28 Ocak 2021 Perşembe
































































































































 















































 

 

 

 

 

 

MAHCUP

(Bayağı Şiir)

Kıyamet günleri yaklaşıyor artık dünyada

Korona biricik tacımız ve başka kraliçe de yok karalarda

Sen Harun Reşit’in kızısın, saklanıyorsun Bağdat’ın oralarda

Sonbilge kuyruklusu geçti dünyadan dün, kimse

Çevirip başını bakmadı gökyüzüne

Dünyadan umudum yok değil

Dünya yok artık bu dünyada

*

Sen mahcupsun, ben mahcup, o mahcup, hepimiz öyle

Neden böyle oldu Havva’nın çocukları

Adem’in hayalleri, Dekameron, Kenterburi

Bin bir gece masalları

*

Mahcup, gülümseyerek bakıyorum artık yıkıntılara

Ölüleri gülümseyerek sayıyorum ve iyi ölümler diliyorum yaralılara

Tanrı, melek ve kitap dolaptaki konserve çeşitleri

Şeytan hala iyi, ama sarılmaktan başka bir işe yaramıyor

*

Katliamlar diyorum, eşittir lahana bahçeleri

Roketler, Mars’a giden destroyerler

Eşittir Judas'ın günlükleri

Yaşam, bir varmış, bir yokmuş

Moda, kremalar, ağızdan taşmış rujlar

Köleler, çarmıhlar, halayıklar, ulaklar

*

Her şey self service, her şey açık büfe

Her şey ordövr tabağı ve her şey

La grande bouffe.

*

Açlık, bonfile, her şey bir mahcubiyet ve şaşaa içinde

Her şey kıyamete benzeyen bir kıyamet biçiminde

Yeryüzünde kıyamet, içimizde kıyamet, o her yerde

*

Artık ölüm ve yaşam iç içe

Hiçlik hiçlik içinde, korona kraliçemiz.

Tanrı gene var ve tek bir soru var şimdi,

Adem nerede…


RAB'İA

Yüzer kaplan denizinde iman tüylerim.
Ben neyim...

Eşkenar ayetler sorgular bedenimi.
Çakarlar çarmıhı.

Deltoit surelerde kendimden geçmekteyim.

Çıkrık suyu şıkırdıyor bulanık doruklarda.
Zirkonyumlar içilen bir cennetteyim.

İşte dört ayağıyla geliyor Mustafa'nın Mushaf'ı.
Ölümü öldürmeyin.

Işık kozaları yüzüyor, çanlar çalıyor, tan ağarıyor.
Dağlarda kanatsız melekler, saydam kelebeklerleyim.

Ve gördüm Beyrut'u ve Sakkara'yı ve işte kırk ayet Hümeyra.
Okudum harfleri tek tek, döküldüler içime...

Ve Lamelif, yavaş yavaş belirdi sularda.
Ve işte geliyor beklenen Huma kuşu.

Esirgeyen, bağışlayan rabbimin adıyla.
'Om Mani Padme Hum'

Rabia!..

 


SATÜRN

'Meryem Rabia'ya

O sultan evinin perisi
Şu gölgelik ve pınarların delisi
Mısır püsküllerinin altın sarısı 
Orman üzümlerine eliyle varan

O maral gözleriyle izler kırları

Çiğ damlası süzülür kirpiklerinden
Onun için savaşır tanrılar
Onun yüreği Mars rahiplerinin evi
Şeytan'ın azgın terörü kızıl şiddeti

Su tanrıçalarıdır o
Güvenlik ve pekinlik
Türe ve bilgeliktir

Pan dizelerini onun için yazar

Tarla kuşu öter onun için
Onun için gezinir korunun hayvancıkları
Geçen gün Romulus göğe uçtu

Keçi bataklığı kurudu

Colline kapısının bakireleri onu arıyor
Örümceğin ağı sarıyor demir kalkanları
İki ağızlı kılıçları pas kemiriyor şimdi

Lirimizi akort edelim

Marathon boğası özlüyor onu
Olimpiyatların altın bacaklısı
Theseus'un hayaleti

8 gibi o ilk karenin ilk çifti

Ey meşe ağacının narin çiçeği
Ilık hamsisi Euksenie'nin 
Yabanıl kırların halkalı güvercini

Karanlık İskit korularında amazon

Yanıma gel kaderimizi deneyelim
Pallas'ın yayı göklerde işte
Güllerde ölüp gidecekse

Attika ovasında nazlı bir lale

Gözleri Miltiades'in kupası
İllirya kıstağının yaban çiçeği
Su şırıltılarının perisi

Niobe...

Orası Peleponez yüreğim değil
Burası yüreğim Peleponez değil

 



 

 

 

 

 

SEN

Gözlerin totemim benim
Ruhun korkuluğum
Parmakların pusulam
Burnun kutsanmış 
Dudakların Kâbe'm, secdem.

Onun bakışları içime işlesin
Onun ovası yüreğimi beslesin
Onun ruhu bir gölge gibi yolumu çizsin
Onun salınışına iman etsinler
Onun kulu, onun eli, dili olsunlar.

Ben onun körü olayım
Kamber'i Mecnun'u olayım
O kutsal ellerini yüzüme sürsün
Gönül gözüm yürek evim açılsın.

Rabia kapısının eşiği 
Salınışlarının beşiği olayım
Yaradan onun alımına kapılsın
Sonsuz özlemlerle baksın ardından.

Onun gidişiyle ateşlerde yanayım
Cehennemlerde kavrulayım
Günahlarımın ödeşkesi bittikten
Etim kemiğimden ayrıldıktan
İmanım ve inancım kül olduktan sonra
Onu cennette solurken bulayım.

Onun ben olduğunu anlayayım.










SEN

Gözlerin totemim benim
Ruhun korkuluğum
Parmakların pusulam
Burnun kutsanmış 
Dudakların Kâbe'm, secdem.

Onun bakışları içime işlesin
Onun ovası yüreğimi beslesin
Onun ruhu bir gölge gibi yolumu çizsin
Onun salınışına iman etsinler
Onun kulu, onun eli, dili olsunlar.

Ben onun körü olayım
Kamber'i Mecnun'u olayım
O kutsal ellerini yüzüme sürsün
Gönül gözüm yürek evim açılsın.

Rabia kapısının eşiği 
Salınışlarının beşiği olayım
Yaradan onun alımına kapılsın
Sonsuz özlemlerle baksın ardından.

Onun gidişiyle ateşlerde yanayım
Cehennemlerde kavrulayım
Günahlarımın ödeşkesi bittikten
Etim kemiğimden ayrıldıktan
İmanım ve inancım kül olduktan sonra
Onu cennette solurken bulayım.

Onun ben olduğunu anlayayım.