2 Mart 2016 Çarşamba

KAKNUS

a2+3= Zeynep'in saçlarının karesi. / Gece ampul kendini şarj etti. / a2=aa! / İşte sular kesildi. / Gel, / kirpik aktı!.. / Litros Yolu'nda elektrik çarptı. / a / sanki ters bir g / kitabın aynasındaki adam / sudaki görüntü / gibi. / Entropi sana, / paratoner yukarı dedi. / soğuk sanrı zaman, / yöneye akar / düzen bozunması. / yıldız ısısı / ışık körelir / cenin yaşlanır / tümleç eşitlenir / ölü çağ bulut içer. / soğuk algı / evrensi töz / a2+3= iserak nınıralças ni'penyeZ

*




DIŞKI

Dışkıyım ben...

Posa.

Yaşam, dünya, evren, tanrı, melek, kitap, çocuk, ölüm, savaş, barış, köpek, çitler, begonvil, fil, penguen, sümbül, dağkeçisi, yağmurluk, fistan, cam ve füzeler gibi, bende bir nesne, bir varlık ve bir hiçlik ve her şeyim.

Bana değer verebilmeli, önem atfedebilmelisiniz, boşaltım istasyonlarımın adı Winston Churchill'dir.

W.C.

Ben yaşamın olmazsa olmazıyım.

Marathon'da, Dandanakan'da, Waterleoo'da, Pearl Harbour'da olan biteni anlatsam beni kutsardınız.

Bir gün yoldan geçen bir dervişe dedim ki, sakın şaka sanmayın, dünyada en zor şey nedir?

Yanıtını hiç bir zaman unutamam...

Peklik!..

Kabalığımı hoş görün ama lütfen beni küçümsemeyin.

Size yaşamın en kritik cesameti, gizi nedir diye sordular yüzyıllarca?..

Nedir benliğimizin ve yaşamımızın cevheri?

Ateş, toprak, hava, su...

Usumuz, yüreğimiz, kanımız, ellerimiz, yok hayır, tanrı parmağımız!..

Öyle demeyin tanrı parmağımız olmasaymış, hiç bir şeyi kavrayamaz, toprağa bağlı bir canlı, her hangi bir varlık veya bir sürüngen, öylesi bir hayvan gibi kalakalırmışız!..

Kanalizasyonlar, lağımlar, gaita yolları, gübre istasyonları, dönüşüm siloları...

Dünya onlarla döner.

Yaşamın olduğu her yerde o vardır.

Lağım kefali, bok böceği, sıçırgan otu, Milanlı Kaka, kakaolu kek, sıçangiller, sıçrayan top (football), boks, bok kokarcası (çiçek), sözcük oyunlarıyla dolu dünyamızda, düş gücümüze oyunlar katan varlıklar!..

Sırada satirik bir olay var!..

Temel ve Cemal ıssız dağda dolaşırken tepenin ucunda garip bir nesne görmüşler, Temel, bence bu bir uzaylı diye titremiş. Cemal tuhaflığına şaşmış arkadaşının, alayla belki de insandır o demiş, olmazsa bir hayvan... Yaklaşmışlar tepeye, hacet gideren bir adam!..

Cemal küçümseyerek demedim mi demiş gördün işte!..
Temel hayır demiş, sıçan bir uzaylıyı ilk defa görüyorum!..

Prometheus ateşi tanrılardan çaldığı için cezalandırıldı ve yalçın bir dağda zincire vurulduğunda, göklerin kartalı her gün ciğerini yiyerek, ona işkenceler ediyor ve pisliği o kadar birikiyor ve o kadar kötü kokuyordu ki Herkül onu kurtarmak için yanına yaklaşamıyordu. Yüzyıllarca yağan bir yağmur Prometheus'un pisliğini uçurumlara akıttıktan sonradır ki, Herkül ona yaklaştı ve kurtarabildi.

Dışkı eza ve sefamızdır.

Dönüp bakmadan edemediğimiz, genlerimizdeki kendimiz...

Ona saygı duyabilmeliyiz. Sevebilmeliyiz...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder