aptal orospu değil, vücudundaki kaostan kurtulmayan ilahi bir kaçışsın Seni gökten kovdular çünkü meyveyi bile pazarladık biz Bundan sürünüyoruz. Umarım baldırlsrın yere değmez. asmin Diana ablan Guatemala da lama ile keçi arsı büyümeyen bit tür vaemış isterse kargo ile marmaris e gönderebilirm diyor, orman tvuğu gibidir büyüklüğü yvaruyken diyor. Her yerden kovulduk. sırf vajinismusunuzun paha biçilmezliği yüzünden. Sen bir frijit oldun. bana gösterme Benim Maria'm ol ve bana hamile kal. Yeni bir İsa doğuyor. Belki de kedi ağrınız için bir ilaçtır. Seni becereceğim çünkü sen büyük aptal ve korkunç bir kaltaksın. Kahretsin bile yenir. Siz mitoloji gibisiniz. Ben bütün deliklerinde sureler vaaz edeceğim. Sözlerim gül suyu gibi suya dökülecek ve Kudüs'e gideceksin. Benim yaşlı Maria'm.Kedini yalayacağım çünkü vajinismus. Kidron Vadisini iyileştirmeliyim, içine suyu dökmeliyim ve Golgota çarmıhını koymalıyım senin ğöğüslerin son akşam yemeğim benim Diana, gözlerin uykusuz sabahlarımın Judasıdır. masum meleğim, sen benim günahlarımın son taşısın, Kidson vadsiin uçan sonnkuşlarısın acaba benim olur mu............. kaderini arayan adama bir kere dönüp bak, belki güneş yeniden doğar döngüsel ve organiktir onunla ilgilenmedim. Diana, hayata bakışımız farklıydı. sevmek nedir... onu düşün. sevmek kabaca yalandır. çünkü görecelidir. iniş çıkış var insan yaşamımda. sevmenin ölçüsü ne... sevişmek mi, borç vermek mi, manevi destek mi, sevgiye inanmıyorum diyemem. o bir gereksinim. ve deniz gibi dalgalı bir kavram. sonuç şu, bunca yıl sonra bu soru karşısında ğalasaydım, yazık çok seviyormuş diyecektin mesela... göz yaşım ölçü olacaktı. çok derin bir konu bu... başbaşa olsaydık sabaha kadar konuşurduk. bir gün evdeki koltuğun geröekten var olup olmadığını konuştuk. son söz ise şu; bir şeyin varlığı veya sevginin dercesi ya da yokluğu değildir önemli olan. önemli olan onu bütün boyutlarıyla muazzam biçimde tartışabilmektir. koltuk var mı yok mu bilmiyorum. ama o günkü sohbet bugün Diana'ya bunları yazabilme gücünü verdi abna. işte önemli olan budur. insanın kendini geliştirmesi ve bakış açısının zenginliği ve gücü... Sonunda hep orada düşersin, tüm pozlarda çıplak kadınlar sanat bahanesiyle. KADINLARIN İKİNCİ KEMAN OLUŞUNU VE ÇIPLAK OBJE OLARAK YÜZYILLARDIR BİR YANILSAMANIN İÇİNDE KIVRANDIKLARINI BAŞKA TÜRLÜ ANLATABİLİYORSAN BUYUR!!! BOTTİCELLİ BEY!!!! (İNTERNET PORNO DOLU, İLAHİ GÖVDENİN ACILARINI BAŞKA YOLLARLA DİNDİREBİLİRSİN!) kendimi arkadaşlıktan çıkardım ve şimdi bu gruptan çıkıyorum. BEN ÇIKARIM AMA GİORDANO GİBİ YAKILMAK DAHA ZEVKLİ!!! GALİLE KADAR CESUR DEĞİLİM! YAŞAMAK İÇİN SAVAŞ VERMEM!!!BEN ÇIKARIM AMA GİORDANO GİBİ YAKILMAK DAHA ZEVKLİ!!! GALİLE KADAR CESUR DEĞİLİM! YAŞAMAK İÇİN SAVAŞ VERMEM!!! ayrıca dikkatimi çekti bu fotoğrafın neresi çıplak, sliple plajdaki kadınları görünce inanın ben katolik miyim acaba dediğim oluyor. çıplaklık ile erojen olanı karıştırıyor insanlar, eğer çıplaklık yanlış bir şey olsaydı kadın doğum doktorları olmazdı, zihinsel anlamda o an belki her şeyden daha spesiyal ama hümanizm duygusu ağır basıyor değil mi, gerçekte çıplaklık diye bir şey yoktur, manipülasyon ve amacın momentumu belirler her şeyi, bir magazin çıplağı ancak bu amaçla var olabilir örneğin. bilirsin. onun için en son eleştirebileceğin şeyle Aslan Yürekli Rişar olmak ancak bilgi yetersizliğinin ürünüdür ve dünyanın her yerinde yetişen ve en çok görülen garip bir ottur o.
AMA HAKSIZ YERE ELEŞTİRİYORSUN. BEN İTALYAN KÜLTÜRÜYLE BÜYÜDÜM, FELLİNİ PASOLİNİ ANTONİONİ VB. SENDEN DAHA İYİ BİLİRİM. EMİN OLABİLİRSİN. ''SANATÇI'' ELEŞTİRİLMEZ O KUSURLUDUR VE SENİN GİBİ İNSANDIR, YAPITI ELEŞTİRECEKSİN. DOĞRUSU BUDUR. SEN KİŞİYİ HEDEF ALIYORSUN, YÜZYILLARIN CEHALETİ İŞTE BUDUR. GALİLE SENDROMU!!! BU GRUPTA BİR ŞEY PAYLAŞMAYA MERAKLI DEĞİLİM. ROSA TAM BİR İNSAN. İSTERSE BENİ SİLEBİLİR VE DÜNYA GENE DÖNER!!biz bir robotuz bizi yaratanları yok ettiysek nasıl bizid eyatrattığımız titansı robotlar siborgler yokedecek bu bir döngü yinede, nasıl çocukken alilesinden çilil sarışın Dianayı ka.ırıp nasıl safkan kızılderili ayptıylarsa sonar ailesi kabileden alıp nasıl onun kurbakın çukura kan kanını kana içtiğini görünce kızılderililere geri verdiyse, bizde insan olarak kalacağımız için evet yok olup gideceğiz robot olamayız bizi çünkü biz et ve kemiğin yarattığı bir önceki uygarlığın robotlarıyız ne yazık ki
Asla ağlayacak birine benzemezsin.Ben kırılganım ama ruhun seni ezmek istiyor. Gücünü ihlal etmek istiyorum.sen büyük bir insansın. bunu bil. her şeyi anlıyorum. bende kabus görüyorum zaman zaman. corono yokken üstelik. çünkü yalnızım. senin yanındayım. ruhumun bir parçasısın sen. emin ol. uzağız ve kader birliği içindeyiz. bir şay yapamam sana, kendime ne yapabildim ki, ama sevmek, birini anlamak ve paylaşmak seni sevindirecekse şu an seninleyim. el eleyiz ve birlikte uyuyoruz belki de. öyle düşün, senin bir arkadaşın, bir kardeşin var. ruhunu öpüyor senin. ne güzel bence, unut yalnızlığını, kederini ve seni saesan düşüncelerini yanındayım ve saçlarını koluyorum, sen birşeyler fısıldıyorsun, garip düşüncelr içindesin ve haklısın. ama yanyanayız. kendini bırakma diyemem sana, beni bırakma Diana...anrı türklerin akıl almaz maceralarını görebilsinler diye diğer milletleri yarattı. türkler olmasa dünya yavan ve yaşanılmaz bir yer olurdu. tanrı işsiz kalırdı!.. dünya türkler için yaratılmış bir oyuncaktır!.. dünyayı ciddiye alan diğer milletler gerçekte ebleh olanlardır. ne humourdan anlarlar ne ironiden, sığırdır hepsi!.. bakın dünyanın en büyük mizahçısı aziz nesin, şairi nazım, romancısı yaşar kemaldir. üstelik bu öyle enteresan bir hal alır ki bir türke aynı şeyi söyle sen kafayı yemişsin der, çünkü türkler müthiş ve kimsenin anlayamayacağı kadar ultramatik bir millettir, palavra ama bunlar, atıyorum, eee ben türküm kardeşim!.. türkü türk bile anlayamaz işin sırrı da bu! yürüyen merdivene ters binmek, elektriğe çıplak elle dokunmak,, metan dolu kuyudan kaynanası çıkmazsa, artarda 5 kişi inmek, radyatör su kaynatınca ailecek işemek, bu yüce milletin en basit gösterileridir, öyle ki herkesin marsa taşınmasından sonra, dünyanın yaşanılır bir cennet olacağını adı gibi biliyor milletimiz ve kurnazca bekliyor, masrafsız bir ütopya gerçekleştirmenin bedava yolu işte, aaaa anlamadı, ulan hanginiz sığır sizin, türk değil misiniz yoksa, vah yavrucum vah, işi çok zor!!!!!çalışmak şart meşgul olmak yani. çünkü insan savaşan bir hayvan iki maymun sürüsü bile savaşmıyoi çalımak barış ve düzen aracı bence. dolasıyla zorunlu olamaz yararlı ama toplumsal sözleşme.tanrı türklerin akıl almaz maceralarını görebilsinler diye diğer milletleri yarattı. türkler olmasa dünya yavan ve yaşanılmaz bir yer olurdu. tanrı işsiz kalırdı!.. dünya türkler için yaratılmış bir oyuncaktır!.. dünyayı ciddiye alan diğer milletler gerçekte ebleh olanlardır. ne humourdan anlarlar ne ironiden, sığırdır hepsi!.. bakın dünyanın en büyük mizahçısı aziz nesin, şairi nazım, romancısı yaşar kemaldir. üstelik bu öyle enteresan bir hal alır ki bir türke aynı şeyi söyle sen kafayı yemişsin der, çünkü türkler müthiş ve kimsenin anlayamayacağı kadar ultramatik bir millettir, palavra ama bunlar, atıyorum, eee ben türküm kardeşim!.. türkü türk bile anlayamaz işin sırrı da bu! yürüyen merdivene ters binmek, elektriğe çıplak elle dokunmak,, metan dolu kuyudan kaynanası çıkmazsa, artarda 5 kişi inmek, radyatör su kaynatınca ailecek işemek, bu yüce milletin en basit gösterileridir, öyle ki herkesin marsa taşınmasından sonra, dünyanın yaşanılır bir cennet olacağını adı gibi biliyor milletimiz ve kurnazca bekliyor, masrafsız bir ütopya gerçekleştirmenin bedava yolu işte, aaaa anlamadı, ulan hanginiz sığır sizin, türk değil misiniz yoksa, vah yavrucum vah, işi çok zor!!!!!*************************************Yazmak virüs bulutu gibidir, önce bir alışkanlığa, sonra da bir cehenneme dönüşür. Derler ki, böyle açımlardan uzak dur, ılık baharlar, sofistike özgürlüklerden söz et, Jane Eyre gibi, Rüzgarlı Tepe'leri anlat, gerçek üzünçlerden, gerçek trajedilerden söz et hiç olmazsa ki, dehşet ve kaotik atmosferleri anlatarak zaten perişan olmuş ruhumu kökten öldürme!.. Hiç anlamam bu sözlerden, insan önce kendisi için yazar, o da insan çünkü, kendisi kabullenebilmeli yazdığını, buna da kılıf uydururlar okunmuyorsun, onun için böyle söylüyorsun, doğrudur, okunsaydım mutluluktan çıldıracaktım çünkü, ne sanatçılar gördüm ben, yalnızlıktan kaldırımda ayakkabısının bağlarını üç vakitte bağlayan, burada ne demek istediğimi hiç bir zaman öğrenemeyeceksiniz!.. Antikite diye bir başlıkta toplayayım dedim biriktirdiğin notları, sonra Odysseus diye daha büyük bir saçmalığı yazacağım çünkü Corona gezegeninde başka türlü oyalanmanın yolu yoktur belki de!.. Bir şey söyleyeyim yazmak içini dökmektir, ne olursa olsun, yaşamı, dünyayı, evreni, tanrıyı, aşkı bile eleştirmeyen yazar yazar değildir nazarımda, mutsuz sanıyorlar böyle konuşanı, ah ah, Cibran'a göre dünyadan umudunu kesen -ayırtkan kısıtlı!- herkese bahar dalı uzatır, dünyadan umudunu kesmeyende herkese saldırır!..Notlar şunlar, yükünden kurtulayım ki, HiçKimse olma yoluna gireyim!.. Not dediğimiz şey dünya ahvalidir, merak etmeyin!..***Portekizli bir gemici, soğuk hava deposunda kilitli kalmış, ne yapsa boş. Umarsızca, ölümünün donarak yavaş yavaş gelişini, duvarlara yazmaya başlamış, ama limana vardıklarında, kaptan ölen denizciyi görünce şok geçirmiş. Çünkü deponun derecesi + 19 muş. Denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı ya da donduğuna inandığı için ölmüş.Muhalif ikonu, amip bölünerek çoğalıyor, popovizm büyütecek kadar meşum ve gözü karadırlar, uzay formasyonları, vaazlar ve vaatler, coronadan korkmaya gerek yok, ölüp cennete gidin diyor dul cariyeniz!..BURD KLDIKMERKEZ , TEMERKÜZ, MALTIZİ MEZURA doğa tanrının müzesidirPazartesileri Robinson Crusoe gibiyim: Cuma ' yı bekliyorum.İnsanlara güvenmek zor, kör insanlar bile köpekler tarafından rehberlik etmeyi tercih eder! beşki ruhum seni istiyordur, arzu karanlık e gelgeler arasında dolaşırTehlikeli olan Hitler değil, göklere doğru, eril bir penis gibi yükselen, çelik konstrüksiyon, yıkıntılar arasında ilahinin, idiotizmin baş yapıtı Eyfel Kulesi!!!! Soytarılık çağının logosu!!! Her şey ruhsuz çeliğe iman etmekle başladı!!! ve 'robotlaşmış köpek' önderimiz oldu!!!!sözcüklerle rüya görülür, yaşam mücadele ister.DEVLET HALKTAN TOPLADIĞI NPARAYI HALKA DAĞITAN KOMİSYONCUDUR. gAYBI BİMEK OLASI DEĞİLDİR VETE AMA KORONOYA virüsünüYII UZAYDANİ AYTOPRAKLARINDAN GELEN BŞR ASTRONOT YAYMIŞTIR.Göksel, göğü andıran, gibi nin biraz daha ilerisi anlamında, benzemek, çağr iştir mak anlamında, içerik ve biçim olarak söylenebilir. Göksel Arsoy varken bu sel eki yoktu, batıdan alınma değildir, kullanımı artmıştır. Çav, beybi, bay gibi moronik alıntılar çalıntıdır. Yanlış olan rastlantısal demektir, bu Londrasal demek kadar bilisizcedir. Dilin gerçekte kuralı yoktur, bilinci vardır. Raslantısal demek cinayettir, yine de dil ortak bilincin yönlendirmesiyle gelişir, dil bir organizmadır, doğar yaşar ölür. Bu gün tevafuk, müstevli, mütedeyyin gibi yarı Osmanlı sözcükleri dile katkı sanmak yanlıştır, o sözcükler var, kullanım alanı geçmişte kalmıştır yalnızca, bin yıl önceki sözcükleri canlandırmak dil kargaşasıdır, bulantıdır, gerici bir yaklaşımdır. Ne yapmalıyız, direksiyon, akü, buji, kondansatörün Türkçeleri olmalı, yerli araba bilincin yoksa bu da yetmez, dil sözcük üretmekle gelişmez, paralel kuvvetlerin işbirliğidir. Dilin mütedeyyin demekle bir adım ileri gitmez, nötron, pulsar, robot, nükleer sözcüklerinin Türkçesini yaratmakla ileri gider. Çağımız bunu gerektiriyor. Buda teknolojik, ekonomik, sosyal gelişmelerin çağdaşlığıyla paraleldir (koşut). Gelişmiş ülke değilseniz, diliniz ağzınızla kuş tutsanız gelişmez. Son bir şey, kızmayın, şapkaya devrim diyerek, kumaş fabrikası veya üretimi devrim saymayan bir yaklaşımla diliniz ancak yedi cücelerden birisi olur. Sonuç, beybi, hello, mütedeyyin, mugalata gibi biri eski, diğeri -gerçekte her yönüyle celladınız- İngiliz hayranlığının pigmeleşmiş bir toplumun tavırlarına döner. Atatürk biçimle, içeriği çözeceğini zannederek en büyük hatayı yapmıştır. Fasonizmdir yaptığı ve öyle oldu. Yapay Türkçe sevdası, ferrariye, bonjura, workşopa, eselamünaleyküme çarpmıştır. Paralel kuvvetlerin işbirliği yoksa sömürgesiniz, her yönden, dilin iflası bunun kanıtıdır. Bu ülke dili tek başına bir sorunmuş gibi algılıyor, hayır dil ticaret hacminizdir kardeşlerim, gelir dağılımı adaletinizin çağdaş ölçüsüdür, gerisi ahırda geviş getirmektir!!!!! Dil gücünüzün göklere yükselecek ve her yanı saracak vahyidir. Büyük biraderlerin değil, asansör ülkelerin dil kavgası mastürbasyondur. Tarih bunu söylüyor!!!!!MYCELİUM, BİTKİLER ARASI İLETİŞİMpara yaırsınla rdiye hesap numarasını vern dolanırıcını hesabını boşaltanların öyküsüsevmek tanrısaldır ve gölge aramazruh ararBu anneden kuşkuluyum. Çocuğunu dünyayı anlamaya çalışan bir çaylağın gözleri gibi sonsuzluğa yapayalnız gönderilmesine göz yumduğu için. O bakışta insanoğlunun başlangıçtan bu yana tüm trajedisi ve düş kırıklığı var. Gözyaşı dökmek o bakışa ihanet etmek olur. Acı duymaksa, bende duyuyorum belki de onun kadar, bu ülkede ölümden dönmeyen yok. Ama göz yummamalıydı, tabutun başında çığlıklarını duymak ona hiç bir şey kazandırmıyor, sessizliğin tövbesini o bakışlar için bozduysa, çok geç, o da herkes kadar suçlu!.. Bilmeliydik ki onun ölümü dünyayı hiç bir zaman değiştirmeyecek. Hümanizmin baş tanrısı, Avrupa mültecilere hiç bir zaman kapılarını açmayacak, gelenler de ancak KÖLE olacak, tıpkı Roma gibi, bu mu çağdaş batı ve melun Türkiye, tanrı indinde hepimiz tek bir canlıyız ve bu ölü, hepimizi günahkar ve onursuz bir lanetliler yüzyılının ifritleri yapıyor. Dünya yıkılsa annesi ve babası sorumlular kadar sorumludur gözümde!!! Yazıklar olsun, şu iyi, öbürü kötü ve ben insanım diyene!.. Ölüm orucu, işkencecinin yaptığını, mazlumun kardeşine reva görmesidir, tanrı ikisinin de nemrut olduğunu biliyor!..Cumhuriyet gazetesini İHLAS basım dağıtım şirketi basıyor, al sana 1 nisan İlhancım!!!! taşı önce en masumunuz atsın!!!! dünyada HALKIN !!! gazetesi olan en pahalı gazete, buda 2 nisan olsun İlhancım!!!! 3. de var ama mezarında ters dönmeyesin diye saklıyoz!!!! gazeteni hem İHLAS basacak hem türban şehadeti getircen YEMEZLER!!!!! yiyen yesin, laisizm değil sığırizm lazım bize cicoşum!!!! kendisi KEMAL UZAN PARA VERMEDİ DİYE AKP nin uzanların köşkü edgar allan poe hikayesine omuz vermiş bir müflisdir!!!! gene de büyük edemdir tebi!!! olcek o gada!!! emre kongar gibi bir -bakar kör- şimdi gazetenin ilhanı!!! fesüphanallahhhhhhhhhhhhhhhh!!!! burası KÖRKİYE! 193 ülke arasında 149. cusunuz, yüz senedir hindilerim!!!!2001 2011 arasını bu gazete yönetti türban gevişiyle, ilhan bırakın bu idiotluğu gidin denizli ye bir üniversite açın diyemedi, haklı sürüleri gırtlağının tadına bakar, hem midye satıcısı, hem balici, hem esrar tiryakisinin GAZETESİ OLACAKSIN HEM DE 2, 5 LİRA OLACAKSIN EŞİ MENENDİ OLMAYAN BİR MECZUBİYET, bu gazete AKP yi iktidara getiren gazetedir, aksi halde varlık nedeni ortadan kalkar, ordan geçenler ihanetin içinden geçen hainlerdir kim biliyor ki!!!! Akıllı kadın, bağımsız olmak istemez, tam aksine o, herkes gibi dünyaya bağımlıdır.. Bağımsız olmak isteyen kadın, bağımlılığı bir anomaliye dönüşen kadındır ve sınıfının yalnız bir vampirellasıdır, büyük olasılıkla... Bağımsızlık peşindeki kadın, bir sürü prangadan kurtulmak ister, o bir seri katil gibidir, sürekli kaçan ve yakalanmak korkusuyla yaşayan bir insan. Erkeklerde vardır böyle ve bu sayı kat be kat fazladır kadınlardan ne yazık ki... Genellikle yaşamları ölüm, intihar ya da düşük seviyeli, izole bir hayatla noktalanır. Kadınlarda bunun göze çarpmasının nedeni, Don Kişotluk veya -yalnız şövalyelik- gerektiren, sıradan insanların karanlık diye nitelediği iş ve -mesleklerle- haşır neşir olmalarındandır. Bar, diskotek, ses sanatçısı, eskortluk, konsomatrislik, esnaf şirketleri, kenar mahalle kabadayılığı veya sorumluluğu, marjinal ticari vaka ve uğraşlar diye nitelediğimiz, uzun yol, tır şoförlüğü gibi şeyler ürkütücüdür. Şunu unutmayın bu yolda ölen erkeklerin sayısı kadınların sayısını katlar. Riskli işlerdir bunlar. Bu metruk vakalarda, istisnai durumlar hariç, ölen kadınlar, toplum için bir femme fatale algısı yarattığından, fazlasıyla dikkat çeker. Oysa korkulacak ya da orijinal bir olay değildir. Her insanın başına, bu yolda kötü şeyler gelebilir. Mitingde vurulmak, yalnız konuk olduğumuz bir bekar evinde öldürülmek, şebekelerin eline düşmek, vesaire, bu tip olayların beşiğidir. Algılarımız, çağlar boyunca kadın ölümlerini daha çarpıcı ve seçici kılmaya koşullanmıştır. Olan biten budur, -kadınlardan beklemediğimiz vakalar- algısından kurtulduğumuzda, her şey olağan biçimine dönecektir. .Algı kapılarında ve genlerimizdedir sorun. Buda, kategorik olarak, erkek egemen toplumun tescili demektir doğallıkla!..
OLASILIK…İrkiltici olasılıkların sürüklenen dumanı olmak,Kendini bitiren,Boz bulanık bırakılmışlık.Gök boyalı kuşun yükselen kanadıÇağrışımların yakamozlu su pırıltısıylaSökün edişine yenik düşmeKarıştıran kasırganın burgacı olmak varkenKarşı koymayan boyun eğmişliğini belirtenYüzlerdeki yılgınlıkIşıklı aydınlığın yansıyan oklarıylaYenilmek varken.Yaslı, yazıksız,Çocuk gülümsemesiDerin, bulutsuz, son ekim göğü gibiDinlenirken içindeki,Sevi dolu karanlıkDüşündüğüm gibi yaşamak varkenOlayların dizilişindeki iç etkenlerO yapraklar gibi titremeAcıyla dolan yüzler,Yoksul gülümseme.Ürkek güz yıldızlarının salınışıylaTitrek dalgınlığın niyeVaroluşumuzla başlayanBir insan bir DEVLET ten daha değerlidir, bu insanı ölüme sürüklemenin de bir çıkmaz tavır olduğunu düşünüyorum, şairler yeniden doğarız biz ölümlerde diye çığlık atıyorlar, güneşe akın diyorlar ama KARŞI KOYMAK BİLE BİR ÇEŞİT İŞBİRLİĞİDİR diye bir söz var ve ölüme giden hiç bir yol benim için kurtuluş değil, o şairlere de zerre kadar saygım yok (Habil'den beri ağıt yakar insanlık, en çok ölülerin sayıldığı çağ da işte bu çağdır, o şairlere de buradan selam olsun, lanet olsun, ölümü -kutsayan- her yeryüzü yolcusuna!..) , YAŞAMA HAKKI tanrının bile inhisarında değildir!.. Helin için neler yazılmaz ama bu benim için yalnızca bir iki yüzlülüktür!.. Bir mumya gibi onun bedenine kapanacak ve zamanın çarklarında karşımıza çıkacak bir özgürlük savaşçısı diye tapınacak ve gene ölülerimizi sayacaksak bu dünyamız için bir trajedi ve bir işbirliğidir ne yazık ki!.. Evrensel ruh için insanlığın bir kategori sayılmasını istemiyorsak, birinin ölümünü bekleyerek yaşama hakkı aramaktan vaz geçmeliyiz. Buna hakkımız yok. Karanlığın ardındaki tüm ölülerimizin anlamsızca, hakça ve sessiz çığlıklarıyla bizi gördüğüne eminim. Ölüm, ölüm severliği yüceltiyor bunu anladığımızda kurtulacağız!.. Ben bu paradoks için Helin'in ölüsüne yüz sürmek değil, bir şarkısını daha dinleyebilmenin daha insanca olduğuna inanıyorum. Bir kurbanın olduğu yerde tüm insanlık suçludur, tanrı indinde günahkarla masum aynı kişidir, bu yüzden onun nezdinde bir sayı, bir kategoriyiz biz; bundan kurtulmayı başarmalıyız. Genlerimizdeki şiddet duygusu ve kozmolojik sömürme alışkanlığımızdan kurtulmadıkça, Helin yarın bir başka firavun, devlette bir başka Sezar olacaktır... O yalnızca benim kendimden utanmama yol açtı, belki de başardığı tek şey budur!.. Kadim alışkanlığımız!..O coşkulu büyüme…Kral dondurucu soğukta bekleyen nöbetçiye nasıl dayandığını sorar. Nöbetçi alıştım efendim der. Kral seni ısıtacak giysi yollayacağım der. Nöbetçi formayı beklerken ölür. Çünkü, beklentiye geçmesi vücudunun üşümesine, alışkanlık duygusunun erimesine yol açmıştır.Pascal'ın terörüsürekli kendşine hesap soran, , boşlukl kvga eden biriydi.ölüyle dost olunmazTABLETİ ŞÖVALESİNE KOYDUM hERMNN bROCH'UN vERGİLİUS'UNUN GÖZÜMLE SAYFALARINI ÇEVİREREK OKUMAYA BAŞLDIMyaşam umutlarımız için kısa ,mucizeler için yeterlidir.İKTİDAR YANLISI BİRİ HÜKÜMET AYA DÖRT ŞERİTLİ YOL YAPTIRACMIŞ DEDİköpek bile kimsesize havlıyor. bir beraberlik arzu edilmedikçe ruhsal kölelik olur.MISIR İNCİRİ YEDİKDünya bi rk,taptır,ev rendev ekitapları son suz çeşitşemde gö rsellerr ol up arın ı vızıltısı v e kelebe ğin kanat çırpışıda on un sayfalarıdır B uyüzeb her kitap,tan rın ın düşün c elerini insan aracılığıyla kaleme almaktır, he r kitap evrenin basmaklarını gözler önüne sunmaktır. A ntik Rom an b u nedenle, öncelikle şu düşünceleri anımsattı kulunuza... Elena, gerçek bir ressamsın. ama sanat hiç bir zaman beklentileri karşılamaz. ona aşık olacak ve acı çekeceksin. biliyorsundur sonsuz bir melankoli...eminim.
uçsuz bucaksız stepler ve biteviye batan güneş ağlama duygusu verir. aşklar yaratır. ormanda aşk doğmaz sadece sevişilir. bozkır dram, trajedidir. orman vahşi yaşam ve komedidir Natasha, seni seviyorum çünkü bozkırda ulaşılmaz biçimde duruyorsun, uzanıyorum ama elini bile tutamıyorum.
görüyorum seni ama sesini işitemiyosen mutlaka standardı yakalarsın. ama insanın ruhuda sakin olabilmeli. ben doyumsuz biriyim, sanki başarısızlık beni tatmin eder. köyden kente, çok yer değiştirenler huzursuzdur daima. Yurtsuz Jean gibi!!! senin işin kolay eminim. ama her zaman B planında olsun. rum. aşk budur işte.insan soyut bir varlık, kendisi hakkında somut düşünce üretemez. çünkü duyguları araya girer. ama ben senin için doğal davranırım. sen ressamsın ve renk kültürün yüksek. biçimsel bilginse düzeyli. her şeyin bilincindesin belli. sana yakınlaşmak aşık olmak demektir. rüzgarlı bir gece ve hüzünlü bir melodi... ve hayatın göz yaşları...İnsanoğlu neden kendi alanının dışındaki bazı şeyleri deliliğin edimlerine yorar veya yolunu yordamını şaşırmak ya da verim sağlayamayacağı alanlarda koşturmak olarak algılar... Cavendish kimdir merak ederim, Cartagena'ya tan vakti düşen ışığın, önündeki aydan, kütle çekim yasası uyarınca bükülerek geçtiğini, karadeliğin devasa yıldızların sönüp gitmiş bir közü olduğunu, dönen gezegenlerin, yörüngesinin de döndüğünü elden geldiğince bilmeye çalışırım. Manyetik giysileri bulgulayıp başardığımızda, tekstil sanayiinin, tilki postuyla örtündüğümüz çağların bir süreğeni olduğunun anlaşılmasını, içimizde ürettiğimiz elektriğin ledleri yakacağı günleri, mevsimleri dilediğimizce değiştirebilmeyi, sanal ormanlar değil, üç vakte kadar koru cennetleri yaratabilmeyi, beslenme ile mide ilişkisini sonlandırmayı, söz hünerlerinin bir yetenek değil kişisel uğraşlara evrilmesini, felsefenin tinsel doyumlara yol açan bir edim olmasını ve tanrıyla birebir konuşulmasını özlüyor ve bekliyorum. Kutülamare'de ölenleri diriltmeyi ve eski bir dille yeni bir şey yazılamayacağını da öğrenmeyi umuyorum.İnsanın evrende oluşturulabilen bir varlık olmasını, canlıların boşluğun gerdanlığı olduğunu, ilahi mekanizmanın, maddenin kendi iç dinamiği ve denetimi olabileceğinin anlaşılmasını ve hemoglobin yasalarının değişmesini de istiyorum. Ölümsüzlüğün ölümde olduğunun anlaşılmasını dileyerek, kaderci bir yaklaşımında tutsağı olduğumun bilinmesini düşlüyorum. Primitif arzuların eşiğinde ve kavranılmaz evrenin kışkırtıcılığında gizemli yolculuklar hep sürsün istiyorum. Daracık odada düşlerimle baş başa, pencereden dışarı baktığımda sonsuz çeşitliliği görüyor ve düşlerin sınırsız değil, sabah serinliğinde odama sızan ot kokusunun yansımasında, bildik gerçeklerin buyruğunda cirit atan başı bozuk -kimyevi partiküller- olduğunu anlıyor ve elem dolu gözlerle boşluğa bakarak, gerçeğin kozmikomik türevleriyle oyalandığımı anlıyor ve alabildiğine kendime acıyorum artık... Bir ot bile olamayacaksın sen!..sen ressamsın. bu herkese nasip değil ama, resim yapmakla ressam olmak, tanrı ile yeryüzü kadar birbirinden uzak mutlu olmalısın benceYaşamak ya da sanat bir deney, bir arayış, sorularla dolu bir bekleyiştir sonuçta, uygarlık yarattığı erkin tutsağı olmaktan kurtulduğunda, birbirimize düşmekten uzaklaştığımızda, kuyularımızdan çıktığımızda, yaşadığımız çağların ilkel dürtüler eşliğinde sürüp giden bir yoksunluk olduğunu anlayacağız, insanlık henüz kendini tanımaya çalışmakta, büyük boşluklardan korkuyor ve uçurumlarında iç çekerek yarattığı tanrılara sığınmayı bir ödeşkenin bileşenleri sanıyor, oysa evrenin bir parçası, bir süs, bir matruşka o, varoluşsal bir hologramda kendi kendini yok etmesi, ötekilere saldırması, onu alabildiğine gülünç kılıyor ve hala anne sütüyle besleniyor o!.. Ne zor şeymiş uçsuz bucaksız yeryüzünü paylaşmak, ne zor şeymiş, okyanusların üzerine dizilmiş çadırlarda tanrılara tapınmak, ne zor şeymiş karınca diyarının yaratılmışlarını barındırmak ve minicik tanrılarımız, annelerimizi göz yaşlarından arındırmak... Şeytan mıyız biz, cin miyiz, her birimiz birer katil ve Kan-su Gavri'nin elçileri miyiz!..Biz düşüncelerimizin esiriyiz. Bizim tüm birikimlerimiz, inançlarımız, dinimiz, bilimimiz, ilmimiz ve alışkanlıklarımız, her tür us dışı, beceri dolu, yetenek gösterilerimiz, hayranlık veren edimlerimiz, yaşamsal verilerimizin, düşünsel sistemlerimizin, dünya, deniz ve topraklar karşısındaki tavırlarımızla oluşturduğumuz verilerden ve geçmişte ve şimdinin oluşturmakta olduğu göstergelerden kaynaklanıyor. Yanardağların patlayışı ve volkanların aleviyle, seller ve depremlerle, ulumalar ve kükremelerle içimize ürkü girdi bizim, cehennemimizi onlara benzettik, çünkü yüzyıllar boyunca onlara yenildik, tufanlarımızla insani ve etik davranışlarımıza yön verdik, Sodom ve Gomore'yi alev toplarının emrine verdik, dinimiz, inancımız, bilim ve düşlerle dolu sanrılarımız bu görsellerin eşliğinde oluşan sayfalara dönüştü...Kitabı kutsal saydık çünkü o bizim geçmişimizin resmiydi, ona bakarak geçmişimizi öğreniyorduk. Sonunda nükleer topları icat ettik, henüz kültürümüzü değiştirmedik ama bir yüz yıl sonra Hiroşima ve Nagazaki için efsanelerimiz, Natziler için düş kıran söylenlerimiz ve peygamberler toprağı Eden yarımadası için nice yeni mesellerimiz bekliyor bizi kapıda, Buffalo Bill araya girecektir elbette, Antarktika için kim bilir neler uyduracağız, yeni Amerika oraları olacaktır belki de, o zaman cennet, soğuk sular ve denizler altında yüzen sonsuz çeşitlilikte varlıklar olacaktır bu kez, ama zaman kalırsa, Mars'ın ötesine, yeni ve başka dünyaların düşlerine kapılmazsak, yeni tanrılarımızın oluşması için vakitte olacaktır kısacası, yeni söylencelerimizin oluşması için vakit var. Düşünce eylemden sonra gelir, düşündüğümüz için doğmayız, doğduğumuz için düşünürüz, ne ki gerçekte tümüyle bir düşünceyiz biz, her şey, hepimiz...Taş devri, maden devri, tunç, bronz, demir çağları, volkanlar, tufanlar ve doğa felaketlerine göre oluşturduk tanrılarımızı biz, kuyruk sokumunda başlangıcımızın izleri var, ellerimiz pençelerimizin gölgeleri... Geleceğin dini ve tanrıları, atom altı parçacıkların, nötronların, yüksüz dünyaların, açıklanmaz novaların, göksel protonların, nükleik vagonların, partikülden vatmanların, dijital vaatleri ve ayetleriyle dolu olacak bizim. Tanrılarımız hologramda bir bir canlanacak ve sizinle birebir görüşmelerde bulunacak. Gelecekte şimdiki tanrılarımız müzelerde yer alacak, tıpkı geçmişteki tanrılarımız gibi... Adem ve Havva sanal bir söylentinin, yüzyıllara hükmeden Nuh-u Nebileri olarak size el sallayacak, tanrılarınız biçim ve ruh değiştirecek, inançlarınız sonsuzca yenilenecek, şimdiki alışkanlıklarınızın totemleri, muska ve varyeteleri ortadan kalktığında, cennet ve cehennem; genlerinize sinmiş pagan çağların korku ve vaatleri olduğu anlaşıldığında, geleceğimiz, yeni kıyametler tasarlayıp gönüllerinize yine esenlikler bağışlayacak, tıpkı çoktanrılı dönemlere gülümseyerek bakmamız gibi, şimdiki tanrılarınıza gelecekteki bizler gülümseyecek ve geçmişteki ilkel uygarlıkların primitif canlıları olarak, şaşırtıcı ve trajikomik bulunacak ve arkanızdan göz yaşı dökeniniz bile olmayacak ne yazık ki...Sizin tanrılarınız yarattığınız ve sahip olduğunuz uygarlıkların ürünüdür, yeni tanrılarınızda yarattığınız uygarlıkların ürünleri olacaktır. Siz var oldukça onlarda var olacak onlar sizinle değişecek ve siz yok olduğunuzda onlar evet yine var olacak, çünkü siz düşünüyor ve yargılar verebiliyorsunuz!..Düşünce yoksa, tanrı neye yarar?.. Düşünce tanrının ötesindedir, düşünceyi yaratan tanrı olsa bile, düşünce tanrıyı kapsar, tanrı düşünceyi kapsar mı, iki kutup, orasını bilmemiz için yalnızca düşünceye gereksinimimiz var ne yazık ki... Düşünceyi kimin bağışladığı bile bir düşünceyse eğer...Evrende her olay sui generistir, kendine özgü, devinim ve eylem yineleniyor olabilir, benzeridir evet ama her olay kendi olay ufkunun, kendi kozmik bahçesinin oluşturduğu bir yazgıdır. Yazgı; yazılım!..kötü şiir noktalama işaretlerine sığınırDiyesim, sözü şuraya getirmek istiyorum, kutsal kitaplarda ya da kozmik varsayımlarda sözü edilen kıyamet -songün- hiç bir zaman gerçekleşmeyecektir. Evren tümüyle çökmeyecektir örneğin, bir yerde bir şey çöküyorsa, başka bir yerde başka bir şey oluşuyor, yükseliyordur devinimde...Dünyada kıyamet kopuyor diyelim, nedenlerden biri güneşin sönmesi olduğunu düşünelim, güneş tüm gezegenlerin ve bizim sonumuzu getirdi diyelim, evrende bir nötron yığınına dönüşen milyonlarca yıldız var, her saniye kıyametler kopuyorsa, bize sıra geldiğinde bu yaşamın neden sonu olsun, o zamana dek kim bilir hangi yıldızlara konuk olacağız, kim bilir nerede varlıklar, tinler, tözler nereye göçmekte, nerde yer değiştirmekte, tanrısını göremeyen onun kullarını nasıl görsün!.. Yolun yarısına gelmeden Mars'a gidiyoruz biz, Mars'tan Kuiper kuşağına, oradan Samanyolu'nun dışına, başka yıldız yuvalarına ve başka komşularımıza, yalnız olduğumuzu düşünmek mutsuzluğumuzdur bizim, sonsuz kalabalıkların parçasıyız biz...Belki de başka ve sönmüş bir gezegenin kıyametinden kaçmış yaratıklarızdır, altın sarısının içinde yaşadığımız bir planete konuk olmuşuz, burası metal yorgunluğuyla çökerek uluduğunda, omurgaları Süleyman'ın sütunları gibi yıkıldığında, gideceğimiz yere kültürümüzü de götüreceğiz doğallıkla ve bitip tükenmeyen bir kıyamet korkusuyla yaşayıp duracağız biz, ölümsüzlük bu korkuyu yenmemizi sağlamayacak, varlık ve yokluk ikilemi bizim vazgeçilmezimiz ve baş tacımızdır kaçınılmazlıkla...sadece grimm, sadece pinokyo, sadece şekspir sonuç; tasmalı köpeklik !!! ingiliz iş bankası ananızın hörekesini sergiliyor 1923 den beri, benim sömürge yavrusu evlatlarım, sanatın vatanı olmaz yavrum, tasması olur üzülme!! böyük zanatçılar olcesiniz ama mezardaki göremicek!!! ananızda göremedi ya!!! ossun vasın ossurun gene de kokusunu alır belkim !!! polyanna gız!! beybi bayyyyy çav, ananın selamı var dicektim gız!!! ayy tükürüm boğazıma takıldı!! bi kenef yok mu yav şurda!!! chp haracını yiyor bu bankanın, c.HALT partisi, halt değil aaa kenef varmış be! gene de düşünebilmişler yahu!!! e bi oy verin gari de oysunlar kendi vatanını!! cinsi latifin böylesi nerde görülmüş gızzzzzz!!! öğğğğğğğğ kenef gibisi yok valla!!! bakın öküzistan evlatları, örneğin Çin masalı anlatırsanız çocuğa, zihinsel mantalitesi Çin'in sosyal mekaniğine göre biçimlenir, bu da şu demektir, çocuk büyüyünce bok tarlasının içinde gül görmüş gibi şok geçirir, mutlaka anladınız beyniniz var, onun için kendi geleneğinizin masallarını anlatmak zorundasınız, yoksa afyonkarahisar da tom jonsluk taslayan bahtı kara mader zibidileriniz olur, kızmıyorum, ya öldürülür, ya köprü altında, ya yaşar ya yaşamaz bir yaşar olur ya da bir darbe gelir rüzgarını alır gider, onun için öküz olmayı bırakın yavrum, bunun geçerli olması için Natzi veya İngilizin keloğlan masalını okuması gerekir tohumuna, var öylesi diyen öküz hanginiz içinizde, samanını ben verecem o öküzün, içinde arpada olacak tabi, öküz çok sever !!!! bayburt bayburt olalı böyle öküz görmedi diyen bunun için -haklıdır yavrum-!!! son bir şey, adam olmak için diploma sorarlar, ama öküzlük için gerekmez!!! onun için çook avantajlısınız! anladı öküz!!!! bakın masallar evrenseldir diyen bir öküz çıkabilir içinizden, masal kadar yerel bir edebi tür yoktur öküzüm, tümüyle ulusal hatta kişiseldir, iyi düşün, sonra bana dön, bezleyelim seni!!!Kıyamet korkusu, masallarımız, söylencelerimiz, ninnilerimizdir bizim. Gönüllü tasarımlarımız, tanrılarımız, büyücülerimiz, dehşet veren cadılarımız ve içgüdüsel korkularımız, tümünün dışa vurumu, yinelemenin eşiğinde durduğumuz sürece, Adem peygamberse, Havva ana tanrıçamızdır. Adem biricikti, kime yalvaçlık yaptı ki, biz onu yüceltiyoruz, sözün büyüsüne beleyerek, armağanlar veriyoruz, peygamberlik zanaatı, konuşmaya erdikten, yazı ortaya çıktıktan sonrasıysa, Adem ilk insan olabilir mi... Roma valisi ve Tibet laması değildi evet ama Adem konuşmayı bilmiyordu, cennetten kovulmuş, dili tutulmuştu bir kere... Çünkü insanoğlu son derece yetenekli ve edebiyat için, estetik ve akan zaman için, yaşayan bir kozmik bilinç o!..Adem peygamber değil, bir sabıkalıydı gerçekte ve günahı Havva'nın üstüne yükleyerek, insanlığını gösterdi ve yeni bir düzen kurdu, şer'in üstüne, bu düzen değişmedikçe Habil ve Kabil savaşımı sürecektir. Bundandır ki gerçekte, kötülüğün türevleri ve saltanatını yıkmak için çabalıyordur tüm insanlık!..Yaşam evrene açılan bir pencere... Elem verici konu, Çökilyas dağının yamaçlarında, gece yanan ışıklar altında, bir yunus balığı gibi kıvranan İsabey kasabasında, evlerin penceresi yok denecek kadar azdı, güneş sızardı odalara, hiç unutmam ışığın içinde tozdan bir dünya vardı sanki, kıpırdaşan, yüzen, uçuşan, dönüp duran iplikçikler, niçin bir mikro evren olmasın, şaşardım bunları içiyor, yutuyor muyuz biz diye... İçimizde onlar var belki de ve biz kendimizi bir şey sanıyoruz. Bir tozanız, bir tozan bizim gerçekliğimiz.Bologna'da ortaçağdan kalan evler ve sokaklar varmış, bizde en eski yapı, yol, yolak, çeşme kaç yılları geçiyordur acaba... Çok üzülüyorum dünyamız ahvaline, biz neden böyleyiz; göçebeyiz, aydınlanma yaşamadık, pederşahiyiz, dinlerin kölesiyiz, hepsi saçma geliyor, bir adım ötemizde onca şey varken, Efes tapınağını görmüyor muyuz, Yedi uyurları bilmiyor muyuz, Selimiye'yi yedi ceddimiz yaşamadı mı?... Mimarimiz yok, estetik duygumuz sıfır bizim. Dağda, kırda herkes kendi evini yapıyor, 'Kırlangıç yapar yuvayı, çamur sıvayı sıvayı' . Doğuda sultan saraylarının erki, kaç yüzyıldır kedi köpek kulübeleri denli bir ziynet bile yapmıyor acaba!.. Neden şatolarımız yok bizim, neden bir sayınç ve hayranlıkla seyredeceğimiz evlerimiz yok, tahta ev yapmış çok tasalananlar geçmişte, yalnızca bir dünyayı küçümsemenin ve öbür tarafa borçlanmasız gitmenin görkemiyle açıklanamaz bu, reaya ne yapsın, 'Şalvarı şaltak Osmanlı, eyeri kaltak Osmanlı, ekende yok, biçende yok, yiyende ortak Osmanlı', Osmanlı'yı yerden yere vuran bir cehlin cennetine kim sığınmak ister ki, geçmişimizi aşağılarsak, bizi bekleyen karalar bağlamak mıdır, uyandığımızda yanımızda kimseleri bulamayabiliriz, size bıraktık dünyayı, kimsecikler olmasa da, kendinizi aşağılayacak kadar, insan sevmez, kadir bilmez, tanrı tanımaz mısınız bakalım yine de!..Biz başkalarına bel bağlamayı alışkanlık haline getirmiş bir toplumuz, tanrı kültüne, batı kültürüne, el kapılarına... Bizim bel kemiğimiz yok mu, kim layık gördü bizi bu tutsaklığa; öncelikle kendimiz!.. Kulluk diye tutturmuşuz, kölelikten evrilme bir sözcüğe sevdalanmışız, öznesine sıkı sıkıya bağlı bir oyuncağı sonsuza dek taşıyan, deliliğin edimleriyle oyalanan bir varsayımın görünmez prangasına, dünyaya gelip de bir kalem oynatmayan, bir fidan sulamayan, bir emeği üretmeyen, var oluşun çayırlarında, panayırlarında ter akıtmayan, bir verime katılmayan, bir pergelin kadranıyla oynamayan bizden değildir. Tanrı tapınmamızı değil, el ele olmamızı, kendisine yardımcı olmamızı istiyor, kul değil adı üstünde insan arıyor ve gerçekte yerini onlara terk etmeye hazırlanıyordur. Amaçsız, değişkesiz, ufuksuz, sonuçsuz ve sürgit yenilenmesiz bir varoluş biçiminin ne anlamı var, sığlık ve durağanlık karanlığın şarkısıdır, 'Her şey değişip akmada, bu hal beni hayran bırakmada!..'Yaşanılanlara, olmuş ve olacak olanlara bakın, tasımlayıp, düşleyin, kolaylıkla duyumsanıyor bu döngü, görünüyor, tanrının işini kolaylaştırmayanlar, ona sığınarak, tembelliğin yamaçlarında uyuklayan onu yadsıyan kurnazlardır. ... Kederimizin Efendisi penceresiz kör evlerde büyüsünler diye yaratmadı bizi, kim ki onun kulu duyumsuyordur kendini, yaşamı ve rabbini yadsıyor, hiçliyordur, biz ona bağlanmayı değil, ona sığınmayı değil, ona layık olabilmeyi, onun katına çıkabilmeyi, varabilmeyi başarmalıyız, buda insanı ve onun var ettiği dünyada sürüp giden yaşamı yüceltmekle olasıdır, gerçekte tanrı bizden bir şey istemiyor, yarattığı insanı yüceltmeyi ve var ettiği yaşamın hakkını vermemizi istiyor, o zaman ki biz ona layık olacağız ve o bizimle belki gurur duyabilecektir artık, ona sığınmak, bizim suçumuz ve onu aramak, bizim en büyük günahımızdır. Kutsanacak bir şey varsa yaşamdır ve tapılacak biri varsa insandır. İnsanı eziyor, hiçliyor ve böylelikle tanrıyı sürgit yadsıyoruz biz. Tapınmak günahlarımızı çoğaltıyor, sığınmak acılarımızı artırıyor ve onu aramak iki yüzlülüğümüzün kanıtına, utanmazlığımızın ve kurnazlığımızın onulmaz acımasızlığına dönüşüyor artık. Alışkanlıklarda değişir, biz tanrının 'gölgesini' çiğnemeyi bırakmalı ve ona, yaratana kin duyan kahredici ve pişman edici, göz yaşlarıyla dolu yaratıklar olmaktan kurtulmalı, kurtulabilmeliyiz...sorunu anlamadım ama yazarlık yalan söylemektir. saçmalamaktır. hayatı yadsımak veya körü körüne boyun eğmektir. ama yazar mantıklı biri değildir. yazarsa tabi!..Tanrı ne demek istedi kutsal kitaplarda...Büyük Medici Rosa'nın himayesindeyiz..Onun kutsal kitabı evren...Ve o soruyor, düşünmekle ne yapmak isteyebilir ki insan?..***günlük dil zaten sokakt a kon uşuluyoronu edebi yata taşımak hamallık olur ve yararsızb irb ileşeni k çabad o ır. gerk et e yo ktur,edeb i yat üst dil ol mak zorundadır.
labarotuar faresi Bu adan tarihçi değil, magazin mukallitidir. Tarihçi geçmişin gevişini getirmez çağını yorumlar, bu bir bilim soytarısı, sorsun meslektaşlarına tarihçi kimdir diye, ben buradayım, bu sosyal antropoloğum derse eh derim, batının tasmalı köpek üretimi için bir proje olarak öne sürülen mankurtların lafıdır kılıçla Müslüman olduğumuz. Bana kültürü girmeden savaşla din değiştirmiş 1 adet millet gösteremezsiniz, Latin Amerika son derece primitifti, at ve insanı tek bir canlı sanıyordu başta ve egemen ve gelişmiş kültüre teslim oldu. Bir Yahudi olan Kolomb'un kalyonları, Aztekler için uçan daireydi, atlar paraşüt, kukuletalı askerler CİN, arboletler tanrının gazabıydı Dilbercim benim!!!! Din ritüeldir, din değiştirmekte kültürel bir olaydır ve sakıncası yoktur, İsa'yı batı çarmıha gerdi ama İsa vaazlarıyla batıya diz çöktürdü. İsa yahudidir ve çağının kültürel nihilisti olduğu için Romalı general Paulus onu çarmıha germiştir, Çelişkiye bakın, çünkü tüm Avrupa İsa'ya neden iman etti peki, kültürle, vaazla!.. Osmanlı 500 yıl Arapları zapturapt altına aldı Dilbercim bunu neden söylemiyor, çünkü daha sonra söyleyeceği şey Araplar bizi arkadan vurdu olacaktır. FORMAT ATILMIŞ FLASH BELLEKTİR BU MECZUP !!! Bu adam zır cahil poposu kafasının on katı bir şaklabandır. Kültür ezbercisi ve yorumdan, düşünce geliştirmekten aciz bir fıçıdır!!! Batıya iman eden sığır sürüsü olduk Çanakkale'de desin de göreyim yiğitliğini, diyemez sıçar!!!! Dilber egemen entelijansiyanın borusu, uzaktan kumanda bir idiottur. Suflörünün kuklası! Bilim adamı ha!!! ezberci kişi, bilim adamı değil kalfa değil, çırak değil, halkalı bir köledir!!! Prof'ossurdur!!! Tarihçi de değildir dediğimiz gibi magazin şaklabanı dersek doğrusu odur ne yazık ki!!!!!!! Soruya, -istenilen- yanıtı veren uzaktan kumanda bir şarlatan!!! Niteliksiz dolandırıcı!!! Bu kişi şunu da diyebilecektir, dinde hurafe vardır, bilim deneyseldir ve hurafeye yer vermez,. Bir galat-ı meşhur olarak hurafe ne demektir, aslı astarı olmayan bir yaklaşımın, gerçek gibi algılanması sonucu, manipülasyona dönüşmesi ve anlağımızı tutsak almasıdır. Örneğin evcilleşme köleleşmedir dersek bu bir tür hurafeye dönüşür, çünkü vahşi yaşam türü daha doğrudur anlamına yol açabilir bu. Hurafeye bu nedenle, bilim, din, sanat, siyaset, ticaret gibi dünyevi her alanda her kurum ve kişi başvurabilir. Bilim adamları Korana Virüsü için farklı argümanlar kullanabiliyor, hangisi hurafeye dönüşecek bunların, gördünüz mü, tarihe bakın, dünya düzdür diyen pek çok bilimsel görüş vardı, deneyle bu da olasıdır üstelik!.. Bu açıdan din hurafedir demek, dinin safsatalarından toplumu uzak tutmak isteyen bilimsel yöntemin savunucularıdır, peki bilim değil mi Hiroşima ve Nagazaki'ye yol açan gelişmeler, bu bilimi suçlamak değil, bulaşıcı bir koronanın aşısını bulmak için milyonların ölümüne yol açabilmektir. Hurafe burada oyuncak bir kavram olarak kalır anlayacağınız. Karikatürize bir yer kaplar. Bilimin hurafeden uzak olma savunusu bilimin Frankşeytanlaşmayacağı anlamına gelmez kısacası, mazohist polyannacılıktır bu, din iffet bezirganıysa, bilimde pekala gerçekliğin frankşeytanlığına soyunabilir kısacası, buradaki sorun, insanın izanıdır, hümanist düşüncenin, genlerimizdeki şiddet ve vahşet duyunçlarından arınması sorunudur, belki çağlar vardır daha bunlar için. Son dünya savaşlarının dinle ilgisi vardır diyene şaşarım, bilimin önderliğinde Hiroşimal kıyamet provasıdır o savaşlar. Paul Tibbet tuşa basarken nükleer bomba için, haç çıkarma gerğini duymadı kısacası, üstelik Hristiyanların birbiriyle savaşıydı gerçekte, demek ki din hurafedir demek, temel gerçekliğimize aykırı bir şey, biz insan nasıl insan oldu'nun yanıtlarını aramalıyız, kültürel çatışmaların barışı getireceği argümanıyla düş kurmayı bırakmalıyız. Kaptalizm örneğin din kadar bilimi de iman kaynağı yapabilir, ölüm severliği yayabilir gezegenimize, bilim masum değildir tek başına, onun kimin ellerinde olduğuna bakacaksınız ve hurafeyi bizzat yayanların konumuna düşmeyeceksiniz!.. Din ve bilim geçmişte iç içeydi, bugün ayrıştı diyelim, geldiğimiz noktanın ibret dolu senfonisini dinlerseniz,, değişen nedir diye sormak gerekir!.. Sorun bilim ya da din değildir, uygarlık biçimimizde yatıyor sorun. Dilberleşmek bizim için çare olsaydı, çağdaşlık sıralamasında durumumuz bu olur muydu!.. siyasi yorum yapacak olursak tek sorumlu CHP, yani kemalizm, nasıl bir nesil yetişmişse herkes herşeyi talan ediyor ve CHP de sadece gözlemci, seçimi kazandı gık ı çıkmadı, yahu bir yirmi yıl daha mı kalacak AKP, evet chp kanaldan gelecek payı bekliyor, iktidar gibi ateşten gömleği giymeden hırsız olmak daha mantıklı chp kapatılmadan bu ülke düzelmez!!! bir ihanet şebekesi varsa o da CHP dir, zaten halk biliyor, çaresizlikten dönüp dolaşıp oy veriyor, başta ben. açık konuşayım atatürkçülükten şüpheliyim çünkü bu kadar rehavet imkansız!!! chp mazeret partisi, gevişçi bir hayasızlığın ürünü!!! ve batının resmen tasmalı köpeği, yahu batı bu ülkeyi sömürgesi yapmış daha nesini beğeniyorsun şerefsiz!! bakın tarihi sur içine yol açan gökdelen dikenlerin tamamı CHP dir ve chp kökenlidir. bu parti ajan komitesidir. bence!!!! yapılacak iş bu partiyi kapatıp, gerçek atatürkçü düşünceyi uygulamak, yani batının sadece teorisini uygulayıp, pratikte onların bir barbar ve sömürgeci piç sürüsü olduğunu ilan etmektir. tabi zor. e zor tabi... onun için kemalizm kamilizm zaten!!! son bir şey AKP nin yandaşı mhp filan değildir, onun gerçek hamisinin chp olduğunu anlamayan da sığırdır!!! karşı koymak bile bir çeşit işbirliği sayılabilir. batılı filozoflar söylüyor bunu!!! bari aklını kullanın batının bre köleler!!! şarkı din geri bırakmış, vay geri zekalı vay, şark celladına aşıktır tarih boyunca, bu yüzden mezbahaya koşarak gider!!! türkiye tarihin en geri türk devletidir, çünkü şeriat var cicoş!!!! Bu anneden kuşkuluyum. Çocuğunu dünyayı anlamaya çalışan bir çaylağın gözleri gibi sonsuzluğa yapayalnız gönderilmesine göz yumduğu için. O bakışta insanoğlunun başlangıçtan bu yana tüm trajedisi ve düş kırıklığı var. Gözyaşı dökmek o bakışa ihanet etmek olur. Acı duymaksa, bende duyuyorum belki de onun kadar, bu ülkede ölümden dönmeyen yok. Ama göz yummamalıydı, tabutun başında çığlıklarını duymak ona hiç bir şey kazandırmıyor, sessizliğin tövbesini o bakışlar için bozduysa, çok geç, o da herkes kadar suçlu!.. Bilmeliydik ki onun ölümü dünyayı hiç bir zaman değiştirmeyecek. Hümanizmin baş tanrısı, Avrupa mültecilere hiç bir zaman kapılarını açmayacak, gelenler de ancak KÖLE olacak, tıpkı Roma gibi, bu mu çağdaş batı ve melun Türkiye, tanrı indinde hepimiz tek bir canlıyız ve bu ölü, hepimizi günahkar ve onursuz bir lanetliler yüzyılının ifritleri yapıyor. Dünya yıkılsa annesi ve babası sorumlular kadar sorumludur gözümde!!! Yazıklar olsun, şu iyi, öbürü kötü ve ben insanım diyene!.. Ölüm orucu, işkencecinin yaptığını, mazlumun kardeşine reva görmesidir, tanrı ikisinin de nemrut olduğunu biliyor!.. Tehlikeli olan Hitler değil, göklere doğru, eril bir penis gibi yükselen, çelik konstrüksiyon, yıkıntılar arasında ilahinin, idiotizmin baş yapıtı Eyfel Kulesi!!!! Soytarılık çağının logosu!!! Her şey ruhsuz çeliğe iman etmekle başladı!!! ve 'robotlaşmış köpek' önderimiz oldu!!!! Eyfel, post cro magnon old!!!! BEN ÇIKARIM AMA GİORDANO GİBİ YAKILMAK DAHA ZEVKLİ!!! GALİLE KADAR CESUR DEĞİLİM!
Tehlikeli olan Hitler değil, göklere doğru, eril bir penis gibi yükselen, çelik konstrüksiyon, yıkıntılar arasında ilahinin, idiotizmin baş yapıtı Eyfel Kulesi!!!! Soytarılık çağının logosu!!! Her şey ruhsuz çeliğe iman etmekle başladı!!! ve 'robotlaşmış köpek' önderimiz oldu!!!! Eyfel, post cro magnon old!!!!T.C nin lokman hekimi, siyasetçi demeye şahit ister, sakin olalım, parayı iyi harcayalım, dersimizi iyi çalışalım gibi alfabe mukalliti amet hakan cehilini aratmayan bir muhalefet lideri, lideri demek hayatının en büyük iltifatı, kamili görevden alın CHP de yaprak bile kımıldamaz, gölgesinden ürken adam, 80 milyon 800 yıl yaşam sigortası yaptırsa, bu herifi naşerifin iktidar olduğunu göremeden nalları diker, AKP nin kanaat önderlerini karalayan it yığınlarına şaşıyorum, yahu böyle bir muhalefet lideriniz varsa AKP dünyanın en iyi partisi kardeşim, bu herif muhalefet lideri olduğu sürece AKP iyilik perisidir, bu kadar başı boş ahır damızlığının olduğu yerde AKP nin yeri göğü inletmesi gerekir. Genede insaflı adamlar. Bu CHP ülkenin başına bela bir partidir, kapatanda olmayacağına göre koronanın CHP yi kavurup yele savurmasından başka çare yok. Bu adam 20 yıldır huzurla kefenini bekleyen bir hayalet yahu, piyango satıcısı bile bunun kadar huzurlu ve sakin bir ömür sürüp, naciyelik yapamaz. Ülke battı diyelim, bu AKP nin suçu olamaz, elekle su eleyip muhalefet geçinen CHP ve kamil olduğu sürece bu ülke sömürge olmaya da devam eder, terörden de başını kurtaramaz, dolarda 15 bin olur hiç şaşırmam. CHP büyük önderin partisiymiş, bu neye yarar biliyor musunuz, kurucudan şüphe etmeye yarar, CHP nin tek yararı budur ülkeye, kurucuda bir kusur var vallahi!!!! Henüz akıl eden yoksa da!!!! Bu partiye son seçimlerde oy verdim, bir daha verirsem ece ayhan gibi ben böyle cumhuriyetin...….. yani!!!!! klitorsin kıpırdanışını görüyor ve şaha kalkıyor benimkisi, köpüğünü savuracak rüzgar arıyor ve ağzına haykırarak boca ediyorum.. Hrari hiç bir şeyin değişmesini istemeyen bir dünya muhasabecisi yoksulların düşmanı varsılların saray soytarısı.ben seni istiyorum. ve seni yağmurla yıkayacağım. yıldırımla şimşekle ve ayetle Dianam tüm ihtişamıyla bırakır ve bir gün o benim merhametim olacak. Tanrı sabır versin ve onu affedin. Bu benim son isteğim. Rahmetle benim olacaksın bir gün. pazarlama ve dirsekleme keşiş yengeci. kış bahçesi ve çıngıraklı yılan. lüksetik, ölüm kuğusu, yaban elmalarından, çalı çiçekleri, kirazlara, erken güllere araban yok, yol yapıyorsun, gemin yok, kanal açıyorsun, uçağın yok, seferden sefere koşuyorsun. Aklında yok! cinayet işliyorsun!!!! CİNAYETİN TÜRLERİNE KARŞI ÇIKMAYIP, sadece ali ayşeyi öldürdüye kafa takarsan, şiddet zevke dönüşür!!!! salt tüketime endeksli ve gelir dağılımının -anarşik disipline- dayalı olduğu toplumlarda şiddet kaçınılmazdır. kadına şiddette yalandır, o sorunu saptırmaktır, şiddetin yüzlerce türü vardır, kim ki kadına şiddet diye bağırıyor, o işbirlikçidir, palyatifdir, tepeden inmeci çözümden yanadır, tavşana kaç tazıya tut oportünizminin tasmalı köpeğidir, dahası sosyal haindir!!!! şiddet diyelim ki -OLAMAZ!- kulvar değiştirdi!!!! bu tip toplum şiddeti bizzat üretir, mutlaktır. Hatta dengelerin fazlasıyla açık olduğu toplumlarda şiddet bir özgürlük biçimidir. Zamanla kanıksanır ve al gülüm ver gülüme dönüşür, örneğin kadına şiddetin önlenmesi mümkün değildir, sistem şiddetten yana olmak zorundadır ayrıca, sadece şiddeti asimile edecek girişimlerde bulunur, af veya her türe açık sığınma evleri vesaire bu çabanın ambalaje edilmiş reaksiyonlarıdır -jelatinel parıltı- ve büyücülükten başka bir işe yaramaz!!!!! bu göz aldanmasıdır, bir tür avuntu ve yanılsama!!! Kemalizm konformizmdir. Bu tür yazı yazmaya dahi değmez, siz tarihte nüfusun % 90 ı baldırı çıplak ve okuma yazmasız olduğu halde fötrün devrim diye sunulduğu başka bir yecüc mecüc ülkesi gördünüz mü, üst yapısal bir fenomenin devrim diye sunulduğu tek aganigi maganiki ucubesi T.C dir. Ne bir burjuva sınıfı çıkmıştır içinden, ne aydın sınıfı oluşmuştur, bir acayip homongolosizmdir ki hala sürüp gitmektedir. Tek başarısı budur, temelsizliğin bile sağlam bir temel üzerine oturabileceği mucizesi, hayran olmamak elde değil ama çok sürmez, fizik yasalarına aykırı!!!! bu mazohizm cumhuriyeti, ya yerle bir olacaktır, ya Osmani bir yapılanmaya dönüşecektir ya da meçhuliyettir sonu, çünkü ışık hızı sofralara girmek üzere!!!! Bayburt bayburt olalı böyle zulüm görmedi!!!! 193 ülke arasında 149. cuyuz diyorlar, bir köstebek cumhuriyeti kursan bu rekoru kıramazdı!!! ayıptır söylemesi bu kadına şiddet konusunda, kadınların bu dünyada yapayalnız yaratıklar olduğunu sanıyorum hep. diyelim yüzlerce vaka var, yahu bu kadının anası, babası, kardeşi, çocuğu, olmadı teyzesi, halası, dayısı, sülalesi hiç mi yok bu dünyada, sanki bir tavşan yavrusunu, yolda buluyor katili!!! eve götürüp yiyor!!! kadın bundan yakınlarına elbet söz ediyordur, peki onlar hayvan mı!!! insan konuşur, çözüm arar, kimse bir cinayetin önüne geçemez bu dünyada ve sorumlu yalnızca yetkili birim olamaz, kendini ya da arkadaşını öldürmek isteyen bir memura bile kimse engel olamaz ki, bakın pankartta yargıla yazıyor, bu AHLAKSIZLIK, CEHALET VE İŞBİRLİĞİDİR. kardeşim daha dün af çıktı, onu sevinçle karşıladın, bugün cezaları ağırlaştır diyorsun, cezalar suçu önlemez, bir üst yapı önlemidir ve aldatıcıdır. Şapka giymekle batılı olamadığın gibi bu bir ahmaklıktır, zibidiliktir.. Öyleyse koruma, yargıla diyenler, kadına şiddet yanlısı birer ahlaksızdır ve sorunun kökten çözümünü aramayan hainlerdir !!! ceza nedir hukukçulara sorsunlar ve örneklerle ne kadar işbirlikçi birer hain olduklarını anlasınlar, zaten öyle ya!!! ! banu avar denen tasmalı batılı bile bunların global entrikalar olduğunu haykırıyor, tıpkı korona gibi!!!! ve bu protestlerin içinde tek bir şalvarlı da yoktur, çünkü amaç dernek kurup türkan saylan gibi iki kız okutup bağış hırsızlığına soyunmak, blody mary kokan salonlarda kişnemek havlamak, kırışmak, parsayı paylaşmaktır!!!! yani tavşan kaç tazı tut puştluğunun organize işleri, -KARA KADER- borsacılığına soyunan, fuhuş aklayıcı!!! PİÇ sürüleri!!!! ama bu sürmeyecek, kum saati doluyor!!! sömürge devletlerin vatandaşı kompleksli ve eziktir. turistin önünde eciş bücüş olurken, kendi vatandaşına daha ilk cümlesi, sen benim kim olduğumu biliyor musun der! yüz yıldır böyledir bu, sözde laik ve özgür kemalizmin hediyesi! vatandaş kendi yurdunda sürgünken turist mal sahibi gibi dolaşır ve o şarpo, baş örtüsü fes göreceğini sanırken Churchill'in silindir şapkasıyla karşılaşır. burada yaşayacağı tek şok budur. ve hikaye sürer gider!!!! üstelik tüm dünyayı kana boğan, -iki cihan savaşının mucidi- batının tasmalı köpekliği bir itibar nesnesidir ve nüfusun yarısı barbarların dilini öğrenirse adam olunacağını sanır, oysa içte ve dışta bir eskortluğa yarar bu, kimi tuvaleti gösterir kendi yurdunda, kimi tuvalet temizler el kapılarında, arada cızırtılar ve envaı çeşit fasaryalarda vardır tabi!!!!! türkiye de iktidarların ambalajı değişik sunumlarla bir göz bağcılığa yol açar, ama kimse onların aynı tornadan çıkan farklı zatturi zutturiler olduğunun ayrımına varamaz, sonuç bu zottirikliğin neslini kurutmaktır. KÜLTÜR DEVRİMİ!!!!!! montajcı, taklitçi ve özbenliğinden uzak ülkeler görüleceği üzere, sömürge, yarı sömürge, karşılıklı bağımlılık gibi sert ve naif biçimlerle tanımlanır. bende açıkça sömürge diyemiyorum, turist zevkle uzun bacaklarıyla dolaşırken, BEKÇİ KİMLİK SORABİLİR BANA!!!! ama bu deja vu! işte anlamak istemediğimiz bu!!!!!!! kendi toplumuna, birbirine düşman bir nesil !!!!! yüz yıldır!!!!yaşamdan bir şey beklemiyorum sadece sonsuzluğun tadına varmak istiyorum aradığım o. kimi yurtluklarda belki Küba da belki Kaledonya da her şey daha iyi daha insani ama insanlar gene insan gene mutsuz ya da mutlu gene hırçın belki kavgacı ya da oyunu bozan çünkü bunlar Kabil in çocukları Tekrar konuşacağız. Bence sende yaz. Gerçek bir sevdadan ne kötülük gördün. Kimse durduk yere bu kadar yazmaz. Sizde büyü var. Belki genlerimizde size yakınlık duyabileceğim bir geçmişim vardır. Öpüyorum ... Ben çok kusurlu bir insanım. Bunu inkar edemem çünkü bu özgür olmam ve Tanrıların iradesine devam etmeme izin veriyor. resim çarpıtma ya da farklılaşmadır. sanat ayna değildir. iyi ol. Gençlik güzel şey, Heinrich Böll'ün romanının adı. Doğrudur!.. İnterpedide olan koruma eksikliği nedeniyle yenilmiş ve çıplak bir psişik yansımasıdır . Graciela, kuvvetli ifade etmişsin. Borges'in bir sözü var. Japonyayı fethetmek için değil, fethetti desinler diye savaşırız. Doğru yoktur. Kuvvetli biçimde ifade dilen her şey doğrudur. Yoksa Naziler dünyayı svaşa sürükleyemezdi. Ya da sanat bu kadar çeşitlenemezdi. Paz'ın Yay ve Lir adlı bir kitabı var, belki elli kere okudum, çünkü anlatım korkunç güçlüydü. Benim için Paz'ın söylediği doğrudur!.. (ORTODOKS MONA LİSA) -KARA KADER- borsacılığına soyunan, fuhuş aklayıcı!!! ama bu sürmeyecek, kum saati doluyor!!! Ranuna vadisinden Kuba mescidine gidildiğinde ROLL ROYCE'NİN 2035 modeli için söyleyebileceklerim, İNŞAAT KEPÇESİNİN EHLİLEŞTİRİLMİŞ VERSİYONU, POSTVANDALİZM, BÜYÜLÜ GÖRGÜSÜZLÜK!.. sismik görünmezlik pelerini takmış, uranyum tuzu koşuyor, su kaplanı trombosit yığınlarına saldırırken fibrin ve makaralar orgazm yığınlarına saldırıyordu kaledonik havva sebze tarlalarında koşarken kabilin çocuklarının haykırıyordu Bak bir şey daha söyleyeyim, seni sanki daha önce görmüş gibiyim. bunun nedeni şu, kafamdaki ruhani meleğin görüntüsü sana uyuyor. yani güzeli seninle tarif eden bir ruhum var demek ki, onun için seni zihnimde daha önce yaratmış olabilirim. bu salt güzellik değil, saflık, arılık, yücelik.Ülkemden soğuk algınlığı ve ev ve ısırıyorum. Anlayamıyorum. Dini okumaların hiçbiri size söyleyecek, din benim kültürümün kullandığı dini bile taşımam değil. Hayattaki hiçbir şey. Ne düşünüyorsam onlar acımasız kader oyunlarıydı.lüksetik yaşam, lüks sefillik vb. insan kendini göremez. onu karşısındaki görebilir belki. ruhani bir yaratığın tarifi yoktur. o haleti ruhiyesinin esiridir. denize gireceğiz, ormana gideceğiz. ve susarak yıldızları seyredeceğiz. ve ayın altında benim olacaksın. toprağın kokusu senin dudaklarınla birleşecek ve ölümü çağıracağız elele . tanrım aşkımız sonsuz olmalı diye... şapkayı devrim ilan edip, tarihte görülmemiş bir cehaletin, fasonizm, montaj kolaycılığı, sapkın taklitçilik ve soytarizme dönüşen biçimciliğin şizofrenisini enjekte etti topluma, (ama iyi niyetle, ama bilinçsizce, -şapkada iyi niyet olamaz, devrim diye sunulması kültürel Şarlo'tanlıktır, çünkü toplum kuantumla değil, ablasının peştamalıyla uğraştığı için bir yüzyıl boyu, tam bir ihanettir) dese anlarım, eleştirme niyeti olmayan bir hainin eleştiri tarzı!!! cahil değil, bilinçli Azevlik yaptığı, hainler kralı böyle olur!!! Atatürk eleştirilemediği sürece erken bunama sürecektir bu toplumda, eleştirilmek -büyüklüğün- ilk şartıdır, eleştiriye tahammül edemeyenler cüce krallarıdır tarihin. Eleştirilemeyen kişi despottur. Atatürk ün eleştirisine göz yumamayan onu karalayan ilk beyinsizdir!.. Onun sözü var bu konuda, ama toplum öyle kafayı betona vurmuş ki artık, eleştirmeyi küfür, yan bakmayı cinayet nedeni sanıyor. İşte bu anlayış Atatürk'ün asıl düşmanıdır, asıl onursuzlardır. Atatürk evlere, dillere girmelidir, Duvara iki şey asar bu toplum, bir Kuran, iki Atatürk!.. Başka söze gerek var mı!!!!! Perinçek bu açıdan açık toplum savunucusudur bir yerde, teşekkürler, karınca hac yolunda!!!! Kendisinin eleştirilemediğini bilen kişi, kendisine saygısı olmayan kişidir. O materyaldir, kukladır, uzaktan kumanda, kurmalı bir oyuncaktır. O bunu bilir, toplum bilmez!!! İşte bilinmesi gereken de budur. Eleştirilemeyen kişi kendisi olamayan kişidir. Dünyanın en büyük ıstırabı, bakın tarihe onlar gülünç, alay edilen, hakkında anekdot üretilen bir kozmikomik sınıfına dahil edilirler her zaman. Eleştiriye açık olmayan kendinden kuşkulanır, karşısındaki de kuşkulanır dolayısıyla... Eleştiriye açık kişi -insandır-. Diğerlerinin tanımını tarih yapıyor!!!!! onu eleştirin, birilerine benzemesin!!!!!!! Ona en büyük iyiliği yaparsınız!!! şiirde buyruk olmaz şiirin gizli öznesi onu ima eder söyler zaten
mitolojik resim bile çağın tarbiyesina göre değişir bir nimfa barok ve gotik dönmede çağının etkisini taşır 20. yüzyılın nimfaını matisse belirler pcaso gösteiri bu yüzden nimfa yoktur santta imgler vardır.
Sorunu tanımlamak çözümün yarısıdır. Seninle konuşmanın beni nasıl mutlu ettiğini söyleyememevli birini sevemez miyim? ona aşık olamaz mıyım, bütün aşklar platoniktir, ruhta olup biter herşey. Rosa giyotinli matmazel mi bu!!!! böyle kumaş deseni olmuyor mu!!! dört nala giden mavi atlar gördümaslında birbirimizi tanımıyoruz. Ama kişi birbirini asla tanıyamaz. Atomlarımız temas etmeden bile dokunmuyor. Bilim öyle diyor!bu nedenle paylaşılmamış bir sorun, sorun olamaz, o bir tümördür, sorun en az iki kişinin bildği şeydir. Ne kadar cesursan, o kadar cesursun, ben daha cesurum. duygular ve düşünceler bulaşıcıdır! Ancak, Tanrı'nın söylediği gibi, kaderin momentumu da dahil edilebilir. Belki tanrı Mariam, bilemeyiz! . ama sözler bağışlamaya yarar, eylemdir var eden! belli bir seviyedesin. benden daha yüksek. ben hayata ilgisizim. çözüm beni etkilemez. çünkü her şeye alaylı bakarım ve yıkıntılar arasında bir ilahidir durumum. yarı gülünç. sen yıkılmazsın. gerisi ne olur bilemem. ilişkin var yazıyor zaten. ama aşk çözümsüzlüğün saltanatıdır. çözüm bulduğunda aşk biter. aşk labirenttir. paradokstur. çıkmazdır. çözüm arama, arasanda bulamazsın. aşkı az hasarla atlatmaya çalış. aşk geçilmesi gereken ama çözümün senin elinde olmadığı bir Sırat Köprüsüdür. bu konuda sana nasıl yardım edebilirim diyemem, seni seven birinden bu istenmez ne yazık ki... ama senin bu sorununu sabahlara kadar paylaşır teselli edebilirim. bu beni sana aşık eder sonunda ve hepimiz perişan oluruz. sen halime üzülürsün, ben ne yapacağını bilemeyen biri olurum. Mariam, aşk tek kişiliktir, bunu kimse bilmiyor. Bu yüzden dediğin gibi yaralayıcıdır. Hatta öldürücü. Seni seviyorum bu uçurumu sadece seyretmeni dilerim. sana karşı sevgi duyan biri sana yardımcı olamaz ne yazık ki, ama teselli eder tabi, başka ne yapabilir. aşık olmak güzel şeydir, tüm acıya karşın anımsadığımız güzellikler, ıstırap veren güzellikler onlardır. beni kaosa sürükledin. ne yapmamı istersin söyle bana... yüreğimi elime alıp her şeyi yapabilirim senin için diyeceğim. sonuç dram oluyor ama genellikle... keşke olmasa! hiç bir şiir açan bir gül goncasından daha büyük tansık barındıramaz. Bir anlam içeren ve zihnimizde tersinir bir düşünselliğe yol açan her şey sanatın alanına girer. Bu yüzden Picasso'nun yaptığı her şeye bir sanat ürünü diyemeyeceğimiz gibi, öylesine karşımıza çıkan her hangi bir görüngü / yapıntı sanatın alanına girebilir ve onun bir parçası sayılmalıdır. Güçlüsün, ama aşkı yen, hayatı yen, Mariam. Sen sevgiden daha büyük bir kişisin. Aşkı küçümsemiyorum. ama eğer aşkın trajedisi tarafından yenildiysen, sadece gözyaşı bırakırsın. Bunun size uygun olup olmadığını soruyorum. tesla nasıl kikometrelerce ötedeki ampulü ykatıya
bixe her şey olası, yıldızları indirebiliriz telepatiyle, gözle konuşabiliriz. ağaçlar robot, kuşlar robot tantrımızda robot onun yarartıcıları yok oldu ama bizi yaratnlar yok oldu sıra bizde seni bende seviyorum. bu konular ajitasyona açıktır, o ne peki, insan kendini bilemez hale gelir ve sayıklamaya başlar, Mariam oradayken gece ve gündüz ve rüyalarında aşkla boğuşur. Paranoyaya dönüşür aşk. Belki sen de öylesin bilemem. ama melekler ağlamaz! bunu bil. ben görmedim!.. bende dikkatli konuşmalıyım senin derdine kendimi dahil etmem, iyi olamaz. ne diyeyim sen bana derdini açtın. seni kucaklayabilirim. gözümün önündesin. ama elini tutamıyorum. aşk budur işte. bir illüzyon. akıl aşkın düşmanıdır ve işe yaramaz. senin yanındayım. güzelsin, insansın, mutlu olmanı diliyorum. istersen içine dönebilirsin. söylemek günah belki ama gözyaşları bazen insanı ferahlatır. aydınlığa çıkarsın. öpüyorum seni, çünkü geçtiğim yolların üzerinde uçuyorsun. yakalasam belki kurtulacaksın, ama uçman daha doğru!.. 65 yaşındayım canım adana dürüm istedi, moleküllerine ayırıp uydu yolula göndere bilir misinizi siparişimi. karşılıksız bir aşkı ancak tanrının göz yaşları teselli edebilir. yağmur. güle güle acımasız tanrım, güle güle Elisem. Mezar taşında 'ölüm gerçekmiş' yazıyordu. AKP fason laisizmle bir olup mapusculuk oynayınca, darbe yemiyle sığırları beslemeye başlayınca piyango çıktı Ali'ye nedir o, dön dolaş yine başa gel!!! AKP chp denen ajanlık komitesi , batının tasmalı köpeği parti sayesinde ayaktadır, hiç bir iktidar chp yi kapatmaz, çünkü chp sayesinde iktidarını sürdürüyor. kapatın chp yi hiç bir iktidar bu kadar keyif süremez, 80 milyon eğer chp yi kapatsın, AKP iki günde kaçacak delik arar!! CHP sömürge sözleşmesine imza atmış bir ajanlık kuruluşudur. Halkta onu korona kraliçesi sanıyor tabi!! iktidarların tümü CHP ye can borcu olan zatturi zutturidir. Eğer CHP olmasın yerli araba 3 günde yapılır, üniversite 1 saatte açılır, kanal açmaya filan kalkışmakta cehennemin kapısını tıklatmak olur!!! bu ülkenin kasabı da celladı da CHP dir, aydınları öldüren, darbeleri çağıran, çav bellalarla, memleketim gibi fransız şarkılarıyla sığır denetim ve üretim merkezlerine bayrak asıp cemi cümlemizi ANIRTAN chp dir!!!!! eşşek cumhuriyetinin mucidi yani!!! türkiye ye şeriat gelsin yemin ederim ki kapanmayan tek parti chp olur!! anlamak için sığır olmayacaksın ama!!! şeriat nedir ki kardeşim Arapların tamamı tasmasıyla dolaşıyor!!!!petrola dayalı rol roys müslümanlığının adı ne zamandan beri şeriat oldu kardeşim! bizimki de laik cumhuriyetçilik filan değildir, ithalatı ihracatını katlayan bir ülkede,ne demokrasi, ne gelir adaleti ne hukuk yürürlükte olamaz, bizimki de ford olursun bir lord cumhuriyetidir, chp FASON laik cumhuriyetçiliği dizayn edip, havlayan ama asla ısırmayan köpek sürüsü yetiştirmek için ortaya atılmış bir projedir!! laik prof'ossurların siz yerli araba, üniversite açmak vb konuları diline doladığını hiç gördünüz mü, varsa yoksa, demokrasi, özgürlük, eğitim, eşitlik, cömertlik, hukuk, guguk, tamamı soyut kavramlardır bunların ve asla hakkıyla hiç bir zaman yerine getirilebilen kavram değillerdir. Bütün dünyada... Ne olacak peki, hiç... bu laik geçinen prof'ossurların neslinin tükenmesini ve chp nin bir nükleer felaketle köküne kibrit suyu ekilmesini bekleyeceksiniz!! AKP yi hedefinden saptıran, ülkeye deja vu günlerini geri getiren chp dir. 2010 yılına kadar akp rabbimizin elçisi gibiydi, mefistopheles chp yi uyardı ve olanlar oldu!! Çav bellayı camilerde çalan dinsiz değildir, sakın ha!!! onlar milliyetsizdir, cinsiyetsizdir, mülkiyetsizdir. yani vatanları türkiye değildir!! ister inanın ister inanmayın!!! din nedir ki yahu, iki kuluvalla bir elham değil mi bu, dünyada dini düşman belleyen!!! tek devlet türkiyedir, varsa gösterin ben buradayım. e anlayın artık chp yi!!!! cumhuriyet fren partisidir bu! türklük türklük olalı böyle tasma geçirilmedi boynuna!!! chp bir azınlık partisidir, % 25 komisyon partisi. muazzam dalaveresi ona işbankasının hayatiyet garantisini sunmuştur, dünyada böyle parti var mı yahu kara para aklama kumpanyası, sonuç şu chp öyle hain bir parti ki deva ve gelecek partisinin iktidarına hazır olun, oda ne demek, ya akp yi dört gözle arayacaksınız, ya da hah gerçek akp geldi diyeceksiniz, bence birincisi olacak, chp nükleer felakete uğramadığı sürece bu ülke sömürge olarak kalacaktır!!! akp gitmezse ne olur. hiç... chp 14 numarada peçete dağıtmaya devam eder, müşteriler çav bella eşliğinde marilyn monroe yle halvet olduk zannıyla gururla dolaşan abidik gubidik milleti olmaya devam eder, Akp de haddi bildirildiği için bu milletin........... der. HAKLI!!! Acılarımı hafifletmek için Tanrı tarafından gönderildin. Çabuk gel, ya da benim horoz cinayete gelir ve boğazını sıkılaştırır ve seni ölü bulacaklar, benim horoz bir kobra yılanı. Senin etrafında dolaşıp senin kedi girer. Zarar vermez, bal gibi tadı ve kokusu bir miskiamber gibidir. ve rektumunuzdan çıkarın. Tanrı'nın harcadığı azizlerin sevgisi için çığlık atıyor ve benim horoz size merhamet ve nimetler getiriyor. yazar yaşamadığı için yazar gerçekten yaşayan ve hayatı n kendisini değil kendisinin hayata hükmettşği insan edebiyatçı olamz yazar yaşamadığı için yazar. öyledir. ason burjuvazinin hürriyet, adalet müsavat anlayışı o denli sinsidir ki, darbe olana kadar ve olduktan sonra bile keçi hala abdurrahman çelebidir!!! bunun neresi demokratik şövalelik! yahu, banksy denen Şarlo'tanı taklit eden bir meczubun cahilane işbirliğini yutan soytarizm, tabi bunu savunacak, bu hanıemefendinin sayfasında nelerin savunulduğuna bir bakın, kaçacak delik ararsınız, fason burjuvazinin kalesidir hanımefendi, bir tür çillerizmin paleolitik şubesi, son durağı da budur. millet illet değil artık!!!! ha hazineden geçinebilir tabi, dilenciliğin çağımızda versiyonları çok gelişti, olacak o kadar! öbür dünyada veni vidi yedi'm dediğinde bu dünyada esamesi kalmadığını anlayacak!!! ne önemi var demeyin, buzağıda yaşıyor!!!! süt veriyor, eti yeniyor, derisi ayakkabı oluyor, gaitası mazot kıvamında, ama en fazla inekliğe terfi edebiliyor, yani şabanizmin laisist şubesi!! ister misiniz!!!!!! sonuç; inek ineği kandırır, altın buzağıda tabi mabut olabilir!!! dünya gailesi!!!! ezeli muhalefet böyle ayakta duracaksa, sığır rekoltesi düşmedi hala demek ki, fasonizmin cennetinde, valla öbür dünyada yerli arabanız, üniversiteleriniz ve gökte Farisilerin uydusundan bir adet uydunuz olacak, ama yemin billah canan ablanız gene muhalefet olur, bedava geçinmenin yolunu bir tanrıcığım bilir, bir de canan ablam!!!!! melek mi aslında acaba!!! valla işbirliği noktasında sonsuz hünerleri oluyor bu ablalarımın, la figarodan, çemişgezekli nurettinin görümcesine kadar!!! yani frenk lavabosundan kenefe kadar zanaatında usta bunlar, işimiz zor değil, imkansız anlayacağınız!!!! dünya korona değil cananizmin istilası altında!!!! yoksullar, evinize girin, yatın, geberin, gerekirse canan ablanız komünizmi de getirir size!!!! dilekleriniz you tube gibi belirli sınırlamalara tabidir, hah anladınız be sığırlarım, valla umutlandım!!!! azılı derecede geri kalmış ülkelerin ebedi mottosu şudur sığırlarım, koyunun olmadığı yerde keçi canan çelebidir. gerçi ablam claude cardinale'nin yerli versiyonu ama!!!! bak şimdi içime bi kuşku girdi, canan ablam haklı mı acaba!!! beni de şaşırttınız yahu!!!! italya anadoluyu işgal edenlerden biriydi!!! yedi düvelden biri!! anıtı yapansa bir italyan, burada bir çelişki var, kendi bağımsızlık anıtını işgalciye yaptıran zihniyetten resmen şüpheliyim!!!!!!! heykeltıraş mı yoktu, gezi parkını bile kışlayı yıktırıp parka çeviren bir fransız, oda işgalci, hayırdır diye soranın ağzından bal damlıyor!!!! daha neler var, söyleyen yok, e o zaman bu dominyonlarda görülen bir hastalık!!!!! çanakkalede her martta ingilizle kucaklaşan kafa bu!!! olacak şey değil, stokholm sendromu tıppi adı!!!! ayrıca anıt gösterişten yoksun, cücemsi, avrupaya gidin bağımsızlık anıtlarını görün ve layığınızı bulduğunuz için ağlayın!!!!! mazohizmden vazgeçin kardeşim!!! bana göre o anıt bağımsızlık değil bağımlılığı simgeliyor, kaldırılsın diyemem, daha ortaya ona rahmet okutan bir anıt dikilsin, molotov, voroşilov, çörçil, venizeloslu anıtlar nerede var!!! mankurt kafası bu!!!! göktürk hakanı, alpaslan, fatih, sinan, evliya çelebi, yunus, nazım, yaşar kemal in olduğu, hatta beğenmem ama orhan pamuk ta olabilir, şerefi olan böyle anıt yapar!!! bu işte bir iş var kardeşim!!! o anıt resmen ŞAİBELİ, ezik, işbirlikçi, TESLİMİYETÇİ bir zihniyet bu!!! MANDARİNCİ KAFA! ölüm orucu, insanoğlunun en büyük ahlaksızlığıdır. kişi kendi iradesiyle sürüklenmiyorsa, ki büyük ölçüde öyledir, o zaman, kesinlikle bir cinayettir ve failleri yakalanıp en ağır cezalar verilmelidir. ölüm orucu ne ötenazi ne intihar ne düşmanın seniöldürmesi ne de savaşa benzer. o sindire sindire yavaş yavaş dünyada eşi görülmedik bir ahlaksızlıkla insanın kendi ölümünü görerek yok olup gitmesidir ki, tanrı bile bunu beceremez. yatalak bir hastanın bile umudu vardır, ama ölüm orucundaki insan bir eşyadan farksızdır onu ölüme sürükleyenler veya kendi iradesi -ki bu yalandır- onun yok oluşunu vicdansız bir köpek gibi izler, dünyada hangi irade bu denli ruhsuz ve ahlaksız olabilir ki... temerküz kampındaki adam bile kendine küçümseyen bakışlarla çakıl taşı fırlatan asker için, keşke ateş etseydi de o tavrını görmeseydim der. bu kromagnon çağlarında bile görülmeyen cehaletin terk edilmesi gerekir. Devletin tek suçu vardır burada, ölüm orucunu teşvik edenleri tutuklamak ve ağır cezalar vermek ve ölüm orucu tutan kişiyi de içinde bulunduğu cendereden - o cendereleri bir avukat olarak hem yaşadım hem de tanık oldum- kurtarmalıdır. her şeye gücü yeten Büyük Birader bu konuda nasıl aciz olabilir. Ölüm orucu bir yöntem değildir, bu düşmanın yerine insanı bizzat dostlarının öldürmesine benzer ki, her iki taraf için, ilkinden çok daha ahlaksızca ve onursuzca bir şeydir. Ölüm orucu tutan kişinin başında bekleyen, talimat veren kimlerse, ailesi dahi olsa ki bu daha büyük bir vicdansızlıktır, onlar katildir hemen tutuklanmalıdır. .bu devletin görevidir. çünkü ölüm orucu tutan kişi rehin alınmıştır, bu olayları yaşayanlar bunları çok iyi bilir. devlet harekete geçmelidir. ve bu hayasız katillerin cezasını vermelidir. böyle bir zihniyet iktidar olsa emin olun diline doladıkları tüm iktidarlardan daha fazla kana susamış insan yiyiciler olur ki ben bu olaylara -bir avukat olarak- çok tanık oldum. ölüm orucu sadece öleni değil, hepimizi aşağılamaktır. 80 milyonu, sağ duyu sahibi herkes buna müdahil olmalıdır ve sorumlular için gereğini yapmalıdır. bu insani bir ahlaksızlık ve onursuzluğa hepimizi alet etmektir. bir insanlık suçudur. hiç kimsenin, sorumlusu olmadığı bir olay ve yöntem için başkalarını alet etmeye ve töhmet altında bırakmaya hakkı yoktur. kendisi içinde olamaz, olmamalıdır. devlet kapıdan adam alıyorsa, bunu neden yapmıyor, yazık!.. dünya bizi her tür adaletsizlikle tanıyabilir, adalet bir yöntemdir, bir soyutlamadır gerçekte ve ahlak gibi her ülkede farklılıklar gösterir ama ölüm orucunun izahı yoktur, bu kabile devleti mantığıdır ve müdahil olmayan devlet, ülkenin küçük düşmesine seyirci kaldığı için, doğrudan doğruya sorumludur. İhkak-ı hak hukukta cezası olan bir kavramdır, ölüm orucu daha gayri insani bir yöntemdir. devlet görevini yapmalıdır ve bu suça ortak olan kimler varsa gereğini yapmalı ve yargılamalıdır. çünkü ortada aleni bir suç vardır. ve yetkililerin seyirci kalması da bir tür suç anlamına gelir, tıpkı ölüm orucundaki şahsın etrafına çöreklenen azmettirici, feri failler gibi!.. ölüm orucu, devletin ve toplumun saygınlığı ve güvenilirliğine karşı, pasifize ve negatif bir terör faaliyetidir. onu destekleyenlere de bir çift sözüm var, aranızdan kurban seçip, körebe oynayarak, kana susamış bir katil olmanın hazzını yaşamak yerine, sizde oruca yatın, yüzlerce olmanız çözümü garanti eder, aksi halde vicdansız bir katilsiniz ve insan bile değilsiniz. Yiğitlik, desteklemek ahlaksızlığına sığınmak değil haklıyla el ele yürümektir!! ama yurttaşın köprüsünden yolundan parayla geçtiği bir ülkede deli dumrul egemenliği olacaksa giderek ve canı isteyen yurttaş elbette ölebilir mantığı yerleşecekse eğer, vay halimize diyemem, koronanın bir temizlik harekatı olduğuna inanırım artık, bu yüzden ölüm orucu kadük bir protesto biçimidir ve sorumluları küresel soykırımın lokal alt şubeleridir, nereden nereye geldiler görüyorsunuz!!!! yaptığı heykel bit pazarına düşen mozambik heykelleri gibiydi. iDAM CEZASININ UYGULANMASINA NEDEN OLAN MAHKUMUN KENDİSİDİR ÇÜNKÜ O BİR BAŞKASINI İDAM EDEREK YANİ ÖLDÜREKE BU CAZANIN CELLADIDIR ZATE. BİR PARASOKS.mahkumvicdanları yaralayan idam cezasının keşfine neden olur başkasının celladı olmakla vbiriin ibam etmekle öldürmekle bu paradokstur.başlangıçta özgüvenin yoksa bırakırsın. oysa ben asla bırakmadım. sen beni anladın. ben çok inatçı bir kabadayıyım. edebiyat cini. beni sevmeleri umurumda bile değil. ben kendimin tanrısıyım. öyle olmazsa çökersin. kendine inanacaksın. ama okumak, gerekeni yapmak kaydıyla. korkacak bir şey yok. öğretmensin. komleksin varsa her yerde küçümserler.Antropoloji dergisinde bu hafta yayınlanan rapora göre , bu mağaradaki çizimler köpeklerin çölde balık avı için yetiştirildiğini gösteriyor. Dişi anakonda eşsiz üremiş, ne büyük bir tansık tanrı inancını yerle bir etmiyor bu anakonda ama, bir gariplik var yine de…Tanrı çokluktur, basit nasıl bir araba yapmak için fabrika ve sayısız insan gerekiyorsa, bir fabrika olan evrende sayısız yan yol ve materyale gerek duyan bir nendir… Soğuk duman tütünden sinen ve her eşyaya sinen dumanın kanserojen olabileceği ileri sürülüyor, Hüsnü aşk ı okumak, Tanpınar ın havvasını yeniden yorumlamak, evrenin kör noktaları olabilir mi, kara delikler, organik ve sansürsüz kitap Atlantis mi dir… Bir düş gibi ağaçların arasından geçiyordu, sanki yeryüzünün ilk insanı bu olabilirmiş gibiydi.Toplum sığırtmacı, uğultuyla uçuşan gölgelere binerek uzaklaştıBilgisyar operatörü masaüstünü kopyalayıp gitti acab a bir gün bir kitapla geri döner mibir türkiye tanıtım videosu izledim az önce, kapadokya da turist köpeği görünce geri geri merdivenlerden kaçıyor. dünyanın hiç bir yerinde sokak köpeği diye bir kavram yok, köpek koyun değil keçi değil, bir süs hayvanı şehirlerde, bir egonun tatmini... sahipsiz olması mantıksız, nedeni şu, onu beslemek için petşoptan alıyorsun ve bıkınca özgürlüğün anarşizan paranoyalarının tatmin edildiği dünyadaki tek ülkede, sokağa salıyorsun ve utanç verici görüntüler ortaya çıkıyor. köpekler sahiplendirilmeli, petşop gibi hayvan severlerin asla dil uzatamadıkları hayvan cezaevleri kapatılmalı ve ahlaksız, iki yüzlü hayvanseverlerin kurduğu barınak ve bağış hırsızlığı kapkaççılığına son verilmelidir. köpek değil sahipleri elektronik kelepçeyle izlenmelidir. bu ülke bu haliyle malezya, nepal ve bengladeşle yarışabilir. istanbul da ancak katmandu olur! çocuklar kaç kere ağlıyor, annesinin bacaklarına sarılıyor, ama -ayrıcalıklı- hayvansever kılıklı hayvan!!! bir şey yapmaz diyerek gülümseyerek geçip gidiyor. köpekleri çok severim ama travma derseniz, sadece sahipli ya da sahipsiz köpeklerin ıssız sokaklarda, kafe diplerindeki ani saldırıları ya da havlamalarının verdiği dehşet randevuları aklıma geliyor!!!! bu ülkede hayvan sever yoktur, ortamdan istifade eden, onu medyatik avantaja dönüştüren ahlaksızlar, kolpacılar, beyaz yakalı hırsızlar vardır sadece!!! bir sorunun taliplisi, gönüllüsü çoksa!!!!! -sosyoloji bilimi der ki-, o sorunun çözülmesini asla istemezler artık, çünkü sorun gönüllünün, varlık nedenine dönüşür canlarım!!!! tarihte de böyledir bu! anlamak için sadece biraz beyin jimnastiği yapmanız yeterlidir. örnek, kız çocuğu okutur bütün dernekler, ama kızların okula gitme oranı ve okuma yazma oranı bir türlü değişmez. bir çıkar kovanına dönüşür yapılan işlem ve istismarları kurtarıcılardan kurtulamayan kurbanlardan dinleyebilirsiniz. işte bu tür her girişim, azılı derecede az gelişmiş ülkelerdeki sosyete entelizminin, lüksetik mastürbasyonlarına yarar sadece, bir tür frank şeytanlık!!!! ve şark ekspresinde batıya doğru koşturan illüzyoncu köpeklerin resitalidir olan biten!!!!bu ülkede aydın ya da köklü bir burjuva yok ki malikanesini köpeğine miras bıraksın, bizimkilerin, cinsiyeti ya borsa sosyetesi ya da tasmalı aydın mükellefiyetidir, tabi ki sokağa salacaklar köpeğini, bu ülkede yarın ne olacağı belli değildir bu yüzden, sosyetesi tuvalet bekçiliğine düşer aniden, aydını da köprü altında gazel eşliğinde -şiyir- kitapları satmaya başlar!!! insanımız soytarıdır, asla köklü, gerçek bir çözümden yana değildir, o çözüm aramaz, sorunla hem hal olmaya, sevişmeye ve celladıyla yatağa girmeye meyyaldir daima, AZ GELİŞMİŞLİK SENDROMUDUR BU, herkese sirayet eden, onun için hiç bir yerde itibarı yoktur bunların. itibarı sadece öksüz kızlara, çoluk çocuğa, köpeklere ve ordinary people'ye geçer. bu yüzden tamamı depresan bir mutluluk içinde tepinir. aniden kükrer sahra köpeği gibi, aniden ağlamaya başlar, aniden boğazınıza sarılır, aniden ikamet değiştirir, boşanır ve aniden kusar!!!! sokak köpeği bu ülkenin tasmalı aydınlarının ve altı kaval üstü şişhane sosyetesinin özetidir!!!!Benim ona tutkum vardı, aşkın ötesi, oda beni seviyordu, karanlık arzulardı bizi birleştiren, kanda olsak sevişirdik, senin gibi birini bulamadım derdi, gerçekte bir cinsel kasırgaydı yaşadığımız.
aklını güzellikle bozma Lola, maymun ne kadar süslense de ayna karşısında, gene de maymundur!!!!
artik ya da artisa bir tavırla ileri sürülemeyecek mottolarla ve teoremalarla yazıyı güçlendirme ve fantastik, marjinal ya da edebi güç katarak ilgi çekme yöntemleri vardır. gerçekliği ve yaşamda yeri olmayan. modern sonrası deyimi hurefedir, simulakr tanımı yoktur vb. ancak iskorpit balığı doğurabilirmiş gibi zayıftı sadece siyasi irade suçlama alışkanlığını bırakın, laikler tarihi binaları çürümeye terkediyor, islamiyetçiler tadilatı şaklabanlığa dönüştürüyor. Ben yinede 2. sini tercih ederim. Ülkede mimar yok, hepsi geri zekalı, restorasyon için teklif sunuluyor, mimarlarda zerre kadar beyin olsa bunlar olmaz, ispatı var, gelin beyoğlun'da göstereyim. Eğitim diyorlar, eğitimle hiç bir şey olmaz, merak, tarih bilinci, yaşam felsefesi eğitimle olmuyor, ekonomi, ülke sosyalitesinin seviyesi, teknolojik ulaşılabilirlik vb. olmadıkça bu ülkeden ümidinizi kesin ve aklınız estikçe kilise perişan oldu diye yayın yapmaktan vazgeçin çünkü işe yaramıyor yas tutmaktan başka. Çözüm aydınların , fason burjuvazinin, sanatçıların zihinsel dönüşümünde, bu da bir rönesans gerektiriyor, inanın 1923 felsefesiyle bu olmaz!! çünkü o dışa bağımlı ve montajcı kafalara tapınan bir zatturi zutturi ideolojisi!!!! kızmayın durumunuz ortada, sadece din iman edebiyatıyla köpekliğin önüne geçilemeyeceğini görün artık!!!! Büyükada yetimhanesini restore edemeyen bir zihniyet kimdir, bir sorun kendinize, kim olacak T.C, tüm takım taklavatıyla T.C soytarı kafalı mimarı, haramzade doktoru, soyguncu avukatı, vatan haini holdingleri ve tüm esamesiyle BİZLERRRRRRRRRRRRRRR!!!!! Siyasetçiler bizlerin uzantısıdır, öküzlüğe gerek yok!!!! üstelik kemalizmle filan avunuyorsunuz, yahu Atatürk ne aya gidildiğini gördü, ne korona virüsünü, kadük bir ideoloji kardeşim bu, peki peygamber, onunla yönetilelim diyene rastlamadım ben, sedece ahlaken söyleniyor o, yalan, laiklerin zırhı o, bu düzeni, yani soygunu ayakta tutmak, ithalat sömürüsünü sürdürmek için!!!! onu bırakın CHP ye oy veren kişi söylüyor bunu!!!! Kuran'da her şey var ama Kuran 622 den önce yoktu! Rabbim her şeyi bilir, takdiri ilahi!!!! Her şey var kendisi yok yani!!! Nasıl bir şeyse! Olacak o kadar!!! Bu insan eliyle çoğaltılan bir kitap sonuçta, dizgi hatasıyla bu kitapta her şey yoktur desek öyle mi olacak, bu olanak dahilinde, öyleyse bu kitapta her şey yazılıdır demekte olanak dahilinde, sonuçta Heisenberg'in belirsizlik ilkesine tabi bir kitap Kuran, kendisi bu ilkeye tabi yani!!!!! bu da bütün kutsal kitaplar gibi Kuran'ın kesinlenemeyeceğinin kanıtıdır!!! (İnanmaktan caydığım anda, her şey uçup gidiyor. İbn-i Rüşt.)ALEKA KARŞILIKSIZ AŞKIM BENİM. BAKILIŞI GÜZEL MELEĞİM... BÖYLE KAL.. AŞK TANRININ KAPRİSİDİR...Cihangir de elvan kafe var, eşcinseller de gelir, selamlaşırız, çok severim onları, kültürleri de marjinaldir, ama şu var, batı kültürüne özenen bizim gibi zottirik toplumlarda basın bu insanları öne sürüyor ve hiç yoktan mesele çıkarıyor. Orada biri vardı, çay parası yoktu, halinden belli, bizim basın adamı tuttu bir gecede fenomen yaptı, adamda rolünü muhteşem oynuyor, neredeyse yalı sahibi oldu 1 yılda. Sorun şu, ülkede ucuz kahramanlar yaratılıyor ve bulmaca sütunlarından rezidansların çatısına kadar çalışmadan kazanma, bir gecede parayı bulma gibi bir zihniyet aşılanıyor. ((öyle ki loto moto oynama üzerine şiir yazan şairler var artık ülkede, nazım tilmizi üstelik, eee postmodernizm nazımizmi sürüngen, guevera yı da tişört zengini yapmakta ustadır ne yazık ki... ama günümüzde nazım şiiri yazmakta cehalettir artık tabii)) Bu ne demek, yerli araba rantabl değil diyen fason burjuvazinin bekası için yapılan piar çalışması!!!! bu ülke azılı derecede geri kalmış, hepsi yalan, AKP bile bu kesimle nikah kıyalı 10 yıl oluyor. Sonuç şu, LGBTİ sorunu yok ülkede, ülkede bir sömürge olmanın içerdeki yardakçısı ve işbirlikçilerinin ömrünü uzatmak ve bu kadına şiddet fasaryasını, LGBTİ mavrasını, kırım kongo lotaryasını, hatta korona virüsünü nöbetle piyasaya süren iç ve dış yardakçılarının işbirliğini pekiştirmek... Bu açıdan kim ki LGBTİ yi bir sorunmuş gibi öne sürüyor o dünyanın en hayasız ve işbirlikçi insanıdır. Ülkede her gün cinayet işleniyor ve işlenecek, çünkü İstanbul bir tür Meksiko, rejimde Kolombiya ile İran ve Suriye'nin laik versiyonu bir zatı sungur ülkesi. Gidin Meksiko'ya basın aynı tür haberleri yapıyor, Suriye ve İran'da bazen rahat, bazen viraneye dönmesiyle bize ayna tutan ülkeler. LGBTİ yi sorun yapan bir ülke de, o kesimin sorunu olduğu için değil, kenef ekonomisi ve temel endikasyonlarını gizlemek için paravan seçilen mankurtluklardır bu adetler. Alet olanda redingotlu berduştur!!!!! yukarıdaki iki akademisyende AKP nin maşasıdır tebrik ederim. Karşı koyar görünmenin doyumsuz işbirliği!!!! Akademisyenler zaten uzaktan kumanda, enerji dağıtım panelleridir, geri kalmış ülkelerde aksi halde kadavra olarak fakültelere bağışlanırlar!!!! Neyse ki AKP de vicdan var biraz, kodes şakasıyla yetiniyor ama öküzler çığlık atıyor gene de, eee sığırlık genlerine işledi bu itlerin, ezile ezile!!!! bakın işbirlikçi olduklarına bir örnek bu profossur takımının, kanal istanbul için hem dilber ortaylı hemde celal şengör açılabilir dedi, sonra çark ettiler ama sinyalizasyon helalliğini almışlardı bir kere!'!!! bunlar prof ossurdur!!! kaderleri budur asansör ülkelerde, bu durumda dilber ve celalin bilim adamı değil kümes hayvanı olduğu tartışılmalıdır, ama aynaya bakınca 80 milyon, dilber ve celal versiyonu milyonları görüyor, işimiz mahkeme-i kübraya kalmıştır.Profesör cahil biri, bu tip yazılarda o... kelimesi asla kullanılmaz, memur ve o... diyor, memur yasal ve toplumsal konsensusa uygun bir nitelemedir, ama o... marjinaldir, milletçe kullanılsa bile, yasal ve toplumsal meşruiyeti yoktur, hakarettir, suçlayıcı kavramdır ve kamu oyunu aydınlatma amaçlı bir yazıda bu kelimeyi kullanan azılı bir cahildir ve inandırıcılığı şüphe götürür artık. Alelade yorumda nicelik dediğimiz kitle bunu söyleyebilir ama bu kişi söylediği an, savunduğu şeyler ve görüşleri kendisini mahkum eden ve suçladığı kesimin yerinde olsa aynı şeyi yapacak tıynette biri olduğunun -kesin- tanıtlamasını verir. Profun bunu öğrenmesi ve iç güdülerinden arınması gerekiyor. Kulağına küpe olsun!!!! Bir de şu var demokratik diye örnek verdiği devletler, ortadoğuyu ve dünyayı! sömüren ve bu artı değerlerle yurttaşını ödüllendiren kanibalist ve barbar ülkelerdir, bunu bilmiyor mu bu adam, bilir, bu yazıda onları belirtsin diyemem, ama isimlendirdiği rejimler sözünü ettiği ülkelerden çok daha ahlaksız, iki yüzlü ve periferi faşizminin rejimleridir. Yok öyle değil diyorsa bu profesör idiotluktan emekli olur, mekanizmanın dişlisi olmak kadar ıstırap verici bir şey yoktur. Bu konuda da dikkatli cümleler kullanırsa cennete gider, yoksa yeri cehennem de değildir, çünkü insan değildir ne yazık ki !!!!! Harari de yazıyor bunları, ama bir ahlaksız olduğunu anlamak için zeka gerekmiyor! Gözlem yeterli!!!! Kısacası bu prof geviş getiriyor denilmesini istemiyorsa, ufkunu genişletmeli. Yoksa nicelik ankormanı olur ve yüzlerce kişi olur cenazesinde, buda onun dünyevi son gösterisi olur!!!*************************İyi geceler ruhum, ellerini öpsem bile tenini duyumsuyorum, bu başka bir şey. sevginin ötesinde. ılık bir esinti, hafif bir ürperti.Yaşınızın benim için uygun olduğuna inanmak cesaretimi artırdı. Güzelliğiniz elbette sonsuz bir armağandır ... sevgi özeldir. Sen benim mitolojimin tanrıçasısın. destek sayılmaz. güçlü olmanız yeterli. sanat destek aramamalı bence. gerçek sanat bir intihardır..******************************** itiraf etmek özlemekten iyidir. çok olgunsun ayrıca. seni mutlu etmek kolay. bir şiir, bir gün batışı, bir iç çekiş ve gözlerine dalıp gitmek.... dünyada ırk yoktur, tüm ırklar kültür ırkına dönüşmüştür kültürler ayırır toplumları artık, yazın nemagazin yalvaçlığı peygamberliği, n eçevren içi don kişotluk, ne oportünist meşguliyettir, astenik salyangoz gibi,göğüsleri tavşan yavrusu, vulvası denizlerde yitip giden bir yelkenli gibi bir çizgi, sisli, dudakları arzunun karanlık nesnesiydi.sevmek duyumsmaktır. görmek ve yaşamayı gerektirmez.********************* edebiyatımızın, şiirimizin, sanatımızın neden rakipsiz olduğunu anlayın, hayal kurmaya gerek yok, gerçekleri görün yeter, tüm dünya altına yapar!!!! gerçekten!.. aziz nesin mizahta, nazım şiirde, yaşar kemal romanda vallahi rakipsizdir. turhan selçuk, gülseli inal, ahmet güneştekin de play offdan asla düşmez. ama bir yan tesiri var bu işin, en rezil sanatçılarda bizdedir. şair olamayacak ama ortalıkta dolağıyla dolanan, loto üzerine şiir yazan, madem böyle roman yazılıyor bende büyük babamın, dişsiz büyük annemin yediği bokları yazarım diyen, çocuk kitabı diye idiotluğunun seviyesini gösteren sayısız zottirik kalça kıvırır meyhanemiz de, onun için en yüksek ve en rezil gösteriler gene de bizdedir. uçurum derinleştikçe rivayetler aklın alamayacağı kadar zenginleşir anlayacağınız!!!! şu kesindir, ne kadar nicelik çoksa, nitelik orada yüksektir. tabiatın kuralı!!! bizde herkes şair, ama en büyük şairde bizde bre hayvan!!!! aaa inanmadı, yahu böyle toplumun kendine güveni sıfırdır, kendini bilse sanatının çapı düşer ne yazık ki!!! edebiyat, sanat gerçekte bir yarış değil, doğaçlamadır çünkü..resmi zorlu olan insan sanatçıdır bence, sizinki zorlu geldi bana. bir fraksiyon sanki.bana bir şey söylemelisin, bir şey söyle, Serawit susmak, karanlıktır. haklısın. o dengeyi kurmak zor. ars longa vita brevis. sanat uzun hayat kısa demek. bence aşk sonsuz ama hayat kısa. onun için Serawit, acele edenleri affetmeyerek, kendini cezalandırıyor olabilir. Anlayış belki zamanı evcilleştirebilir. Kazanmak yenilenin zaferidir. sanat değersiz bir mücevherdir. seninle sevişseydim. tanrım borcunu ödemiş olurdu. neden yarattın diye soramazdım!çünkü Hades'de hatırında kalacak tek Dianalık bu olacak. Güzelim Aleka...Ona göre, doğru olduğunu düşündüğünüz bu tutum aslında yaşamdan nefret etmenin dayanılmaz bir yoludur, sinir bozucu bir reddetmedir.hayal edebileceğin hiç bir şey böyle bir anı kadar canhıraş bir feryada dönüşemez. ve bizler hayatın köleleriyiz.zincirlerimizi kendimiz icat ediyoruz ve tanrı sadece yapıtını izlemekle meşgul. bu yüzden bütün günahlarından sen sorumlusun. ve bir hayat kaçkınısın.av tanrıçası. seni ne kadar sevdiğimi ve son iç çekişimin senin gözlerinde solup gidişini hayal edebilseydin. eminim yalvarark bana koşacaktın.ama sen dünya hapishanesinin bir mahkumusun ve gardiyanlar senin ruhunu görebiliyor. yazık!istediğin kadar ayet indir ama benim olmadığın sürece sen bir hiçsin ve benide hiçliğe sürüklüyorsun. bu yüzden azılı bir günahkarsın sevgilim. affedilmez bir cennet kaçkınısın. ve seni unutmak üzereyim. çünkü solup gidiyorum senin bu tavrın yüzünden.III. amenofis vrbs salgınında önce 80,000 mıdırlıyı nil deltasındki taş ocaklarına göndermiş 2. önleminfeyse veba saşgınından hiç söz etmmeişKADINLARIN İKİNCİ KEMAN OLUŞUNU VE ÇIPLAK OBJE OLARAK YÜZYILLARDIR BİR YANILSAMANIN İÇİNDE KIVRANDIKLARINI BAŞKA TÜRLÜ ANLATABİLİYORSAN BUYUR!!! BOTTİCELLİ BEY!!!! (İNTERNET PORNO DOLU, İLAHİ GÖVDENİN ACILARINI BAŞKA YOLLARLA DİNDİREBİLİRSİN!)AMA HAKSIZ YERE ELEŞTİRİYORSUN. BEN İTALYAN KÜLTÜRÜYLE BÜYÜDÜM, FELLİNİ PASOLİNİ ANTONİONİ VB. SENDEN DAHA İYİ BİLİRİM. EMİN OLABİLİRSİN. SANATÇI ELEŞTİRİLMEZ O KUSURLUDUR VE SENİN GİBİ İNSANDIR, YAPITI ELEŞTİRECEKSİN. DOĞRUSU BUDUR. SEN KİŞİYİ HEDEF ALIYORSUN, YÜZYILLARIN CEHALETİ İŞTE BUDUR. GALİLE SENDROMU!!! BU GRUPTA BİR ŞEY PAYLAŞMAYA MERAKLI DEĞİLİM. ROSA TAM BİR İNSAN. İSTERSE BENİ SİLEBİLİR VE DÜNYA GENE DÖNER!!
sermaye dolşımı
O kitap okumaya başlamıştı hvapur hareket etm eden öncemusa geldi isa takdis etti musa artık ayrı muzevi yarı Yahudi dedikaradan y ürüyerek denize vapura geldi asa vesaireçok zekisiniz, ancak gelişiminiz durursa aniden komik bir figür haline gelirsiniz, hayat daha büyüktür.alkış kölelik sisteminin zarif bir tezahürüdür eleceğin dünyasında inşalar öldürülecekhitler haklı çıktıafrika parya ve serfler topluluğu olacak en iyiler abd ve asya da en üst sınıf mars ta yaaşyacakhattopluca öldüürlecekler gerekirseta mars ın sömürgesi olacak dünya işsiz sınıf en kalabalık sınıf olacakişsiz kölelertopluca öldüürlecekler gerekirse anlaşıldı tavuk çifliklerindeki tavuklar gibi davranacaklar insanlara insan atıl varlık olacak gereksiz üzt insan siber yuttaş ya da sınıf yaşayacak yaşamakta annlam değiştirecek tabi işsizle doğrudan cennete gidecekler simülasyonlarla en az bir yıl sümülasyon yaşamı sürcekler cennet te saacaklar kendilerini oysa ölü olacaklar birer ama bune gerek duyuluşa tabi yoksa ölüm en eacımasızından onları bekliyor oalcak palyatifizm ajanı, yıldızlar karanlık tünelden elmas parıltıları gibi göklerden dökülünce aydınlandım o an düşünce geliştikçe iyilik ve kötülükte ona paralel olarak gelişir, bir şey değişmaz yani, insanın biricik yazgısı budur, bunu değiştirmelidir.osmalı bakiyesi cüce kooperatifi!!!!Yahya’nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Yediği, çekirge ve yaban balıydı. tOPKAPI SRAYINDAKİ YAHYA NIN ELİ GİBİ ÜZGÜN VE CANSIZDI BAKIŞLARI.Resimde bir hata var, Yahya'nın bakışları sanki çevreyi süzüyor gibi, öldükten sonra bir süre canlı kalırmış insan ve hatta ölmekte olduğunu bilirmiş, Yahya son kez içini çekiyor ve umarsızca yazgısını izliyor olabilir!.. Doğaçlama, tanrıya, inanca ya da egemen kültüre dayalı dünyamızın primitif eleştirisi. Sembollerle ifade ama salt inancı kastetmek abartı olur, külliyen insanlık ailesinin yanlışın üzerinde yükselen bir doğrunun oluşumu olduğu ima edilmek isteniyor..Bütün öykümüz bir anomali yani!.. Ayrıca resimler başkasının, dijital imgeler benim yalnızca, bu bir hırsızlık olabilir!..Analayamıyorum bunlar aşkın tanımında yok. bizim kültürümüzde aşk yasaka elmadır. sen benim için Ying / Yangsın.bu normal YU. birbirimizi anlamak için var aşk. anlasak aşk olmazdı. aşk bilinmeyenin çözümüdür ya da benim için bilinmeyen Yu'nun gizemine kapılmaktır. bunu bana çok görme. seni seviyorum.burada aptalca bir oyun var asan kişi yada kişiler nasıl bir millet ki!!!!! ihbarcıya yüklüyorlar suçu, onlar kim neci, ee asıl soru bu ahmaklarım!!!! ve onlar kim biliniyor, söylemesi çok güç tabi, öyleyse köylüyle idare edin ahmaklık doğunun şerbetidir!!!! köylüyü suçlayan halis öküzdür, kurtuluşa ihtiyacı olmasa ihbar etmez!!!! peki ya ötekiler işte onlar hangi millet canlarım benim!!!! hiç bir hareket yoksullar için yapılmaz tarihte, 1789 lüi ve antuvaneti devirmek için yapıldı, köylülerin haberi bile yoktu olaydan!!!!!! boşevik devrimi petersburgda başlayıp bitti, vladivostok olanları 3 yıl sonra duydu!!!!! devrim halk hareketi değildir, o işin medyatik yanıdır. 3000 gezici sokağa çıkar, kars taki sela okur!!! bu her zaman böyledir! köylüyü kitleleri suçlamak teorik yaygaracılıktır. hareket başarısızsa, benim oyum çobana göre iki sayılmalı mandalığı devreye girer yani!!!!dudakların ne kadar muhteşem biliyor musun Natasha, ağzımın içinde onların uyuduğunu hayal ediyorum. ve kalçaların bana değer değmez ürperiyorum ve kurt gibi uluyarak orana giriyorum sevgilim.seni sevdiğm için konuşuyorum. resimlerinde birazda anlam arayışına gir. güzel, dekoratif ve mekanik resim çok dışa bağımlı resim bence. Lisaizmi ara!Tanrı şikayetçilerden iğrenmiştir. Şikayet etmek, mırıldanma ve olumsuz konuşma hepsi şeytanın dilinde yapılır ve bu konuşma bunu konuşup duyan için zararlıdır. Şikayet etmek, mırıldanmak ve olumsuz konuşma çaresizlik ve hastalık, hatta ölüm ve sonsuz lanet yaratır. En büyük şikayetçi tanrıdır. Meleklerine şikayetlerin yazılması emrini vermiştir. Adı günah. Kendisi bir soytarıdır, hem şeytanı yaratır hem sevaptan söz eder, beceriksiz bir marangoz ve oğlu da marangozdur. Aptal kutusu!Ev tüylerle yürüyebileceğiniz bir yer.bak Jennifer, sanat anlayan içindir. sen anlam yüklüyor ve sanatçıyı belki de aşıyorsun. bu bir gizemdir ve gerçek sanatçı sensin. yani gerçek sanatçı izleyicidir bazenyapan kişi aracıdır artık. ben senin bir düşünce insanı olduğunu anlıyorum ve büyük bir saygı duydum inan ki. sanatçı sensin bence. bu sözler alışılmış şeyler. alışılmamış olanı yapmalıyız. nasıl farkıl görüyorsan işleri, eyleminde farklı olabilmeli. yoksa bu düşüncen bir klişe olmaktan öteye gitmez. seninle en azından ruhsal işbirliğimiz olabilirdi. çünkü sanat yalnızlıktır. ama düşünce yalnız kalamaz!!! bu bir zorlama değil, övgü kof bir şeydir. beğeniyorsan iletişim ve kalıcı şeyler olmalı. bence ama!bu bir zorlama değil, övgü kof bir şeydir. beğeniyorsan iletişim ve kalıcı şeyler olmalıdır. alkış dünyevi bir sıradanlıktır. bence ama! şunu demek istiyorum, beğenin içini dökme arzusu beni bağlamıyor, beni ancak senin işlevinin olması heyecanlandırır. ikiside bir tür bencilliktir.ama herkes gibiyim bende. teşekkürler ve öpücük. her insan sıradan gideceğim yasak nedeniyle. seni kalbime yazdım her zaman görüşürüz.sevgiler bu bir borç ruhunu yansıtma. kucaklıyorum - ayamıyorum!Bunu ancak tanrı yapabilir, muhteşem bir anomali! ben dinin ve yürürlükteki kültürün bir baskı aracı olduğunu, yeni bir dünya ve uygarlık yaratmamız gerektiği düşüncesini ima etmek istiyordum. yukarıdaki gezegen başka bir dünya olmalı mesajını amaçlıyor. ama evren sınırlı, düşünceler sınırsızdır tabi. senin paylaşımların tek tip ve bir üslupun olduğunu kanıtlayan şeyler. sen bir sanatçısın. ama ben köyde büyüdüm. açık söylersem bu görüntüler altında büyüdüm ve çok mutluydum. senin görüntülerin bana yabancı değil. onun için pek heyecanlanmıyorum. ama seni anlıyorum. seni seviyorum. sen incelik dolu, narin bir ruhsun. kırılabilirsinde. insanlar kaba, bende dahil. senin benim olmanı isteyecek kadar fütursuzum. çünkü ruh birliği kalbin atışlarını bozuyor!.. Jennifer, sevgi ile yaklaştıkça aynı cevaplar veriliyor bunu biliyorsun değil mi, senden aşk dilensem bile hoş gör. çünkü bu ruhun sevişmesi bedenin değil. Bunu lütfen anla... ben seninle yazarken sevişiyorum. bunu anlayacağını biliyorum. bunun nedeni, bütün bir dünyadaki yalnızlığımız.... sana minnettarım. ama bu çaresizlik değil. Jennifer'in ben olması. kendimi görüyorum onda. ruhun kardeşliğini görüyorum. ve sarılmak istemem bunun, korkunç bir isteğe yol açmasından. ne güzel konuştuk sen çok güzelsin. seni hiç görmedim belki de yoksun. ama tek olduğumuz için bu sorun değil. ente ene ene ente! sen bensin. ben senim.bazen sevmek duygusu da yetebilir insana, sevmek. seni sevmek. bu görmeyi gerektirmeyebilir. görme arzusu taşımaktır belki de görmek... onunla olmak demektir belkide onu arzulamak. hiç bilemeyiz.anlatamadım. bilim diyor ki, atomlarımız temas etmedikçe öpüşmüş olamayız. bu yüzden yan yana gelsek bile özlemlerimiz dinmeyecektir. Sisifos söylencesidir sevmek!..karmaşık olmanın cazibesi yok. paradokslardan söz eden karmaşıktır diyemeyiz. karmaşıklık bir durum. bilginin versiyonları. İspanyol kadınlar çok güçlü ama femme fatale bir ruh içindeler. Kara romantizm. Jennifer dünya yalnız resim ya da ikimiz değiliz. konuştukça birbirimizden uzaklaşabiliriz.!!!! yani Padova'da yaşıyorsun Oraya geldim ve şimdi adını unuttuğum kitapçıya girdim, hatırladığım kadarıyla sakin ve nehir vardı. Seni görürsem seni nehirde yıkardım, çünkü sen bencilsin. Sen kışkırtıcı bir türsün, ben de benim olmak için dua ediyorum !!! Nymphomaniac ve frigits arasında çok garipsin. benim için kusursuzsun. İstanbul'a gelirsen kemiklerini estetik hale getireceğim. kültürlü fahişe !!!ruh dilencisi gibi çağımızda bu tüe hak arama modası geçti...işte senin gibiler, insanı perişan eder. kraliçesin dersin, kurada ben seçildim der, dünya güzelisin dersin, ikiz kardeşim var der, benim olur musun dersin, baş döndüren bir kahkaha atar, öpersin, Milo venüs'ü gibi cansızdır, ben seninle hastalanmak iztemiyorum. sana aşık olmayan yoktur, ama nasıl söylesin, deli derler!..gördüğüm en muhteşem ama parapsikolojik bir kadınsın. senden ayrı yaşamak ıstırap. seni tanımak istemezdim. ruhumuz perişan ölüp gidiyoruz sonuçta. delirmek zevkli ama sonuçta büyük bir ıstırap.ben ressam değilim. edebiyatla meşgulüm. bak sana bir kitabımı göstereyim. belki delirir, sürünerek ölmek için kollarıma gelirsin. seninle öbür dünya provası gibi sevişeceğime emin olabilirsin. bir tapınma ve son iç çekiş gibi. ruhum karanlıkta damarlarındaki kanda yüzebilir ve sen buza dönüşebilirsin. ve artık iki sfenks gibi oluruz sonsuza dek...gelmelisin Jennifer senin delinim ben. muhteşemsin.Jennifer senin kalbini fethetmek için ne yapabilirim. yalvarırım söyle. ruhum sana kavuşursa. ölümsüz olacaktır.biraz pejmurde ve boyu senin kadar değil belki ama san aşık olmak için biçilmiş kaftan. o bir deli. bu dünyada jennifer i anlayacak tek mahluk, sevişmek için de primitif tapınmaların tamamını biliyor ve Jennifer'i tanrıyla bile paylaşmayacak kadar çılgın Jennifer benim olmalısın sevgilim. Sana tapıyorum. inliyorum. canhıraş tutkular sarıyor bedenimi. ne olur benim ol.Jennifer benden sağlıkla yazı bekleme, yazıyordun vazgeçtin. bir şey yapamam . büyücüsün benim için. sana normal davranamam. ben böyleyim. çok fazla etkileyicisin benim için. ruhum sapıyor. edebiyat insanı güzellik karşısında afallar maalesef. ve saçmlar. afazi olur. bunu anlamadığın takdirde konuşamayız.Liana aracılığıyla pazarlık orospu çok seksi çünkü sen köle altında yatan, resmin altındaki Roma kraliçesi gibisin. Sevgili kaltak.Amerika tarihsiz, köksüz bir ülkedir, böyle derin şarkılar yaratamaz.Bu yüzden Amerikalı değil, seni ben anlıyorum sevgilim.Empresyonizm sisli Londra ve sefil Fransa'nın fason burjuvazisinin kır gezintilerinden esinlenen bir resim akımıydı, günümüzde bu belirsiz ve moleküler tarzın göze hoş gelmeyen yanını, Heisenberg'de kurtaramaz Liana, bir deja vu olan bu resimleri paylaşman, işsiz ev kadınlarının ve cahilliğin bir tercih olduğunu kanıtlayan motamot erkeklerin yaptığı evcil resimlere benziyor, hala bunları paylaştığın için hayıflanmalısın, sanat sanat değil artık, resimde resim değil, başkalarının değil, kendi zamanını bile çalmaya vaktin yoksa, iyi yoldasın demektir!!!ben alırım ama seni, absürt yapın beni tahrik ediyor, yalarım bütün arazilerini!!!sanat biraz delilik ister evleri kuşları ağaçları yapma orospu karı, onlar resmin konusu olmaktan çıkalı yüz yılı geçti,malevich vasraely ernsrt seni açar resmi öğrenirsin, ürkek serçe gibi bakıyorsun zaten,senden ancak morgda kadavra olur, ban gelirsen kurtulursun, çünkü ürkekliğnini ehli bir canavara dönüştürecek tek mahluk benim, koş sevgilim çabuk olfiziksel ve tinsel mekanve Childland da yaşıyorduson bir şey söyleyeyim. her sanatçıyla anlaşamazsın, arkadaş olamazsın. burada öyle sanatçılar var ki, rezaletten öte. cehaletin tarifi şu bence, senin kültürüne uzak ve kendi kültürünü bir dogma gibi yansıtan kişi zır cahildir. onunla beraber yaşamaya kalkışmak cehennem provasıdır. bana neden arkadaş bulamıyorsun diyorlar, işte ben 112 kemikli bir canlı, sanatçıda olsa anlaşamam. ruh terazisi evet bu insan olabilir demeli!!!Mona Lisa'ya benziyorsun. evcil bir huri! evinin rahibesi. sen boşansanda bana gelmezsin. ruhun katolik senin.HERKESİN BİRBİRİNİ SUÇLADIĞI BİR DÜNYADA, GÜÇLÜNÜN ADALETİ VE DEMOKRASİSİYLE DÖNEN BİR DÜNYADA, HAKKINI ÖLÜM ORUCUNDA ARAYAN BİR İNSANIN SON İÇ ÇEKİŞİ VE SON BAKIŞI, HİÇ BİR TABLO ONUN YÜZÜNDEKİ ANLAMI VEREMİYOR VE GÜNAHKAR OLANI ARAMAYIN ADEMİN ÇOCUKLARI, YALNIZCA İLK TAŞI KENDİNİZE ATIN YETER VE GEÇMİŞİNİZE BAKIN, BİR DEFACIK OLSA BİLE!..diyor ki, felsefe zaman kaybıdır. 2019 yılındayız ve Aspasia tam 2500 yıl önce yaşamış, düşünceye karşı değilim, absürt veya ahmakça olsa bile, ama felsefe şu demek, -Bir Düşünce Üretmek- yani düşünceyi aramak, yani Murat Bardakçı felsefe ahlaksızlıktır dese dahi, bir tür felsefe yapmış olur, evrende ki her edim, her oluşku bir felsefeden kaynak alır kısacası, tanrının varlığı ve yokluğu felsefi bir sorundur, buzdan çöller veya ne güzel koku ya da aşk öldürme arzusudur demek, hepsi felsefi kaynaklı birer yaklaşım, bir tür düşüncedir, düşünsel arayış kaynaklı söz ya da söz dizimidir, Dinlerin tamamı felsefi birer yaklaşımdır, tümü felsefe çıkışlı insani edimlerdir. Tanrının evreni, insanı yaratması felsefi bir tutumdur. Kısacası önce söz vardı ya da önce tanrı vardı desek de, önce felsefe vardır. Tüm bunların adı, çıkış kaynağı, olabilecek her oluşkunun köksel tanıtına felsefe denir ki, önce FELSEFE vardır. Varlık bir felsefe olmadan var olamaz, bedenlenemez, her şey bir felsefenin ürünüdür. Murat bardakçıgillerin sorunu şu; Böyle bir durum varken, felsefeden kaçınarak, kendi varlığını hiçlemesi, evrensel varoluşu bu tür bir yaklaşımla hiçe sayıp, yoksayarak, bugün nedenini ve yanıtını aradığımız doğu vurdumduymazlığı ve dünya uygarlığına kayıtsız kalmak, herhangi bir katkı yapmaktan neredeyse kaçınan, miskinlik ve uyuşukluğa indirgenebilecek bir ölümseverlikle, öbür dünya gailesinin ağır bastığı bir yaşamsal sefaletin ve pejmurdeliğin; Bilerek ya da bilmeyerek katkıda bulunur olmak veya bu pasifizmi savunur olmalarıdır. Tanrı kendini duyumsayabilmek için; evreni ve insanı yaratmıştır bir görüşe göre, bu açıdan bakıldığında onun eşsiz yapıtına katkıda bulunan, düşünen ve bu yolda çabalayan her insan; ancak tanrıya inanıyor olabilir,Onun nimetlerine kavuşmaktan başka bir amaç taşımayan ve de yalnızca o yolu düşünüp, tasımlar veya çabalar görünen biri, olsa olsa bir münkir ve belki de bir hayasızdır tanrı indinde!.
Felsefe zaman kaybıdır demek işte o kapının açılmasını gereksinen bir yaratılmış ve o yolda tükenip gidecek bir varlığa yol açmak olur ki, bu tanrıyı başarısız kılmaktan öte hiç bir işe yaramaz ve tanrıyı kusurlu da kılar ki, nedeni sonucundan çok daha büyük bir günah olan bir-zaman kaybına- yol açacaktır artık!svaş ge misin eatt tılarfilm dek ibaştaolange miyegöçmenlergeldiku rtarılan laronların için den biri sva şgemisine at tı
veogem i batt ı
yan dı dahado ğrusu
ben an la ma m filmden b unu an ladım
d a
çünk ü b en film leri kendi kafama g öreyorumlarım hiçdikkatetme m
1900 şahane dirama b irin cisien güzeldir
ben ceUlus
yah ufilm ler b izişaşırtm alı macera fil m leri ben işaşırtmaz ne kadar beğen sen mde kelebe kv eyatitatn ikfilmi ben id e h şete düşürüradre sıfır kelebe kv eyatitatn ikfilmi ben id e h şete düşürüradreUlus
kumların kadın ıolan aksızbirin san lıkhalin ipsikolojikbirinsan na turasın ın nehalegeleb ileceğin ian latıyor
tab ikihepsin den muazzam v eun utulmuyor
solaris ben ih erzilediğimdedehşetedüşürüyor
ama kork ma değilb u
ürkmedeğil
beyin selşaşırma
şo k
anlatamam
b a şkab irdün ya
sev diğikadın ın bireb irayn ısıbirkadın
vesev diğinin kopyası
can lıve insan y na i
ama o kadın diyork i
sen ben isevmiyorsun
tümüyleilk kadın ama
b öyleolun ca
sev gin in zama n ve me k anolduğun uan lıyorsun
k adın oradafigürolarakkalıyor
korkunç birşey
yan isevgiinsan lık l a ilgili değil
zaman ve mekan üretiyor on u
şimdi nasılsolarisiiun utacaksın
titatnik fi lan film değilozamna
ti ta n i k koşturmaca
elini tutma
ağlama gitme filande mek
ama solarisbun ların ne de n böyleolduğunu analtıyor ve beynin duruyor
hayatabirga ripbakmayabaşlıyorsun
hastalanıyorsun y an i
ben dşyorum ki
sanat m utlu etmez hasta eder
!!!!
etmelidir ya da !! !!!
kumların kadını in san ıbozuyor
solariskafasısıskatlı yo rin san ın
Ulus
Gemi gidiyor filminde bombayı hangi gemiye attı tam anlayamadım orayı. Kendilerini isteyenlere mı yoksa sanatçıların gemisine mi
1900 ü izledim 5 saatten fazla...
Gizem acıya dikkat etmemektir:
Acı kaçınılmaz ve gerçek
Bana kızgın bir güneş gibi bağlandı
Bu, ay ışığının iyileştiremediği şeyi içimde yakıyor.
Korkunç küçümseme ve güneş parlaması
Beni kuma çökebilir,
Yine de bu cazibeye ve acıya,
Kararlı ve güneş yanmış bir el sallıyorum.
Güneş ışığı yüksek sesle bağırsa da,
İstediği deliliğe yol açmaya yatkın,
Felsefi tonlarda geri çekiliyorum
Ve orada gizem ve madde dinleniyor.
Ben ararım ve düşünce mağaralarını keşfederim,
Ve uyumak için Pierian suyunu iç
Güzel rüyaların koynunda dinlendiğim yer
Cevaplar kırılıyor ve alnımdaki sıçramamda.
Çıplak parmaklarımla ateşi söndürüyorum,
Yine de beynimde çıplak parmak yok
Düşüncelerim ışıklı maça yakın değil
Yağmur gibi başka yerlere karıştı.
Görkem ve sevgiyi hissettiğim için acı hissediyorum!
Gerçekten acıdan yayar ve parlarım:
Verdiğim ihtişam salıvermenin acısı,
Hissettiğim aşk sınırladığım acı.
Burada çölde parlıyorum ve galip geliyorum
Yağmurun rahatlığı veya rahatlığı olmadan:
Acı olmadan gizem ya da zihin yoktur,
Gizem acıya dikkat etmemektir.
...